AKŞAM GAZETESİ | Ömer Güvenç | 2009-11-07
Yukarıdaki yazımın başlığı Güney Afrika'da yapılacak olan 2010 Dünya Kupası'na resmen veda edişimizin tarih ve saatidir.
Aslında umudumuz çok azdı.
Ama yine de 'Çıkmayan candan umut kesilmez' düşüncesiyle Estonya-Bosna Hersek maçının sonucunu bekledik. Belki olur.
Acaba gerçekleşir mi? Olmadı.
Bosna Hersek, Estonya'yı 2-0'lık sonuçla mağlup edince, bizim de çok küçük dahi olsa umutlarımız bitti.
Zaten birebir züğürt tesellisiydi bizimkisi. Bosna Hersek'in maçından sonra bizim karşılaşma başlayacaktı. Hepimiz de ne heyecan kalmıştı ne de istek. Hepimiz şöyle düşüyorduk; 'Kazansak ne olacak ki!” Ama maç sonu da şunları söyledik; “Keşke kazansaydık.'
Bu maçta, şu iyi oynadı bu kötüydü diye yorum yapmanın pek uygun olacağını düşünmüyorum.
Sadece şunu söyleyebilirim kaleci Volkan olmasaydı fark yerdik.
Peki bundan sonra ne olacak? Çarşamba günü 2010 Güney Afrika Dünya Kupası elemelerinde, son maçımızı Ermenistan'la oynayacağız.
Ve ondan sonra Terim'in kararını bekleyeceğiz. Terim de bu kararı basın toplantısında açıkladığı gibi Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener'le konuştuktan sonra verecek.
Benim şahsi fikrimi soracak olursanız. Fatih Terim, Türk Milli takımındaki konuşmalarından anladığım kadarıyla Türk Milli takımındaki görevine devam edecek.
Fatih Terim 4 yıldır bu takımın başında. Yaptıkları yapamadıklarından, başarıları başarısızlıklarından daha fazla.
Terim kabul eder mi bilmem.
Ama Türk Milli takımının bu gruptan çıkamaması başarısızlıktır. Bu elemeler maratondur.
Kimse maratonun 10., 20. ve 35. kilometresinde çok iyi performans gösterdi diye madalya vermez.
Maratonu birinci bitirene madalya verilir!