AKŞAM

Peki Evren'i affettim mi, affetmek Allah'a mahsus

Yaşar Okuyan Mamak'ta geçirdiği korkunç günlerin ardından tahliye olur. İlk birasını ısmarlayan isim Uğur Mumcu'dur. Yıllar sonra Kenan Evren'in kendisini ziyaret ettiğini söyleyerek o günü anlatıyor: Bu ziyareti 'suçluyu kanın çekmesine' benzetiyorum. İçimde olan her şeyi söyledim. Peki Evren'i affettim mi? Affetmek Allah'a mahsus

Yaşar Okuyan, Mamak cehenneminden tahliye sonrası yaşadıklarını anlattı. Hem özgürsün, hem de her an o cehenneme dönme ihtimali var....
'İdamla yargılandığım MHP davası sürerken verilen tahliye kararı ile yeniden özgürüm ve Ankara sokaklarındayım. Adeta rüya gibi. Ağustos sıcağı, cepte beş kuruş yok. MHP davasından kısa süre tutuklu kalan Ziya Derya isimli bir arkadaşımızdan para istemek için Yüksel Caddesi'ndeki ofisine gidiyorum. Mülkiyeliler Birliği'nin tam karşısında. İki sene sonra dışarı çıkmışım ve Ankara'nın en kalabalık yerindeyim. Herkes bana çarpıyor, öyle ki yürüyemiyorum. Ayaklarım birbirine karışıyor, 2-3 sefer tepetaklak oldum. Bu sırada garip bir olay yaşadım. Yolda biri beni gördü, 'Yaşar abi hoş geldin' diye boynuma sarıldı. Daha sarılması bitmeden 'Abi kardeşim öğretmen, tayin işi var' dedi. 'Allah'tan kork. Ben sabaha karşı içerden çıkmışım' diyorum, o hala tanıdık soruyor. 'Ya sabır deyip' yürüdüm.'

BİRİ 'FAŞİST' DİYE BAĞIRINCA KALDIM
'Mülkiyeliler Birliği'nin önünden geçerken bir ses, 'Faşisttt' diye bağırıyor. Şöyle bir kaldım. Bir döndüm Uğur Mumcu. Biriyle yemek yiyip bira içiyor. Daldım içeri. Uğur Mumcu benim arkadaşım, 'Faşist' diye takılıyor. 1977'de tanışmıştık. Sarıldık öpüştük. 'Geçmiş olsun' dedi. 'Bana hemen bir yemek bir de bira söyle' dedim. Tutsaklık günlerinden sonra ilk yemeğimi Mumcu'yla birlikte yedim. Unutmuyorum tavuk pilav, salata ve bir de bira.'

ABİ UĞUR MUMCU DEDİLER, ORAYA YIĞILMIŞIM
'Uğur Mumcu öldürüldüğünde aynı sokakta oturuyorduk. Aramızda üç ev vardı. Zaten bomba patladığında 'Eyvah ya benim ya Uğur'un arabası gitti' dedim. Dışarı fırladım. O şaşkınlıkla 'arabaya bir şey oldu' diye düşünüyorum da, Uğur'a bir şey olacağı aklıma gelmiyor. 'Abi Uğur Mumcu'yu uçurdular' dediler. Baktım karların üzerinde korkunç bir manzara. Oraya yığıldığımı hatırlıyorum.'

İNTİHAR İÇİN VATKAMDA JİLET TAŞIDIM
'Tahliye oldum ama mahkeme bitmedi. Dışarı çıktıktan sonra 8 yıl daha sürdü. Ama ben uyuyamıyorum. Korkum tutuklanıp Mamak'a geri götürülmek. Kurşuna diz daha iyi ama Mamak! Günlerce uyuyamayınca bir formül aklıma geldi. Gidip kalın naylonlardan parçalar kestim. Gece çocuklar uyuduktan sonra takım elbiselerimin vatkalarını söktüm. İçlerine ikiye böldüğüm jiletleri yerleştirip diktim. Tam 8 sene yani mahkeme bitinceye kadar tüm elbiselerimde o jiletlerle gezdim ben. Yeniden tutuklanıp Mamak'a gönderilirsem, bileklerimi kesip intihar ederim diye. Bu fikir rahatlatıyordu beni. Yıllarca uykusuzluk çektim.
Beraat ettiğim gün ilk işim, ceketlerimin vatkalarındaki jiletleri çıkarıp atmak oldu'

