AKŞAM GAZETESİ | Serdar Akinan | 2009-11-07
Hayatımda hiç ağlayarak yazı yazmadım. Dışarıda yağmur yağıyor ve camın üzerinde biriken su damlalarından bazıları, zaman zaman aşağıya doğru kayıyor... Kayarken yoluna çıkan bir başka su tanesi ile karşılaşınca birleşip, ağırlaşıp, hızla yere düşüyor.
Şu anda gözyaşlarım, muhtemelen, bütün öğrencileri ile birlikte, bu şekilde, bu yağmurlu günde birleşip sel oluyor.
Haberi aldığım andan beri boğazımda bir düğüm, içim kanıyor.
Ünsal Oskay'ı kaybettik.
Neden Ünsal Hoca'nın kaybı bana bu kadar dokundu? Maalesef öğrencisi olamadım. Öğrencisi olmak için neler vermezdim.
İçime bakarak önemini anlamaya çalışıyorum...
Sadece birkaç kez uzun ve son derece keyifli sohbetlerimiz olmuştu.
SKYTURK'teki son konuğum, bayrağı yerde bırakmayacak öğrencisi Göksel Aymaz oldu...
'Ünsal Hoca'yı kötü bir haber alırım korkusuyla aramaya çekiniyorum' dediğinde hocanın ağırlaştığını fark etmiştim.
Kaybının anlamını nasıl anlatsam sizlere?
Türkiye'yi Türkiye yapan insanlar vardır.
Birliğimizi beraberliğimizi, namusla vicdanla, tarih bilinciyle anlatamazsınız. Kavgaya tutuşursunuz ötekiyle...
Ünsal Hoca, 'Yahu pastırmalı kurufasulyeyi kim sevmez ki bu topraklarda?' der ve birler bizi...
Modern hayatın bizi çevreleyen vahşetine dayanamaz ve isyan edersiniz...
Ünsal Hoca o isyanı estetize eder.
Aşkı anlatır aslında anlattığı devrimdir.
Mevlana'yı rakı ile okur o ve bundan bir anlayış senfonisi yaratabilir.
Kamusal alanda tartışılan popüler meselelere ilişkin fikirlerini açıklarken hep hayata tutundu.
Sabancı'nın Atlı Köşk'e sahip olabileceğini ama hemen önündeki denizde yüzemeyeceğini şöyle formüle eder:
'Giremez. Çünkü gecekonduların bokları demokratik bir şekilde Atlı Köşk’ün önünde yüzmektedir.'
İçselleştirilen modernitenin vahşetini anlama, görme ve direnme gücünün kılavuzunu sundu bizlere...
Bir marksist olarak hayata tutundu.
Kıvrak zekasının ürünü, bilgi yüklü sözleriyle, hep gülümseyerek kılavuzluk yaptı.
Bakın işte Ünsal Hoca:
'Siyasilerin ve medyanın sizlere sunmuş olduğu hayatı beğenmiyorsanız, kendinize Dostoyevsky'den, Sartre'dan, Camus'den, Rousseau'dan oluşan bir hayat kurun'.
Hayata, medyaya, topluma, ilişkilerimize, bayağılıklara, sıradanlaşmaya, yabancılaşmaya, estetiğe, aşka ve kadına dair hangi kudretli sözünü hatırlasam?
Tüm o sözleri şimdi katmerlendi.
Ve, 'Yıkanmak istemeyen çocuklar'dan bir ordu yarattı.
Türkiye'yi Türkiye yapan o ortak akıldan, sevgiden, vicdandan, yürekten çok çok kıymetli bir parça koptu ve gitti.
Ruhu şad olsun, Allah mekanını cennet eylesin.