YaÅŸama saygıdan, hiçlikle yüzleÅŸmeden kaynaklanan inanç, inanan diÄŸer insanları incitmemeyi, onların kendilerinden farklı da olsa inandıkları deÄŸerler önünde hürmetle, huÅŸu içinde eÄŸilmeyi gerektirir. Bu evrendeki yaÅŸama saygıdan baÅŸlıyor her ÅŸey. Bu yaÅŸam hiçbir canlının tekelinde deÄŸildir. Kimse, bir diÄŸerini kendi inancından ya da karşısındakinin inancından yola çıkarak yok etme, sömürme, özgürlüÄŸünü, kısıtlama hakkına sahip deÄŸildir. Can, can bulmak durumundadır. Can, kendi ayakları üzerinde, kendi seçimleri ve o seçimleri sonuncunda taşımak zorunda olduÄŸu sorumluluÄŸu ile yaÅŸadığında özgür olabilir. Özgürlük bir yaÅŸama bilinciyle oluÅŸur. Kendi inancını iç özgürlüÄŸü ile yaÅŸayamayan insan, diÄŸer inançlara saldırır. Her türlü inanca saldırır. İnanmanın bilim karşısında eskiyip, yozlaÅŸtığını ileri sürer.
DüÅŸünmenin, araÅŸtırmanın, soruÅŸturmanın inançla baÅŸladığını anlayamaz.
Dirim kaynağı olan 'inanç' inancın en geniÅŸ anlamı. AÅŸkın bir varlığa inanma anlamında din, bu en geniÅŸ anlamındaki inanca dayanıyor. Oysa, yeryüzünde semavi dinler, bu ana inançla yüzleÅŸmelerini hesaplaÅŸmalarını yeterince yapamıyorlar. Dinler, dünyadaki gidiÅŸe dur diyemiyorlar. Can ahlakı, canın sürekli yenilenme, tazelenme ile var olabileceÄŸini söylüyor. Oysa inanç sahibi olduÄŸunu söyleyen birçok kiÅŸi, yeniliklerden uzaklaşıp, geleneÄŸini yorumlamaksızın geçmiÅŸe saplanıp kalıyor. İnancını, gerçekle yüzleÅŸerek elinde tutamıyor. İnanç düzenlerinin özgürlükleri koruması, bu düzeni yaÅŸayan, ona hayat veren insanların özgür olmalarıyla olanaklıdır. Özgür olmak, özgür düÅŸünebilmeyle can bulur. Özgür düÅŸünebilme inanç bilincine ve inanç duyarlılığına sahip olmayı gerektirir. İnsanın akıl sınırlarını, bilgi birikimlerini aÅŸan onu çaresizlikle karşı karşıya getiren bir bilinç durumudur. Bu çaresizliÄŸin yaÅŸanması, insanı inancıyla yüzleÅŸmeye, inancının ardındaki temelleri anlamaya götürür. Bu bilinçle, inanç duyarlığına sahip olur. Yoklukla, hiçlikle karşılaÅŸmaktan korkmadığı için varlığın deÄŸerini anlar, ona saygı duyar. İnanmak, inandığının sınırlarında dolaÅŸabilme özgürlüÄŸüne, bu inancın dışındakileri ve kendi inanç arkadaÅŸlarına karşı sorumluluÄŸa sahip olmakla yaÅŸanır.
Bugün, yeryüzünde dindarlar, inanç bilinci ve duyarlılığı taşımayan bir inanç ortamını yaşıyorlar. Dinlerini hazır buluyorlar. Kendilerine verilen, sunulan, kimi zaman dayatılan inanma biçimlerini sorgusuz kabul ediyorlar. Din onlar için pazar günleri gidilen kilise, toplumsal dayanışma, ruhsal sorunların çözümü anlamına geliyor. Ruhsal-toplumsal var olma çabalarında çok duyarlı bir noktayı oluÅŸturduÄŸu için, bu kanaldan gelebilecek telkinlerin etkisinde kolayca kalıyorlar. YaÅŸam deÄŸerlerini, bu inanç düzenlerini yöneten insanların çizdiÄŸi sınırlar içinde oluÅŸturuyorlar.
Özgürce inancını yaÅŸayamayan, inanç bilinci ve duyarlılığından yoksun biri için din tam bir güvence kaynağı oluÅŸturuyor. Bu güvence kaynağının elinden gitmesinden korkan insan, güvenceyi yitirmemek için, güvence kaynağına olan bağını zorlayacak, ortadan kaldıracak düÅŸüncelere, inançlara, yaÅŸam biçimlerine düÅŸman kesiliyor. Dini bir korumacılık, muhafazakarlık tutumuyla yaşıyor. İnanç bilinci ve duyarlılığından yoksun olduÄŸu için, neyi ne adına, hangi deÄŸerlere sahip olmak için koruduÄŸunun farkında olamıyor. İnancının altında ezilen, inancıyla özgürleÅŸemeyen, köle olan bir inanç sahibinin mensup olduÄŸu din, özgürlükleri koruyabilir mi? Korumak tazelenmeyi gerektirir. Korumak, koruduÄŸunun bilincinde olan, koruduÄŸu ile yaÅŸama kol kanat geren insanın baÅŸarabileceÄŸi bir çabadır. İnancıyla özgürleÅŸemeyen, inandığı için özgür olabilmeyi, özgürce araÅŸtırıp, soruÅŸturabilmeyi baÅŸaramayan bir insanın, diÄŸer insanların özgürlüklerine saygı duyabileceÄŸini düÅŸünemeyiz. Koruyan, sıkı sıkı yapışan, yapışıp kaldığı çerçevenin dışına çıkmaktan korkan, güvence tutkunu, inanmayı köle olmak sanan biri, özgürlüÄŸü nasıl anlayabilir de diÄŸer insanların özgürlüklerine deÄŸer verir?
İnanan, inancıyla özgür, inancıyla güzel, inancıyla özerk, inancıyla kendisi olabiliyorsa, böyle bir dünyada inanç düzenleri tehdit olmaktan çıkar. İnancıyla geliÅŸip, serpilebilen; ruhunu inancıyla besleyebilen, inancını yenileyip, gerçeklerlerle, inancın ardındaki hiçlikle yoklukla hesaplaÅŸabilen insan, bu gezegendeki güzellikler özgürlükler için bir tehdit oluÅŸturmaz. Böyle bir insanla özgürlükler çiçek açar.
Birand: Kıskançlıklardan ve ayak oyunlarından nefret ederim