AKŞAM | DUNYA | 07 KASIM 2009, CUMARTESİ
Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında tutuklama kararı çıkarılan Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in Türkiye'ye gelecek olması Batı'yı rahatsız etti. AB, Türkiye'yi Beşir ziyareti öncesi uyardı.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Onlar ne karışırmış' sözleri ile tepki gösterdi
Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Darfuz krizi sırasında 'insanlık ve savaş suçu işlediği' gerekçesiyle hakkında tutuklama kararı çıkardığı Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in pazartesi günü İstanbul'da yapılacak İslam Konferansı Örgütü toplantısı için gelecek olması nedeniyle, Türkiye'ye Batı dünyasından yapılan baskılar arttı. Avrupa Birliği dün Ankara'yı, uyardı. AB Dönem Başkanlığı tarafından yapılan uyarıda, 'Türkiye'nin katılım sürecinde Avrupa Birliği politikalarıyla uyumlu olmayı taahhüt ettiği' hatırlatılarak, 'El Beşir BM gözünde de Lahey nezdinde de suçludur. Böyle bir kişiyi ağırlayacak olmanız AB normlarıyla uyuşmamaktadır' denildi. Ankara ise hem Ankara, hem de Brüksel'de AB makamlarına 'El Beşir İKÖ toplantısı için geliyor, biz dönem başkanı olduğumuz için toplantıya ev sahipliği yapıyoruz. Bu nedenle geliyor. Özellikle ikili temas için davet edilmedi. Bu konuda bir sorun varsa, muhatabı biz değiliz, İKÖ' bilgisini verdi.
'GÖZALTINA ALIN' BASKISI
Uluslararası Ceza Mahkemesi, geçtiğimiz mart ayında, Sudan'ın Darfur bölgesinde 300 bin kişinin ölümü ve 2.5 milyon kişinin yer değiştirmesine neden olan krizde, savaş ve insanlık suçu işlediği gerekçesiyle Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir hakkında tutuklama kararı çıkartmıştı. Sivil toplum örgütleri ve dünya medyası, Sudan liderinin Türkiye'de gözaltına alınmasını istiyor. Türkiye, Roma'da imzalanan Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne taraf olmadığı için alınan tutuklama kararı Ankara'yı bağlamıyor. Dışişleri Bakanlığı, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin bu konuda bir açıklaması ya da kararı olmamasını da esas alıyor. Bu nedenle Türkiye, Beşir hakkında hiçbir işlem yapmayacak. Karardan sonra konuşan Ömer El Beşir, mahkeme üyelerine 'o emri yırtıp yiyin' demişti. Kararı kabul etmediğini ve onun 'neo-sömürgeci' bir planın parçaları olduğunu savunan El Beşir, daha sonra Katar ve Mısır'ı ziyaret etmişti.
DAVUTOĞLU: NOTA VERİLMEDİ
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, AB'nin Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in Türkiye'ye yapacağı ziyaret dolayısıyla Türkiye'yi protesto ettiği iddialarını yalanladı. Türkiye'nin İSEDAK toplantısına ev sahipliği yapacağını hatırlatan Davutoğlu, uluslararası toplantılarda ev sahibi ülkeler, nasıl söz konusu uluslararası kurumun kurallarına göre hareket ediyorsa burada da aynı durumun söz konusu olduğunu söyledi. Diplomatik kaynaklar da AB Dönem Başkanlığı'nı temsilen müsteşar düzeyinde bir diplomatın Dışişleri Bakanlığı'na gelerek, konuyla ilgili olarak AB'nin pozisyonunu anlattığını, buna karşılık Türkiye'nin kendi görüşlerini açıkladığını belirttiler. Türk kaynaklar, bir protesto notasının verilmesinin söz konusu olmadığını kaydettiler.
WSJ'DE İSRAİL VURGUSU
El Beşir'in İstanbul'a gelecek olması Wall Street Journal'da da yer aldı. Ziyaretin, Ankara'nın İsrail ile rutin bir askeri tatbikatı iptal etmesinin üzerinden bir ay geçmeden geçekleşeceğine dikkat çekilen yazıda, 'NATO üyesi Türkiye, El Beşir'in, hakkında tutuklama emri çıkartılmasından sonra ziyaret edebildiği en Batılı ülke olacak' denildi.
GÜL SERT ÇIKTI
AB'nin Beşir uyarısının ardından Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Onlar kim oluyor da nota veriyor' diye rest çekti. Gül, Elazığ'dan ayrılmadan önce gazetecilerin, Avrupa Birliğinin, Sudan Devlet Başkanı Ömer El Beşir'in İSEDAK toplantısı için İstanbul'a gelecek olması dolayısıyla gösterdiği tepkiye ilişkin sorusuna, gülerek: 'Onlar ne karışırmış ki. Kim kime nota veriyormuş' karşılığını verdi. Cumhurbaşkanı Gül, El Beşir'in katılacağı İSEDAK toplantısının bölgesel bir toplantı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: 'İslam Konferansı Teşkilatı çerçevesi içerisinde yapılan bir toplantı bu. İkili bir ziyaret değil. Bunlar çok taraflı ziyaretler, milletlerarası bir örgütün üyeleri olarak herkes ziyaret ediyor. Dolayısıyla da herkesin böyle görmesi, böyle anlayışla davranması gerekir'.