Aradan yıllar geçer. Okuyan, 1990'larda artık Mesut Yılmaz'la birlikte ANAP'tadır. MHP, DSP, ANAP koalisyonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı koltuğuna oturur. 12 Eylül'de 'idamla' yargılanan, Mamak cehenneminde işkencelerden geçen darbe mağduru ile darbenin komutanının karşılaşması Bodrum'da Mesut Yılmaz'ın evinde tesadüfen gerçekleşir.

'Bakanlık dönemim. Bodrum'da Mesut Bey akşam yemeğine bizi çağırdı. Evine gittiğimizde Mesut Bey, haberi verdi 'Kenan Evren de gelecek' dedi. Hay Allah... Gitsem gidemiyorum. 'Ne olacaksa olsun' diye düşünüp, 'Peki' dedim. 15 dakika sonra Evren geldi, hep beraber sofraya oturduk. Kendimi yokluyorum. Gariptir hiçbir şey hissetmedim. Yemekte sohbet ediyoruz. Laf lafı açtı, ama ben gayet nazik Evren'i iğneliyorum. 'Zatı alinizin Mamak Oteli'nde kaldım. Hizmetler çok iyiydi. A blok hücrede geçirdiğimiz günler, hayatımın en güzel günleriydi' diye taşımı atıyorum. Mesut Bey, bana ters ters bakıyor ama bir şey demiyor. O gece benim iğnelemelerimle öylece bitti.'

'Bir hafta sonra Bakanlık'taki makamımda çalışıyorum. 'Kenan Evren telefonda' dediler. Çok şaşırdım, 'bağlayın' dedim. 'Yaşar Bey önümüzdeki hafta Ankara'ya geleceğim. Size uğrayabilir miyim? Bir işim vardı' dedi. 'Zahmet etmeyin mesele neyse bana faks gönderin, ilgileneyim' dedim. 'Hayır geleceğim' deyince randevulaştık. Bakanlığa geldi. Bir saatten fazla odada baş başa görüştük. Sözünü ettiği iş bir telefonla dahi halledilecek kadar basit bir mesele. Aslında Ankara'ya kadar gelip benimle görüşmesine bile gerek yok. O zaman anladım ki, bir mahcubiyeti, bir vicdani rahatsızlığı var.'

'O GÜNÜN ŞARTLARI ÖYLEYDİ' DEDİ
'Ona hücrede yaşadıklarımı anlattım. 'Eğer jilet bulsaydım bileklerimi kesip hayatıma kıyacaktım' dedim. Diyarbakır Cezaevinde, Metris'te, Mamak'ta sağcı solcu demeden, Kürt demeden, Türk demeden işkenceden geçirilen, işkence tezgahlarında can veren tutsakları anlattım. Savunma bile yapamadan darağaçlarında idam edilen çocuk yaşta insanları anlattım.... İçimde ne varsa hepsini yüzüne söyledim.
Beni öylece dinledi. Ve ardından, 'Okuyan o günün şartları öyleydi. Yapacağımız başka bir şey yoktu. Bugün buradan bakmakla olmaz' dedi. Meseleyi de o açtı. Suçluyu kanın çekmesi gibi. Beni ikna etmeye de çalışmadı. Nazik bir üslup içinde konuştuk ve kendisini uğurladım. Peki, Kenan Evren'i Affettim mi? Affetmek Allah'a mahsus....'

YARIN: Kardeşi kardeşe düşüren kavga, TKP'li kardeş - Ülkücü ağabey. Fatih'te çöpçülük yapan komünist Arif Ekim o günler için ne diyor?

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3