AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-11-07

kategori2

Çıplak X-Ray

Silikonlu göğüsleri, mutluluk çubukları, selülitli bacakları, kat kat göbek yağları olanlar eş-dostla birlikte uçamayacaklar!

Çocukluğu-muzu geride bırakmaya başladığımız yılların yaygın söylentisiydi; 'Siyah camlı gözlükler çıkmış, herkesi çıplak gösteriyormuş'.  Aksi gibi o yaz, kapkara özellikle de aynalı camlı gözlükler pek modaydı. Gözlüklü birileri uzun uzun baktı mı, genç kızların abartılı utangaçlığı ile birbirimize sokulur, oramızı buramızı birbirimizin arkasına saklamaya çalışırdık. Bizim çekindiğimizi bilen oğlanlar, bir yerlerden kapkara plastik gözlükler bulur, pis pis sırıtarak bakarlardı. Sonra bir gün, mahalledeki boş arsada maç yaparlarken, kenarda bıraktıkları montların üstünde unuttukları 'sapık gözlüğü'nü ele geçirdik. Lojmanların arkasına koşup, önce ben taktım. Böööh! Her yer gri... Derin bir 'oh' çektik. Rahat rahat salınmayı sürdürdük yine.

ELEKTRONİK İNCİR YAPRAĞI
Şimdi de, herkesi çıplak gösteren X-Ray cihazları çıktı başımıza. Görüntüler o kadar netmiş ki, hayal gücüne yer bırakmıyormuş neredeyse. New York, Los Angeles ve Heatrow Havaalanı'nda 2004'ten beri zaman zaman kullanılmış meğer. Şu beş yılda kaç kez geçtik kim bilir. Ezberlemişlerdir... Zira son seyahatlerde 'Olmadı bir daha geç' dememeye başladılar. Hiç bilmiyor olsak daha iyiydi. Bile bile nasıl geçeceğiz şimdi? İnsan, ister istemez iki eliyle örtünmek gereği duyacak. Parmaktaki yüzüğü spiral, spirali de yüzük zannedecekler desenize.
Hele yıllar önce, Orlando Havaalanı'nda kullanılan cihazın görüntüsünün netliğini gören üretici firma bile bu duruma çok şaşmış. Yolcuların itirazı üzerine kaldırılmış. Yakındır, malum bölgeler için elektronik incir yaprağı koyar da bu makineyi yine kullanırlar.
Asıl feci olanı, foyalar dökülecek ortaya. Eş-dost ile seyahat zehir olacak. Sevgilisinin dudakları ve göğüslerini aslı gibi zanneden beyler, X- Ray'den geçerken silikon şokuna girecekler. Bu durumda silikonlu güzeller bir punduna getirip, bir saat sonraki uçağa binmenin yolunu bulmalılar. Çıtır sevgiliyle Havai'de kaçamak yapmak isteyen azgın tekeler de mutluluk çubuklarıyla hatıra pozu verecekler. Onlar için en hayırlı olanı, ülkemizin bakir köşelerini keşfedip, memlekette kalmak. Cihazı kandırmak imkansız; selülitli bacakları, kat kat göbekleri olanlar korkarım ayrı ayrı uçacaklar. Bence sakıncası yok, görevli bizden sayılır, geçen ay da görmüştü zaten. İlk kez gidecek olanlar düşünsün.
Siz asıl Ajda Pekkan'ı hayal etsenize... Adamlar aleti izlerken Ajda'yı, Amerikan sanatı olarak bilinen, bizdeki adı 'kırkyamalı bohça' olan, 'patchwork'ten yapılmış sanıp, korkup kaçacaklar.

BOĞAZ'IN ACIKLI HALİ
Boğaz'ın, özellikle de Baltalimanı ile Rumeli Hisarı arasındaki bölgesi pazar günleri felç. Lüks araçlar yaya kaldırımlarında, yayalar ise asfaltta. Çoluk çocuk yürüyüşe çıkanların hali pek acıklı. Başka bölgelerde kuş uçurtmayan çekiciler, pazar günleri tatil yapıyor olmalı. Yoksa 100 bin dolarlık araçları çekmeye cesaretleri mi yok? Boğaz'daki 'vale terörü' ayrı konu. Ünlüleri ağırlayan restoran ve kafelerin valeleri, trafiği durdurarak sürücüden arabayı alıyor ve çevre kaldırımlara park ediyorlar. Sürücünün salına salına aracından inmesi, valeye aracının anahtarını teslim etmesi, valenin karşı şeridi umursamadan ihlal ederek aracı çevirmesi bir seremoni sanki. Trafik altüst oluyor ama kimsenin ses ettiği yok. İstanbul'un en mutena bölgesi olarak bilinen Boğaz'ın trafik keşmekeşine, ağzına kadar dolu çöp konteynırları da eşlik edince, tablo tamamlanıyor. 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul'a bakar mısınız? Sarıyer Belediyesi derin uykuda anlaşılan.