YiÄŸit Karaahmet yigit.karaahmet@aksam.com.tr

kategori2

Olaylı topraklarda bir 'blues' macera

GeçtiÄŸimiz hafta Kürtler, siyahlar ve eÅŸcinsellerle yani tüm ezilenlerle dolu bir otobüs insan birlikte Gaziantep'ten, Diyarbakır'a yolculuk yaptık.
Nasıl mı oldu?
Diyeceksiniz ki "Hadi eÅŸcinsellerle, Kürtler'i aynı otobüse bir ÅŸekilde koydun, peki siyahları nereden buldun?" Hayır, sırf bu yolculuÄŸu yapabilmek için onları Tarlabaşı'ndan toplamadım. Zaten onlar Efes Pilsen Blues Festival için Türkiye'yi geziyorlar.
Ve festival ekibi bu seyahat için beni de davet etti.  Bu über fantastik daveti kaçırmak olmazdı. Hem Gaziantep hem Diyarbakır gece hayatını inceleyecektim hem de bir yol macerası yaÅŸayacaktım.

GAZİANTEP

Vinç manzaralı oda
* Gaziantep'te kaldığımız oteldeki odamda küçük bir pazar vardı. Bu pazarda erkek çorabından, manikür setine, tıraÅŸ bıçağından kadın pedine kadar birçok ÅŸey satılıyor. Dayanamayıp bir adet French oje aldım. Harika!
* Yine bu odada havalandırmayı çalıştıramadım. Ve pencereyi de kulpu olmadığı için açamadım. Resepsiyondaki son derece yardımsever beyefendiye ÅŸikayetimi iletince elime pencerenin aparatını tutuÅŸturdu. AÅŸağıya bir ÅŸey atmasınlar diye herkese vermiyorlarmış. Bana nasıl güvendi bilmiyorum ama ona müteÅŸekkirim. Pencere üstünde hedeflenen eylemi gerçekleÅŸtirdim.
* Pencereyi açınca anladım ki bu pencere hayatınızda görebileceÄŸiniz en büyük oda penceresi. Açıldığı zaman odanın bir duvarı neredeyse yok oluyor ve orada bir boÅŸluk kalıyor. O boÅŸluktan aÅŸağı düÅŸmemek için fazla yaklaÅŸmadan dışarıyı izlerken yerden bir nesne yükselmeye baÅŸladı. Yükseldi, yükseldi... Ve o bir vinçti. Kaçınız 10 cm mesafede vinç olan bir odada kaldı ha? Kaçınız?  
* Herhalde Antep'te tarihin en yaÄŸmurlu günü yaÅŸanıyordu ve ben o gün oradaydım. Zaten yaÄŸmur kara bir lanet gibi yol boyunca peÅŸimi bırakmadı.
* Gaziantep'teki konser alanı epey güzeldi. Açıkça söylemek gerekirse İstanbul'da bile böyle şık düzenleneni çok az gördüm. Işıklandırması, havalandırması, ses sistemiyle gayet iyiydi.  
* Aynı ÅŸekilde Gaziantep'te konseri izlemeye gelen kızlar da erkekler de çok havalılardı. Yani insanların ÅŸalvarla gelmesini de beklemiyordum elbette ama Antep piyasası şıklığının vurgulanması gerek. Neredeyse skinny jean giymeyen bir tek kız bile yoktu. Erkeklerin çoÄŸu vücut çalışmıştı, göÄŸüsleri gösteren V yaka t-shirt'ler giymiÅŸlerdi. Cadde piyasası gibiydi o yüzden benim pek ilgimi çeken kimse olmadı.
* Festivale 'ortam görsün ve blues'la tanışsın diye' yaklaşık 40 günlük bir bebek getirdiler. İçeri alınsa mı alınmasa mı bilemeyip, küçük bir kafa karışıklığı yaÅŸandı. Sonunda bebeÄŸin bir süre içeriyi görmesine karar verildi. Ve bir ortam tutkunu bebek daha hayata karıştırılmış oldu.

YOLDA Tüm ırklar horlar!

*  Gaziantep - Diyarbakır arası yol bence çok ilginç. Dümdüz, hiçbir yere sapmadan otomatik pilotta kilometrelerce gidiyorsunuz. Yolun sonu bir nokta olarak ufuk çizgisinden görülebiliyor. Ve bu yol boyunca da yanda sadece sarı tarlalar akıyor. Hayatın hep iniÅŸli çıkışlı olacağına inanan biri olarak garipti.
* Yol boyunca birçok marketin adı Mirkelam. Daha bunun ÅŸokundayken mola verdiÄŸimiz ilk yerin adının da Mirkelam Tesisleri olması ruhen ikiyle çarptı, dörde böldü. Diyarbakır-Gaziantep arasında Mirkelam isimli bir tesis olması yüzünden politik karışıklıkları düÅŸünmeye baÅŸladım. Acaba ÅŸarkıcı Mirkelam da Kürt kökenli miydi?
* Otobüsteki diÄŸer etnik kimliklerdeki insanlara ait genel bir izlenim yok. Genel olarak ÅŸunu söyleyebilirim ki tüm ırklar uyurken horluyor.
* İkinci molayı Siverek'te hiçliÄŸin ortasında, ama etrafta gerçekten hiçten baÅŸka hiçbir ÅŸey olmayan bir lokantada verdik. İçeride yemek yiyenler, sabahın o saatinde bu tuhaf otobüsten inen siyahların kuru fasulye mi yoksa tepsi köftesi mi hangi iki yiyeceÄŸi seçeceklerini tartışmasına ÅŸahit oldukları için ÅŸanslılar.
* Lokantanın sahibi o kadar şaşırdı ve sevindi ki bizden başka yemek sırasında bekleyenleri 'Durun biraz Amerikalılar geldi' diye bekletti.

