AKŞAM GAZETESİ | PAZAR | 08 KASIM 2009, PAZAR
İtalyan tarihçi Fabio Grassi'nin geçen yıl İtalya'da yayınlandığında ilgiyle karşılanan kitabı 'Atatürk' Türkçeye çevrildi. Grassi, pek bilmediğimiz konulara da değiniyor; İtalyanlar Kurtuluş Savaşı'na destek vermiş. 1921'de İttihatçılar Roma'da Atatürk'ün temsilcileriyle görüşüp Türkiye'nin yönetimine talip olmuşlar.

Roma'da doğmuş, tarih meraklısı tıp doktoru baba ve eczacı annenin çocuğu olarak tarih kitaplarıyla dolu bir evde büyümüş ve akademide tarih okumuş. "İlkokuldan lise yıllarına kadar her İtalyan tarihseverin normal yolunu izleyip Avrupa tarihine ilgi duydum ancak üniversite yıllarında ufkumu genişletmek istedim" diyor Fabio Grassi. Bir akademisyen, Akdeniz tarihini anlamak istiyorsa Osmanlı Devleti'ni mutlaka okuması gerektiğini söyleyince önce Osmanlı tarihine ardından Cumhuriyet Türkiye'sine merak salmış. Doktorasını çağdaş Türk-İtalyan ilişkileri üzerine vermiş. 25 yıl boyunca her fırsatta Türkiye'ye gelmiş ve 1998'de İstanbul'a yerleşmiş. 2005'ten beri Yıldız Teknik'te Batı Dilleri Edebiyatı derslerine giriyor. Kendisi, eşi ve çocuğuyla birlikte yaşadığı Türkiye'yi ikinci vatanı olarak görüyor. Ona göre Türkiye, yaygın Avrupalı bakışından farklı olarak Avrupa'nın, ondan ayrı düşünülemez bir parçası.
Bugüne kadar modern Türkiye tarihiyle ilgili çok sayıda akademik makale kaleme alan Grassi, herkesin ilginç bulabileceği 'Atatürk' kitabını geçen yıl İtalya'da yayınladı. Atatürk'ün merkezinde yer aldığı bir anlatımla Türkiye'nin kuruluşuna değinilen kitap Türkçe'ye çevrilerek bugünlerde Turkuvaz Kitap'tan çıktı.
Kitabınız İtalya'da nasıl karşılandı?
Tarihçiler ve gazeteciler büyük ilgi gösterdi, satışları da iyi gitti öyle olunca. Herkes kabul etti ki bu konuda büyük bir boşluk var, Atatürk önemli biri ve onu yeterince tanımıyoruz. Bu kitap o boşluğu doldurmaya yaradı.
DİPLOMATİK DESTEK VERİP SİLAH YARDIMI YAPTILAR
Kitapta buradaki 'ortalama' okurun, tarih meraklısının bilmediği şeyler anlatıyor musunuz?
Kurtuluş Savaşı'nda İtalya'nın payının büyük olduğu genellikle bilinmez. Mustafa Kemal Paşa Anadolu'ya geçmeden önce büyük bir hazırlıkta bulundu, zemini hazırladıktan sonra geçti. Muhtemelen kendisine sunulan İtalyan desteği karar verici etkenlerden biriydi. Bu konuyu daha ayrıntılı olarak ilk kitabım 'İtalya ve Türk Sorunu'nda anlattım.
Nasıl bir destek verdi İtalya?
Diplomatik destek ve silah yardımı. İtalyanların yaptığı silah kaçakçılığının önemli bir bölümü Anadolu'ya geliyordu o yıllarda. İtalya işgal bölgesi Kuvayı Milliye'nin üssüydü. Rumlarla savaşan efeleri eğitenler de İtalyanlardı. Yunanlılar ve İngilizler bunu biliyorlardı ve şikayetçi oluyorlardı.
Neden peki böyle bir destek verdi, İtalya da işgalci değil miydi?
Dünya Savaşı yıllarında İtalya'ya İzmir ve civarı vaat edilmişti ve İtalyan yönetici sınıfı da burada ekonomik faaliyetler yürütmek istiyordu. Fransızlar ve İngilizler aralarında kavgalıydılar ama İtalya'yı dışlamak konusunda hemfikirdiler. İngilizler bunun için Rum kozunu kullandı ve İtalyanlar da Mustafa Kemal'in hareketini aktif biçimde desteklemeye karar verdi. Adriyatik sorununda da İtalya'yı dışlamışlardı. İtalyan kamuoyunda o zaman büyük bir Türkseverlik başlamıştı, Katolik basın dahil kamuoyunun yüzde 80'i Kemalistleri destekliyordu. Savaşlar böyledir, şimdi bakıldığında keskin bir çizgi varmış gibi görünüyor ama o yıllarda her şey günden güne değişirdi.
