AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-11-07
Çocuğuna, 'Eve kimi getireceksin', 'Prada çantayı nereden buldun', '17 yaşındaki adam içki mi içer', 'Sosyete kafesinde yaş gününü hangi parayla yapacaksın' diye sormayan ana-baba bu cinayetin sorumlusudur.
Son yıllarda Amerika'da, obez olan çocukların aileleri suçlanıyor. Ailelere 'tıbbi ihmal' iddiasıyla mahkemelerde davalar açılmaya başlandı. Her zaman uyanık olan Amerika, bu konuda ayakta uyudu. Aslında uyumazdı da, böyle bir sağlık politikası ile ABD ekonomisinde havaya uçacak dolarları gözden çıkaramadı. Sonunda pes etti anlaşılan.
Evet, bir çocuğun obez olmasının direk sorumlusu ailesidir. Çevresel faktörler yok mudur? Hem de çoktur. Ama yemesi içmesi ailesi tarafından kontrol edilen çocuk kolay kolay obez olmaz. Her daim kontrol, aileye de çocuğa da sıkıntıdır, yüktür, sinirleri bozar, tartışmalara neden olur. Ancak bu yolla çocuğa sağlıklı beslenmenin temeli verilir, hem ailenin hem de çocuğun ilerde daha çok üzülmesinin önü alınmış olur. Çocuğun obez olmasından sorumlu olan aileler, ergen yaştaki çocuklarının katil olup testere ile boğaz kesmesinin ya da çocuğunun boğazının testere ile kesilmesinin sorumlusu değil midir?
Evet, 17 yaşındaki bir erkek çocuğunun sevgilisinin boğazını kesmesi ve yine 17 yaşında bir kız çocuğunun boğazının sevgilisi tarafından kesilmesinin de sorumluluğu ailededir. Çevresel faktör yok mudur? Hem de çoktur. Çevresel faktörün panzehiri ise ilgi ve kontroldür. Kontrol, aileye de çocuğa da külfettir, sıkıntıdır, sinirleri bozar, çoğu zaman aile içinde tartışmalara neden olur. Ama bu yolla çocuğa sağlıklı ve doğru ilişkilerin temeli aşılanır. Yaşanan sıkıntılar, anne-kız, baba-oğul tartışmaları geride kalır, ailesinin ilgi ve kontrolü altında olan çocuklar kolay kolay yanlış yapmazlar. 'Oğlan, evi boşalt arkadaşımı eve getireceğim dedi. Ben de çıkıp gittim' diyen, oğlunun eve getireceği arkadaşını hiç merak etmeyen anne Garipoğlu;
Elinde en ucuzu 2 bin dolardan başlayan Prada marka çanta ile dolaşan kızına 'Bu çanta da nereden çıktı?' diye sormayan anne Karabulut;
Üç gün sonra sevgilisinin vereceği yaş günü partisi için 17 yaşındaki oğlunun istediği içkileri ayarlayacak olan baba Garipoğlu;
Zengin aile çocuklarının gittiği Etiler Nispetiye Caddesi'ndeki kafede kalabalık arkadaş grubu için yaş günü yapacak olan 17 yaşındaki kız çocuğuna, 'Bu partinin parasını nasıl ödemeyi düşünüyorsun?' diye sormayan baba Karabulut; bu cinayetin sorumlusu değil midir?
***
Bu arada, Münevver Karabulut cinayetinde şimdi de bir 'Ahmet Bey' açılımı başladı. Medyada ağzı olan, eli kalem tutan herkes konuşup, bilgi kirliliğiyle kafalarda soru işaretleri oluşturmayı sürdürüyor. Hatta iş Milli İstihbarat Teşkilatı'na kadar uzanıp Bordo Bereliler'e bile vardı. Fırsat bu fırsat, Ordu'dan bir kaç Ahmet de kim vurduya gidebilir bu karmaşada.
İki gün önce, kendini cinayetler dedektifi olmaya adamış, magazin kökenli televizyoncu arkadaşın programında, Süreyya Karabulut'un değimiyle 'cinayetin arka bahçesi'ni aydınlatalım derken ortalık yine talan edildi. Kim bu Ahmet? O Ahmet, bu Ahmet mi? Yoksa bu Ahmet bacanak olan Ahmet mi? O zaman öbür Ahmet kim? derken, iki saat boyunca herkes birbirine Ahmet'i sordu durdu. Sonuç; laf ola beri gele...
Medya, Cem Garipoğlu'nun kaçış sürecinde üzerine düşen görevi başarıyla tamamladı. Artık Ahmet'i-Mehmet'i yargıya bırakıp, anne-baba olarak bu musibetten nasihatler çıkarılması gerektiğinin üzerine gitmeli, yayınları bu konuda yoğunlaştırmalıdır ki, başka Cem'lerin, başka Münevver'lerin, anneler ve babaların canları yanmasın.