21. yüzyıl faşizm versiyonu, uzun süredir Avrupa'da tasarlanıyor.
Avrupa uygarlığının sapkın zihin ürünü faşist eğilimler, sağ siyaset içinde yuvalanıp, yabancı düşmanlığı, göçmen karşıtlığı olarak tezahür
ediyor.
Yabancılık ve göçmenlik üzerinden kurulan milliyetçi, ırkçı pratiklere Müslümanlar da dahil edilerek, 'geniş öteki' cephesi oluşturuldu.
İşsizlik, bozulan ekonomik ve sosyal denge, Avrupa'nın kaybolan zenginliği, kapitalizmin Uzakdoğu'ya kayması, ırkçı ve ayrımcı söylemleri tırmandırıyor.
Nefret objesi olan yabancılar, Avrupalıların işini, geleceğini, refahını çalan, sosyal parazitler olarak görülüyor.
İnsan hakları ve demokrasi söyleminin yanı sıra 'milli duyguları' tahrik edecek ifadeler, siyasetçilerin dilinden düşmüyor.
Politik gündemi 'yabancılar' üzerinden tartışan Avrupa, siyasi ve ekonomik başarısızlığının günah keçisi olarak da 'yabancıları' seçti.
Yerli emek ve işsizlerin' milli kimlikleri' okşanarak sosyal krizin kefareti yabancılara yükleniyor.
Irkçı hakaret, tahrik ve aşağılamayı 'ifade özgürlüğü' içinde gören müsamahakar tavır yayılıyor.
Faşizmi gölgeleyecek kisveler olan medeniyet çatışması, dinler savaşı ve teröre sığınılıyor.
Hollanda'da milli tarih dersi konuldu, milli şuur yapılandırılmasına girişildi.
Avrupanın ırkçı hareketlerinin haritası Almanya, Avusturya, Danimarka, Hollanda, Fransa, İtalya ve İsviçre'de belirginleşiyor.
Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu Üyesi eski Berlin Eyaleti Maliye Bakanı Sarrazin, geçenlerde Belin'de yaşayan Türk ve Arapları, kentin ekonomik, kültürel, sosyal yaşamına katkıda bulunmayan 'işe yaramayan' grup olarak nitelemiş ve Türk kadınlarının, sürekli başörtülü küçük kızlar ürettiğini söyleyerek, göçmenlere karşı olduğunu açıklamıştı.
Kapitalist finans sisteminin 'eski kalbi', tarafsızlık kisvesiyle kanlı ve kirli bankacılık merkezi olan İsviçre'deki İsviçre Halk Partisi (SVP) %37'lara varan halk desteğiyle 'faşizmin bayrağını' açtı.
İsviçre'nin geçmiş cennet günlerine dönebilmesinin, yabancılardan temizlenmesiyle mümkün olduğunun propagandasını yapıyor.
2007 yılındaki seçim kampanyasında İsviçre bayrağı üzerindeki karakoyunu (göçmenler) tekmeleyen akkoyunlar (İsviçreliler), afişiyle SVP, göçmenleri sınırdışı etmeye çağırıyordu.
Yine İsviçre pasaportuna uzanmış, kapmaya çalışan koyu renkli eller posteri ya da leş kargalarının (göçmenlerin) yediği İsviçre pasaportu afişleri bütün İsviçre'yi kaplamıştı.
The Independent gazetesi, SVP'in yaptıklarının Nazi Sippenhaft yöntemlerine benzediğini iddia etti.
İsviçre şimdi 29 Kasım'da referanduma gidiyor.
İsviçre'de yaşayan Müslümanlar için minareli cami inşaatı yapılsın mı, yapılmasın mı sorusu halka sorulacak.
Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri bu referandumu eleştirerek, 'Halkın korkularının siyasi olarak istismar edilip, yabancı düşmanlığı kışkırtılacak' değerlendirmesini yaptı.
SVP bu defa İsviçre bayrağını delmiş siyah minareler ve çarşaflı, peçeli kadından oluşan bir poster hazırlamış.
Oysa Müslümanlar İsviçre nüfusunun yüzde 4'ünü oluşturuyor.
Göçmen işçi haklarını sınırlayan yasalar ve iç güvenlik adlı düzenlemelerle göçmen işçiler hem hedef hem de suçlu ilan ediliyor.
Sosyal demokrat kantonlarda bile faşist SVP büyüyor.
SVP en son 'Minareye atak' diye bilgisayar oyunu tasarlayarak referanduma hazırlanıyor.
Yeni sömürgecilik dönemine katılamayan yaşlı kıta, faşist hafızasını tazeleyip yıllarca 'ucuz emeğini' kullandığı yabancılardan bünyesini arındırmaya çalışıyor...
Derin zihnin ürünü faşizm yenilenmiş haliyle yine Avrupa'da büyütü-
lüyor.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.