AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-11-07
Önceki hafta, medyanın 'işte bir lahana turşusu daha' dedirten hallerinden bir kaçını örneklemiştim. 'Basının çifte standardı' idi başlık. Meğer bir vurunca, işiteceğim onlarca ah varmış. Okur da dertliymiş. Postalarıyla öyle bir gaz verdiler ki bana, 'medya dün ne dedi, bugün ne yaptı' diye derleyip tefrika halinde yayınlayayım diyorum. Sadece son 3 yılın malzemesiyle bile ciltler dolar. İşsiz kalırım o başka.
Buyurunuz, çelişkili ya da çıkara dayalı yayıncılığa bir yeni örnek daha; 'Kurtlar Vadisi', üç sezondur bir o kanala, bir bu kanala göz kırpıp en çok parayı bastıranla nikah masasına oturmayı sürdürdü ve şimdi yeni kanalında yeniden yayınlanmaya başladı.
Dizi önce, Doğan Grubu televizyonlarından birindeydi. O yıl Doğan Grubu'nun verdiği bütün 'Altın Kelebek Ödülleri'ni topladı. Ertesi yıl Show TV'ye geçti. Sen misin Show TV'ye geçen? Doğan Grubu'nun gazeteleri memleketteki her vukuatın sebebini Kurtlar Vadisi'ne yasladı. 'Gençleri teröre itiyor' dediler, her fırsatta 'RTÜK yasaklamalı' diye yazıp çiziktirdiler. Dizi, bırakınız Altın Kelebeği, bir teneke tırtıl dahi alamadı o yıl. 'Ödül gam değil de, bu nasıl tarafsızlık' diye sormuştuk o zamanlar. Bu dönem dizi yine kendilerine geçti ya, bütün karalamalar unutuldu. Düne kadar gençleri zehirleyen Kurtlar Vadisi, bugün 'efsane' oldu. 'Bomba gibi başlıyor' diye duyuruldu.
Hatta Kurtlar Vadisi'nin komple teorilerine kendilerini öylesine kaptırdılar ki, grubun gazetesine ait bir pazar ekinde dizinin sanal karakterleri sanki gerçekmiş gibi kocca bir sayfada halka daha da yakınlaştırıldılar. Abartının patolojik etkileri mi bu? Hani nerede kaldı dizinin silahçılığı, külahçılığı?
KORSANA KARŞI OLAN KORSANLAR
İstanbul'da yağmur yağdı mı, taksiler durmaz. Boş boş geçer de durmazlar. İşlerine gelmeyen güzergaha yolcu almazlar. Taksinin peşinde koşmaya güçlü bacaklar, herkesi ittirmeye kaslı kollar, çevredekileri pıstırmaya agresif haller gerektir. Vatandaş taksinin kapısını aralar. Kafası taksinin içinde, güçlü bacaklar dışarıda başlar koşmaya. Şoför muhabbeti kısa tutar, vatandaşı almaz arabaya. Vatandaş sinirli, çarparak kapatır kapıyı. Taksici inip atabilir façayı. Yabancısı değiliz bu hallerin. Bazen bıçkın şoför anlayışlı çıkar, vatandaşa uymaz, son gaz fırlar.
Söylene söylene başka bir taksiye el eder vatandaş. Taksici pencereyi yarılar, tek kaş havada sorar yine: Nereye? Vatandaş ezile büzüle fısıldar: Bağdat Caddesi... Taksici beğenmez caddeyi, basar gaza. Vatandaş sırılsıklam bakakalır ardında. Şoförden daha atak davranıp, taksicinin sorusunu beklemez kimisi, arka koltuğa atlayıverir, 50-100 metre ileride sağda bırakılmış bulur kendini.
KORSAN TAKSİ Mİ DEDİNİZ?
İşte aynen böyle, gideceğim yeri taksicilere beğendiremediğim bir günde, önce gazlayıp 3-5 metre sonra, 'acımış olmalı' geri geri gelip beni alan taksinin arka penceresindeki çıkartma dikkatimi çekti. 'Korsan Taksiye Hayır' yazıyordu çıkartmada. 11 Ekim'de Çağlayan'da yapılacak mitingin duyurusu. Ucuza müşteri taşıyan, gece tarifesi açmayan, müşteriyle bozuk parası yok diye kavga etmeyen, açık yoldan gideceğim diye müşteriyi saatlerce dolaştırmayan taksiciler korsan taksicilermiş meğer. Yani bizi hem trafikte hem de müşteri olarak taksilerinde eşekten düşmüşe benzeten yasal taksicilerimiz, kendilerinden olmayan bu 'korsan taksicileri', Çağlayan'da protesto edeceklermiş.
Korsan cenneti ülkemizde korsan taksi olmasaydı şaşardık zaten. Demek ki, o da lazım bu memlekete. Sonra şöyle bir baktım genç şoföre. Üstünde çakma bir Abercrombie tişört, arka sağ koltuktan görebildiğim kadarıyla kemeri D&G, kolunda dev bir Rolex saat. Dikiz aynasının kenarında çakma Ray-Ban güneş gözlüğü asılıydı. Trafik feci, zamanımız çoktu. Önce Orhan Abimiz 'Batsın Bu Dünya' dedi, arkasından Müslüm Baba'dan damar bir şarkı geldi. Ayla Dikmen'den 'Anlamazdın'ı keyifle dinledim. Belli ki şoför arkadaşın dinlediği CD'de toplama. Yani o da korsan.
E o zaman? Hırsızlığa karşı olanları Çağlayan'da bekliyorsun ama senin bu yaptıklarının adı ne şoför kardeş demezler mi adama? Demez olur muyum? Tam inecekken ben de söyledim. Paramın üstünü alıp kaçtım sonra.