ROMA'DAKİ ÇOK ÖNEMLİ TOPLANTI
Arşivlerde bilinmeyenler var mı acaba?
Ben İngiliz, Fransız ve İtalyan arşivlerini kullandım, araştırılacak, öğrenilecek çok şey var oralarda. Fransız Dışişleri Arşivi'nde bir belgede ilginç bir olaya rastladım. İtalya o yıllarda Avrupa'daki Türk milliyetçilerinin üssü. 1921'in Ocak ayında Roma'da çok önemli bir toplantı yapılıyor. Eski İttihatçılardan Ahmet Rıza, kesin olmamakla beraber Talat Paşa gibi önemli isimler var ve Atatürk'ü temsilen de iki isim var. Bu toplantıda eski İttihatçılar yeni milliyetçilere üstünlüklerini hatırlatıp kontrolü ellerine almak istiyorlar ama isteklerini kabul ettiremiyorlar, başarısız oluyorlar.
Avrupa'daki yaygın Atatürk ve Türkiye algısına gelirsek; Atatürk hakkında rastlanılan diktatör benzetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Atatürk, Avrupa'da yeterince tanınmıyor. Türkiye'de de sorunlu bir bakış var; süper kahraman gibi anlatılıyor okullarda ve popüler kültürde. Tarihsel çerçevesinden koparılmış bu yüzeysel anlatım bence onun değerini azaltır. Bu 'diktatör' lafı tarihsel çerçeve içinde bakarsanız önemsiz, mevcut olmayan bir şeye dönüşür.
Biraz açabilir misiniz?
Atatürk, Osmanlı'nın çöküşünü yaşamış, bunun nedenlerini yakından izlemişti. Türkiye yeni doğan fakir bir devletti ve o zamanlarda Müslüman dünyadaki sömürge olmayan tek ülkeydi. Atatürk de bütün devrimciler gibi acil sorunlarla yüz yüzeydi; çabuk gelişmeli ve kalkınmalıyız, gelişmezsek diğer devletlerin kuklası olacağız. Bu durumda karar verip uygulamaya geçti. Kalkınma karizmatik bir imge olmadan gerçekleşebilir miydi? Tarihçilerin cevabı çok net; hayır! Gelişmiş ülkelerin baskısından kurtulup onlarla rekabet etmeye karar verdiysen bunun yukarıdan uygulanması kaçınılmaz. Atatürk'ün eseri ve kararları ayrı ayrı yorumlanacak seçimler olarak düşünülmemelidir. Böyle bakarsanız, yüzeysel, kaba bir değerlendirmenin ürünü olan diktatör kavramı anlamını yitirir.
ASYA'NIN DEĞİL, AVRUPA'NIN HASTA ADAMI
Siz 'Türkiye, Avrupa'nın parçasıdır' diyorsunuz ama Avrupa'daki yaygın görüş böyle değil...
Geçen gün Türkiye'yle alakası olmayan, İtalyan arşivlerindeki belgelerden hazırlanmış 19. yüzyıl devrimcileriyle ilgili bir kitabı okuyordum. O yıllarda İtalyanları birleştirmek isteyen bir milliyetçi, gelecekte İtalya'nın sınırlarının doğuda Türkiye'yle olacağını söylüyordu. Türkiye ortada yokken bu ismi kullanıyordu. Tanzimat döneminden itibaren daha büyük bir ivmeyle Türkiye, Avrupa'ya yaklaşırken bazı çevreler şimdi Türkiye'nin Avrupa dışında olduğunu söylüyorlar. Halbuki 19. yüzyılda Osmanlı, Avrupa'nın hasta adamı olarak kabul edilirdi, Asya'nın değil.
Bu algı neden değişti?
Bence esas neden ekonomik gelişmelerden. 1960'larda Avrupa toplumu çok iyimserdi, zenginleşme, fırsatlar vardı. Şimdi pasta küçüldü, iş imkanları azaldı. Batı Avrupa telaşta ve Türkiye ile ilgili korkuların nedeni bu. Yoksa eskiden bu çok hissedilen bir mesele değildi. Türkiye 50-60 yıl önce AB'nin çekirdeğini oluşturan Avrupa Komisyonu'na katıldığında kimse 'Türkiye Avrupalı değil' dememişti.