Felsefenin gücü insan aklının gücüdür. Felsefenin gücü insanın hayat karşısındaki problemlerini anlama ve çözme gücüdür. Elbette insan aklı sınırlıdır. İnsanın felsefeyle uÄŸraÅŸması insanın Tanrı olmaya soyunması anlamında -haÅŸa- deÄŸildir. Çünkü felsefe haddini bilmekle baÅŸlar. Sokrates, Atina meydanında, agorasında dolaşıyor ve hiçbir ÅŸey bilmediÄŸini söylüyordu. Çünkü bildiÄŸi konusunda hep kuÅŸkuları vardı. Ve bildiÄŸini söyleyenleri hep eleÅŸtiriyordu. Demek ki felsefe haddini bilme ile yapılabilecek, sınırlarını bilme, çaresizliÄŸini bilme ile yapılabilecek bir etkinlik. Ama bunun yanında kendine güvenle, korkusuzlukla, cesaretle yapılabilecek bir etkinliktir. Çünkü felsefi serüvenin bir güvencesi yok. Hayatın anlamı konusunda düÅŸünür, araÅŸtırır, bir ÅŸeyler söyleyebilirsiniz. Ama söyledikleriniz saçma sapan, anlamsız ÅŸeyler de olabilir. Belki daha hazini, daha önceden söylenmiÅŸ bir ÅŸey olabilir. Siz onu 'yeni bir ÅŸey söylüyorum' diye söyleyebilirsiniz. Felsefeyle giriÅŸilen iliÅŸki, dolu ve zor bir yaÅŸamdır. Ama bizim Türk toplumunun buna ihtiyacı var. EÄŸer taklitçi olmayacaksak, eÄŸer hayatımızın hikayesini, bu topraklarda binlerce yıldır devam eden İslam öncesi ve İslam sonrası kültürün içindeki hayatımızı yorumlayıp Batı'ya anlatabileceksek, burada felsefenin çok önemli bir iÅŸlevi vardır. Felsefesiz bir Türkiye, turistlerini kılıç kalkan ekibi ile karşılayıp rakı, ÅŸiÅŸ kebap, lokum vb. ile idare etmeye çalışan zavallı bir ülke haline gelir. Sadece beÅŸ yıldızlı oteller yapmak, müzeler açmak, birtakım havayollarıyla veya deniz yollarıyla anlaşıp ülkemize turist getirmek, ülkemizin tanıtımı için güzel görüntüler içeren filmler yapmakla kültür sorunumuzu çözemeyiz.
Kültürümüzün çok derin bir felsef” içeriÄŸi vardır. Bunu ortaya çıkarmak gerekiyor. Bu kaygıyı duyanlarımızın sayısının da çok olduÄŸunu sanmıyorum. Hangi iktidar geçmiÅŸimizi, kültürümüzü, türkülerimizi, ÅŸarkılarımızı, masallarımızı Batı'ya felsef” yorumlarla anlatmaya çalışalım demiÅŸtir? Bu kaygıyı çok az insanın duyduÄŸunu sanıyorum. Onların sesi de bir sürü kalabalık sesler arasında, bağırış çağırış arasında yok olup gitmiÅŸtir. Biz hala kendi kültürümüzü kendimize özgü düÅŸünme pınarından beslenemeden var edebileceÄŸimizi düÅŸünüyoruz, üstelik yaÅŸamımızın manevi boyutunu da pek anladığımızı sanmıyorum. Dindarlarımız bile maddiyatçı olmuÅŸtur. Dolayısıyla bu durumda kültür, felsefesizlikten dolayı -tabii birçok sebebi var, yalnız felsefesizlik demeyeyim, çok abartmış olurum- zarar görüyor, ama kültürel seferberlik, bir kültür hamlesi yapabilmek, iÅŸin felsefi boyutunu, araÅŸtırma boyutunu, düÅŸünce boyutunu geliÅŸtirmekle olabilir. Bu elbette Osmanlı zamanında da yapıldı. Cumhuriyet Dönemi'nde bu konularda düÅŸünen Fuat Köprülü, Hilmi Ziya gibi, Tanpınar gibi daha nice önemli düÅŸünürlerimiz var. Yine de bizde Batı'nın büyük felsefecileriyle hesaplaÅŸabilecek ve bu toprağın hayatının bütün hikayesini anlatabilecek filozoflarımız henüz çıkmış gözükmüyor. Bunlara ihtiyacımız vardır. Bu basmakalıp yaÅŸayışın sınırlarının ötesine geçebilmek için, ezberci eÄŸitimden, test sorularıyla yönlendirilen sınav alışkanlıklarından kurtulabilmek için, artık hayatımıza baÅŸka türlü bakmamız gerekiyor. Vakit gelmiÅŸ ve geçmektedir. Belki de vakit geçmiÅŸtir. Bunun anlamı ÅŸudur; bu topraktan felsefe falan çıkmaz. Çünkü birçok ülkenin filozofu yoktur, felsefecisi de yoktur. İşte biz de o zaman Batılı'nın planlarını yaptığı, kurduÄŸu fabrikalarda seri üretim yaparak Batılı'nın tezgahına hizmet etmiÅŸ oluyoruz. Bu bana tabii ki çok hazin geliyor. Biz sadece Batılı ekonominin hizmetinde olan robotlardan oluÅŸmuÅŸ bir kültür olamayız. Binlerce yıllık geçmiÅŸimiz, Türkçemizin zenginliÄŸi ile bu topraklarda yapılacak felsefeden söz ediyorum. Elbette bu topraklarda yalnız Türkçe konuÅŸan insanlar yaÅŸamadı, yaÅŸamıyor ama onlar da kendi dilleriyle bu toprakların öyküsünü yazabilirler. Elbette dostuz, arkadaşız, bütün o görüÅŸlerimizi bir araya getirebiliriz. Ben istiyorum ki Anadolu'dan felsefenin sesi duyulabilsin, bu Dünya İnsanı için de büyük yararı olabilecek bir atılımdır. Bu topraklardan atılacak felsefe çığlığı, bu topraklardaki hayatı büyük ölçüde daha anlamlı hale getirecek bir çığlık olacaktır.
Birand: Kıskançlıklardan ve ayak oyunlarından nefret ederim