Siyasetçilerimizin ahlak alanında dayanabilecekleri ilkelerden önemlileri ÅŸunlar olabilir:
Birincisi, saygıdır. Genel olarak söylenirse, kaba güçle iktidarı elde edebileceÄŸini sanan, örneÄŸin, birisi konuÅŸurken ona müdahale eden, sırf gücü ele geçirmek için her türlü entrikayı çevirmeye çalışan, 'İnsan insanın kurdudur. O halde, çok güçlü kurt olmanız gerekiyor ve bu gücü elde edebilmek için ne gerekirse yapmanız mubahtır' diyen bir düÅŸünceye karşı insana hayata saygı.
İkincisi, sorumluluk elbette. Saygı duyduÄŸum için yönetimine talip olduÄŸum topluma karşı sorumluluk. Yönetimde bulunduÄŸum zaman hem her bireyin hem de onların oluÅŸturduÄŸu toplumun neÅŸvünema bulabilmesine, canlanabilmesine karşı duyduÄŸum sorumluluk.
Ahlak saygı ve sorumlulukla bitmiyor. Benim diÅŸimi sıkarak, 'Adamı dövmeyeyim; çünkü ona çok saygım var' diye kendimi tuttuÄŸum, 'Lanet olsun, bu adamla da yaÅŸamak zorundayım' dediÄŸim, hani tahammül, hani tolerans dediÄŸim ÅŸey elbette önemli. Oysa gönül baÅŸka bir ÅŸey istiyor. Saygı ve sorumlulukta kalan ahlakta belki bizim iç dünyamızın katılmadığı bir ÅŸey var. Saygı ve sorumluluk, çoÄŸunlukla, dikkat çekici bir biçimde kamusal alanda cereyan eder. Ben ahlak alanına kendi mahrem hayatımla da, iç dünyamla da, derun” alemimle de katılmak istiyorum. Dolayısıyla, orada bir sevgi de söz konusudur. Bu sevginin, kendi doÄŸal akışı içerisinde, zorlanmamış, öÄŸretilmemiÅŸ, itilip kakılmamış, içimden, derinliklerimden gelebilen bir güç taşıması gerek. Onu, politikacıların yalancıktan birbirlerinin ellerini sıkıp sarılıp öpüÅŸmeleri gibi zoraki bir ÅŸey olarak anlamıyorum. Belki o yok ise o zaman sorumluluk ve saygı düzeyinde kalınabilir.
Son olarak söyleyeceÄŸim, 'muhabbet'tir. 'Muhabbet' Arapça kökenli bir sözcük olmasına raÄŸmen bizim hayatımız onu bir dönüÅŸüme uÄŸratmış. Muhabbet hem sevgidir hem iletiÅŸimdir. Üstelik ideal bir iletiÅŸimdir. Muhabbet ortamına girdiÄŸiniz zaman orada tek tek bireyler kaybolur. Muhabbet bittiÄŸi zaman kimin ne söylediÄŸini hatırlamazsınız. Orada birileri bir ÅŸey söylemiÅŸtir ama söylenenler vardır. Orada muhabbet muhabbetlemiÅŸtir. Mehmet Bey, Hüseyin Bey, Leyla Hanım bir ÅŸey anlatmış olabilirler. Oysa orada tek tek farklılıklar ortadan kalkmıştır artık. Muhabbet bütün insanları sarmıştır. Aralarındaki güç iliÅŸkilerinin büyük ölçüde ortadan kalkmıştır. Muhabbet insanların birbirine bilgi olarak, yaÅŸ olarak, cinsiyet olarak, renk olarak bir dayatma içinde olmadıklarını hissettiÄŸiniz bir ortamda, herkesin kendi olabildiÄŸi bir ortamda gerçekleÅŸtirilen bir iletiÅŸim demektir. Dolayısıyla, bizim siyaset alanında, hem yaÅŸam birikiminin oluÅŸturduÄŸu donanım olarak hem geçmiÅŸten getirdiÄŸimiz, kendi kültürümüz açısından, can ahlakı açısından, Batı'ya da söyleyebilecek çok sözümüz olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
Bizim bir manev” hazine olarak duran sandığımızda, kültürümüzde, geçmiÅŸimizde ahlaki açıdan bu kadar derinlikler olmasına raÄŸmen, siyasetçilerimizin büyük ölçüde yaptığı tartışmaların kabalığı içimizi sıkıyor. Bütün bu inceliklerimizin bir kenara atılıp, sırf taraftar kazanmak, sırf ortada güç gösterisi yapmak adına bu kültüre yaptıkları zulmü, bu kültüre verdikleri acıyı unutmak da maalesef elimizden gelmiyor.
Elbette bunda bizim de kesinlikle sorumluluÄŸumuz var. Onlar bizim toplumumuzu temsil ediyorlar ve onların verdiÄŸi kararlarla da bu toplum ahlaklı ya da ahlaksız bir görünüm elde ediyor. Bir toplumun ahlaklı yahut ahlaksız olabileceÄŸi düÅŸüncesini kabul ediyor iseniz, iÅŸte o zaman toplumu yönetecek insanların ahlak” donanımlarını geliÅŸtirmede, daha tiziz olmamız gerektiÄŸini unutmayalım. Biz seçtik, bu adamlar ahlaksız çıktı dediÄŸimizde elbette bu ahlaksızlık bizdendir. Bunu da kabul etmek gerekiyor. Nasıl insanlar geçmiÅŸinden dolayı sorumluluk duyup acı çekiyorlarsa, aynı sorumluluk ve acı bizi yönetenlerin yaptıkları yanlışlardan da geliyor. Dolayısıyla, hiçbirimiz birey olarak kurtulma ÅŸansına sahip deÄŸiliz. Bu ülkeden kaçsak da bundan kurtulabileceÄŸimizi sanmıyorum. Çünkü, yine dünyanın bir yerinde birtakım ahlaksızlıklar yapılıyorsa, biz orada olmasak bile onlardan sorumluyuz diye düÅŸünüyorum.
Birand: Kıskançlıklardan ve ayak oyunlarından nefret ederim