AKŞAM GAZETESİ | Türe Özçelik | 2009-11-07
Amerika'da x-ray'den geçerken, o pis plastik kutulara ayakkabılarla birlikte koyulan kişisel eşyaların hangi birini yıkamak mümkün?
Domuz gribi için alınması gereken önlemler sıralanırken hiç kimse havaalanlarındaki güvenlik önlemlerinin bu hastalığın yayılmasındaki etkisinden söz etmiyor. Akıllara mı gelmiyor yoksa yolcuların uçuş güvenliğinin sağlanması, bir salgın hastalığın yayılmasına rağmen mi olmalı diye düşünülüyor aklım ermedi. Hele hele uyanık Amerikalıların bunu atlaması çok şaşırtıcı. Bu yaz, özellikle Amerika'nın iç ve dış hat terminallerinde aramalar sırasında kullanılan plastik kutuların domuz gribinin yayılmasında çok ciddi etken oluşturduğunu fark etmiş ve oradaki güvenlik görevlileriyle bunu paylaşmıştım. Aldığım yanıt ise 'Haklısınız ama kurallar böyle' olmuştu.
Özellikle Amerika'ya girişte ve iç uçuşlarda başınızdaki tokadan, saatinize kadar çıkartıyorsunuz. Ayakkabılar, botlar, atkılar, ceketler, telefon ve bilgisayar çantası bir plastik kutuya dolduruluyor. Hepsi birlikte x-ray cihazından geçiyor. Sonra onlar tek tek alınıp aceleyle giyiliyor. Telefon kulağa götürülüyor. Bilgisayar kucağa oturuyor. Atkı boyna sarılıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen herkese, haydi güle güle.
Ben deli titiz olduğumdan ayakkabılarımla, telefonumu ve giysilerimi aynı kutuya koymamaya özen gösteriyorum. Ama benden önceki yolcular pis ayakkabılarını benim kutuma koyduysa, ki koyuyor, o kutudan aldığım telefonum da, bilgisayarım da, ceketimle saç tokam da potansiyel domuz gribi taşıyıcısı olmuyor mu? Oluyor elbette. Kapı kolundan, elektrik düğmesinden dahi eller vasıtasıyla alındığı belirtilen domuz gribi, ayakkabılarla aynı kutuya koyulması istenen gözlükten ve saatten bile eller vasıtasıyla alınmaz mı? Havaalanlarında her yer domuz gribi uyarısı ile dolu. İstedikleri kadar her yeri afişlerle donatsınlar 'ellerinizi sıklıkla yıkayın' diye uyarsınlar. Havaalanının ortasında, o hengamede, o pis plastik kutulara ayakkabılarla birlikte koyulan kişisel eşyaların hangi birini yıkamak mümkün?
Bakalım bu uygulamanın ciddi bir tehlike oluşturduğu ne zaman fark edilip önlem alınacak göreceğiz.
Görev Deniz Seki'yi bekliyor
Bir süre önce, bu köşede 'Deniz Seki'ye bu destek neden?' diye sormuştum. Uyuşturucu ticareti yapmak ve uyuşturucu kullanmak iddiasıyla tutuklanan Seki'ye, kameralar önünde gösteri yaparak destek veren sanatçıları kınamıştım. 'O pek çok gencin rol modelidir, bu şekilde mağdurmuş gibi gösterilmesi, gençlere kötü örnek teşkil eder' demiştim. Şarkıcı Cenk Eren, Seda Sayan'ın programında, benim için söylemediğini bırakmadı. Canlı yayına bağlanıp Cenk Eren'in hak ettiği cevabı neden vermediğimi soran anne-babaların elektronik posta desteği ise hep arkamdaydı. Bağlanmadım, çünkü yayından haberim yoktu. Neyse özetle, Cenk Eren iyi şov yaptı o gün. O aralarda yeni albümü piyasaya çıkmıştı ya da çıkacaktı. Şimdi Deniz Seki aramızda. Cezaevinde bulunduğu süre içinde pek çok beste yapmış olmalı. Doğal olarak en güzelini Cenk Eren'in hak ettiğini düşünüyordur. Zaten Cenk Eren de aylardır bunu bekliyordu herhalde.
SÖZ VERMİŞTİ
Seki, şu aralar albüm telaşında olmalı ki hiç sesi soluğu çıkmıyor. Ama biz özgürlüğüne kavuştuğu gün verdiği sözü unutmadık; 'Uyuşturucu ile ilgili tüm sosyal projelerde yer alacağını' söylemişti. Şimdi tam zamanı. Madde bağımlılığı ile savaşmayı amaçlayan 'Bilgili Ol Bağımlı Olma' projesinin 2009-2010 eğitim yılı çalışmaları başladı. Mapfre Genel Yaşam Sigorta'nın ana sponsorluğunda, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün desteği ve Türkiye Çağdaş Yaşamı Destekleme Vakfı ile Bluechip'in katkılarıyla hayat bulan projede, bu yıl rehber öğretmenlerin yanı sıra gönüllülere de eğitimler verilecek. Bu konuda eğitim almak ve gönüllü eğitici olmak isteyenler, bilgiliol@bilgiliol.org.tr adresine mail ile başvurabilecek. Çok şaşırtıcı ama pek çok büyük firma, uyuşturucu, bağımlılık ve benzeri projelerin altında isimlerinin geçmesini istemiyormuş. Özel okullar da adlarının bu tür projelerde yer almasına pek sıcak bakmıyormuş. Bu projelerin geniş kitlelere ulaşması için, büyük-küçük tüm firmaların, tiyatro topluluklarının, TV dizilerinin, yüksek hit alan web sitelerinin sosyal bir görev olan bu tür projelere el vermelerinin önemi büyük. Şu anda bu projenin tek destekçisi Mapfre Genel Yaşam Sigorta. Şimdi Seki de sözünü tutup kolları sıvamalı. Belki, geçtiğimiz günlerde 'altın vuruş'la ölen üniversite öğrencisi Begüm Veral'in annesi Yeşim Argun da gönüllü destekçi olur. Gençlere tuzak olan uyuşturucu tezgahını yıkmak için malzeme var, niyette varsa eğer iyi bir organizasyonla her şey mümkün.