AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-11-07

kategori2

İstemeden cinsiyet değiştirdim galiba

Ertuğrul Özkök, birkaç gün önce benim erkeklik melekelerimin olmadığını yazdı. Ben böyle laflara hiç kızmam ama işin enteresan tarafı, o lafın edildiği gün bazı erkeklik melekelerine hala daha sahiptim. Ancak pazartesini salıya bağlayan gece yarısından sonra kalan erkeklik melekelerimin hepsini tamamen kaybettim. Şu anda tamamen hafiflemiş durumdayım. Meğerse erkeklik melekelerini taşımak ne kadar da zormuş, insanın üstünde ne kadar da yük yapıyormuş. Bunları şimdi onlardan kurtulduktan sonra anladım. O sabaha karşı saat saat neler olduğunu sizlere şimdi anlatacağım:

Saat 00.30 -01.00 arası bir saat. Aslında onlardan çok sıkılmış olduğum bazı  erkeklik melekelerimle birlikte yatmaya hazırlanıyorum. Belki de hayatımda son kez ayakta durarak küçük tuvaletimi de yaptım.
Saat 01.00 civarı hala var olan erkeklik melekeleri yüzünden erotik hayaller görmeye başladım. Bir Türk vatandaşı kadını kötü amaçlarıma alet etmem vatan hainliği gibi bir şey olacağından erotik hayalimdeki kadın kesinlikle Türk vatandaşı değildi. Bundan eminim çünkü o Yuki isimli bir Japon kadınıydı ve benimle birlikte çok tuhaf şeyler yapıyordu. Japonca da konuşuyordu ve işin tuhafı ben onun dediklerini tamamen anlayıp Japonca cevaplar da veriyordum. Bazıları uykuya dalmak için koyun sayar ya ben de uyumak için erotik hayaller kurarım. Sonunda 01.30'a doğru uyudum.
Saat 03.00 civarı uykum kaçmaya başlıyordu. Odamda bir ayak sesi duydum. Ve birden Halloween filmlerinin o meşhur, insanın kanını donduran müziği bangır bangır çalıyordu.
Halloween filmlerinin çılgın katili Michael Myers odamda olmalıydı. Bunu kabullenmiştim de filmin müziği nasıl çalıyordu odamda işte bunu kabul edemiyordum bir türlü. Aslında ben bir gün tamamen delireceğimi biliyordum ama o günün bu kadar hızlı gelmesini beklemiyordum. (Evet ne yazık ki bu benim akıllı halim...)
Saat 03.05. Odamdaki deli katil Michel Myers hırlamaya da başladı.
Saat 03.10. Yorganın altındayım. Bebeklerin rahimdeki pozisyonunu aldım. Rahime geri dönüş pozisyonunu almıştım ama hangi rahime geri döneceğim konusunda kararsızdım. Acımasız katil Michael Myers'in kızgınlığı daha artmış olmalıydı çünkü hırıltıları biraz tuhaflaşmıştı. Çılgın tiz bir feryat sesi de duydum.
Saat 03.15. Kafamı yorgandan çıkarıp baktım. İki metre kadar karşıda beyaz kukeletası içinden suratı görünmeyen hatta belki de suratı hiç olmayan katil orada durmuş bana bakıyordu.
Saat 03.20. Korkudan erkeklik melekelerimin tümünün çekip gittiklerini hissediyordum. Hatta o melekelerin fiziksel sembolü olan lanet olası organ da korkudan küçülüp tamamen yok olmuştu. Nihayet ondan da kurtulmuştum. Bundan sonra bana penis yazarı da diyemeyeceklerdi, buna biraz hüzünlendim.
Korkum biraz daha sürerse dünya tarihinin ilk ameliyatsız seks değişimi operasyonuna uğramak üzereydim.
03.25. Başka zaman olsaydı seks değiştirmeye de itiraz etmezdim ama özellikle şu dönemde kadın olmamın sosyalleşme açısından pek hoş olmayacağını düşündüm. Ve korkudan Rigor mortis (cesetlerin kaskatı kesilmesi durumu) olmuş vücudumu son gayret oynattım, ışığı yakmalıydım.
03.30. Bunu başarabilmem için gereken organ birden ortadan kaybolmuş  olmasaydı korkudan altımı da ıslatacaktım, bu da kesin. Çünkü içimde öyle bir arzum vardı.
Işığı yaktım ve yaşadığım her şey gerçekmiş, hayal değilmiş. Nelerin olduğunu anlayabilmeniz için olay sırasını bozmadan tek tek açıklayacağım her şeyi.
Oğlumun ABD'den aldığı bir Halloween oyuncak seti var. Bu setin üstündeki düğmeye hafifçe bastığınızda filmin müthiş müziği hiç durmadan çalıyor.
Oğlum, bu oyuncağını odamda gayet tabii ki yerde bırakmış ve beyaz başlıklı montunu da kapının arkasındaki askıya şapka tarafının dışından asmış. Yani montun içi dışarıya bakar biçimde duruyordu.
Bir montu bu şekilde ancak oğlan çocukları asabilir, kız çocuklar üzerinde uğraşsalar da böyle absürd bir şeyi başaramazlar. Dünyada çocukların yapabileceği tüm tuhaf şeyleri sadece oğlan çocukların yapması da üzerinde düşünülmesi gereken ayrı bir konu.
Evde kediler var. Geceleri evin içinde sürekli gürültü yapıyorlar. Yabancı bir insan duysa 'Hayaletli evdeyim' diye korkar, dehşet içinde kaçar.
Neyse; kedilerden Silvester adlı olanı yürürken çok gürültü çıkarıyor. Odamda da yürürken oyuncağın üstündeki düğmeye de basmış ve müzik aniden başlayınca oyuncağa hırsla hırlamaya başlamış. Sonra diğer kedi Bilican da gelince ikisi korkunç çığlık sesleri çıkarak kavga da etmişler. Ben bütün bu çılgınlık içinde uyanınca kapıda asılı montu Michael Myers zannettim.
Evet erkeklik melekelerim tüm yönüyle nihayet gitmiş durumda.
Ertuğrul Özkök haklı olabilirsin ama sadece zamanlamada yanıldın.
Sabah uyanınca Rana'ya ve oğluma defalarca teşekkür ettim. Üzerine basılınca bangır bangır korku filmi müziği çalan bir oyuncağı karanlık odada yerde bırakmayı ancak onlar akıl edebilirlerdi.
Teşekkürlerim bittikten sonra ne kadar şanslı bir insan olduğumu da düşündüm. Diğer insanların sabaha karşı saatlerindeki hayatları kimbilir ne kadar sıkıcı geçiyordur. Ben ise o zavallı insanların hayal bile edemeyecekleri bir macera yaşayabiliyorum ailem sayesinde. Sonra sabah oluyor ve gündelik rutin maceralarım başlıyor. Benim hayatım hiç sıkıcı değil.