Çatalca'nın Dağyenice Köyü'nde Alaiye Şehitliği var.
Neredeyse bir yıldır yanından geçip gidiyordum. Dün bir anda karar verip bu şehitliği ziyaret etmeye karar verip direksiyonu kırdım.
Bir tepenin üstünde, yeşillikler içinde küçük ve tertemiz bir anıt...
Kitabesi özetle şöyle; 'Hüvelbaki (Baki kalan Allah'tır) 17 ve 18 Kasım 1912 çatışmalarında 87. Alay 3. Tabur Binbaşı Mehmet Ali ve Alaiye Taburu'ndan Binbaşı Salim Teyvik... Toplam 657 erbaş ve erden oluşan bütün şehitlerimizin ruhuna El Fatiha.'
Etrafta tek tük kuş sesleri, bulutsuz masmavi bir gökyüzü, Istranca'lara, Karadeniz'e, Terkos Gölü'ne, İstanbul'a giden yollara hakim bir tepede 657 şehit... Yüzümü ılık bir rüzgar yalıyor.
Kalakaldım.
Nasıl olmuş? Merak içindeyim...
Yazlık Köyü'nde bir Yasin var... Her gün mutlaka ziyaretime gelir... Halimi hatırımı sorar. Gelir gelmez Alaiye Şehitliği'ni sordum 'Yasin, 657 şehit nasıl verilmiş burada?'
Bir efsane anlatır gibi heyecanla anlattı.
'Ağbi, bu askerler Balkan Harbi'nde operasyondan dönüyor. O şehitliğin yakınlarında dev dehlizler var... Sığınaklar. Osmanlı yapmış... Kimse bilmez. Görsen aklın durur. İçinde raylar var. Havalandırma var... Duvarlarda ranza yerleri... Kilometrelerce kazmışlar... Bu askerler de çevre köyden süt, yoğurt falan alıyorlar. Bir köylü Bulgarlara parolayı öğrenip sızdırıyor. Bir gece 50-60 Bulgar nöbetçilere yaklaşmayı başarıp öldürüyor. Sonra bu dehlizlere dalıyorlar. Bizim askerler de -Baskın var- diye bağırınca içerideki lüküsler devrilip sönüyor. O kör karanlıkta artıkın ne varsa...Bomba, silah, süngü... Daha çok da birbirlerini vuruyorlar... Tamamı şehit oluyor.'
Yasin Alaiye Şehitlerini anlattı. Gitti...
Mehmet Akif Ersoy'un 'Safahat'ını açtım. Üçüncü kitap 'Hakkın Sesleri'dir.
Akif'in Süleymaniye Kürsüsü'ndeki feryadı gerçek olmuştur.
Balkan Harbi tam bir faciadır.
Alaiye ise bu facialardan sadece biri...
Tek gecede...657 şehit.
Safahat çöküşe yakılan ağıttır.
Akif'in her dizesi, bu kanlı ve hüzünlü çöküş kronolojisiyle eşzamanlı, bir isyan ve iman haykırışıdır.
Nitekim, 'Fatih Kürsüsünde' milleti dörde ayırarak tanımlar.
Hiçbir şeye aldırmayan: Avam (Çoğunluk)
Her şeyden ümidi kesmiş: Bedbinler (kötümserler) Batı'nın peşinde koşan: Züppeler.
Eğlenceden başka bir şey düşünmeyen: Sefihler.
Akif, eğlence düşkünlerine, 'Alın eğlenin' diye birkaç sahne gösterir:
'Bulgar Bayrağı çekilmiş Edirne Kalesi, Meriç'le Tuna üzerinde yüzen ceset kümeleri, kandan kızıl akan Arda, üzerinde sarhoşların tepiştiği Kosova Şehitliği, Vadar'da boğulan masumlar...' Biliyorum birileri, konjonktür itibarıyla, şehit kelimesinden bile rahatsızlık duyuyor. İmkan olsa bu kelime bir süre hafızalardan silinsin istiyor.
'Yahu nereden çıktı şimdi bu şehitlik meselesi Osmanlı'nın çöküşü? O ruhu anlatmak...Ne gerek var? Hem de Akif'ten alıntılar yapmışsın...'
Öfkeleniyorlar.
Kızmayın...
Sadece Mehmet Akif Ersoy okuyorum...İlgilenenlere de tavsiye diyorum.
Alın Safahat'ı okuyun.
Siz...Siz elinizi sürmeyin hazretler...
Bu isyan ve iman dolu tertemiz dizeler, artık sizin elinizi yakar.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.