DİYARBAKIR

Bu arabanın bagajında ne var?
* Diyarbakır'daki otel daha giriÅŸimizde inanılmaz trajik bir hata yaptığından dolayı aşırı kızgınım. Beni üst katlarda bir odaya verdiler. Birinci katta da festivalden sadece bir kiÅŸi kalıyor. Ve birinci katın geri kalan tüm odalarında da Tarsus İdman Yurdu'nun altyapı oyuncuları kalıyormuÅŸ. Ekipteki çocuk haklı olarak, futbolcuların tüm kapılarının açık olduÄŸundan, odalarının arasında havluyla gezdiklerinden ve sürekli gürültü yapıp eÄŸlendiklerinden ÅŸikayet etti. Ona odaları deÄŸiÅŸtirmek için yalvardım, tepinerek aÄŸladım, Hermes Birkin çantamı teklif ettim. Ama her ÅŸey için çok geçti, çünkü festival alanına gitmesi gerekiyordu.  
* Diyarbakır gerçekten polis kaynıyor. Ve polisler gerçekten çok yakışıklı. İster sivil olsun, ister resmi hepsinin özenle seçmiÅŸ gibi. Gerçi Diyarakır'daki çoÄŸu insan için aynı ÅŸeyi söyleyebilirim aslında.
* Puslu ve yaÄŸmurlu bir havada Diyarbakır'ı turluyoruz ve yaÄŸmurdan kaçmak için bir handaki kafeye sığınıyoruz. Çok eski bir yer ama turistik kilim dekorasyonuyla döÅŸemiÅŸler. İçlerde birtakım odalar var ve anladığım kadarıyla bu odalar bir tür gizli buluÅŸma yeri. İçeriye ayakkabılarınızı çıkarıp öyle giriyorsunuz. YaÄŸmur altındaki bu tuhaf yerde müzik olarak da 'Schnidler'in Listesi'nin soundtrack'i çalıyordu.
* Yakın zamanda ticarete atılmak isteyenlere bir öneri: Diyarbakır'da ÅŸemsiyeci açın. İstanbul'da yaÄŸmur yaÄŸar yaÄŸmaz mazgallardan çıkan tüm ÅŸemsiye satıcılarının tersine Diyarbakır'da kimseyi bulamadık.

DÜÄžÜNE SIZDIM
* Festival alanı epey sıkı güvenlik altındaydı o yüzden polislerle göz teması kaçınılmaz oldu.
* Festivale giderken yan tarafta Kaplan DüÄŸün Salonu adlı devasa bir yerde düÄŸün vardı. Halaylı, ÅŸarkıcılı, havalara 1 dolarlar saçılan düÄŸünlerdendi. Çok eÄŸlendim. Gelinle damadı tebrik etmek için yanlarına gittiÄŸimde elbette koca çenemi tutamayıp geline pot kırmayı baÅŸardım. Tüm düÄŸün boyunca "Kız ne kadar genç, adamla sırf töre yüzünden evlenmiÅŸtir" diye kendimi doldurdum durdum. Ve tebrik seremonisi sırasında gelinle sohbet ederken "Kaç yaşınızdasınız?" diye sordum "35" dedi. "Çok genç gösteriyorsunuz hanımefendi" deyip o düÄŸünden uzadık.
* Diyarbakır'daki konserler de epey iyiydi. Herkesin enerjisi gayet yüksek ve eÄŸlenmeyi seviyorlar.
* Konser bitti ama ben devam etmek istiyorum. Festivalde tanıştığımız birkaç kiÅŸiyle önce Black Jack adlı bir bara içmeye gidiyoruz. Çok nazikler bizim için açtılar. PeÅŸime tüm Efes Pilsen'cileri takıp buraya doluÅŸtuk.
* Gecenin ilerleyen saatlerinde ben ve ekibin diÄŸer kalanları olarak ikiye bölünüyoruz. Ben, yeni tanıştığım üç arkadaşımla Diyarbakır TOKİ konutlarında mütevazı bir ev partisine giderken festivalciler de Layla pavyona gittiler. TOKİ konutları Diyarbakır'ın dışında asla taksi geçmeyen bir yerde. Åžehre mutlaka bırakılmam gerek yani. Yeni arkadaÅŸlarım çok kibar ve çok tatlılar. Evde takıldıktan sonra, yemek için dışarı çıkıyoruz. Herkes sarhoÅŸ olduÄŸu için arabada tribe girdim. Ve birden içinde olduÄŸum araba polis tarafından Diyarbakır'da durduruldu.
* Fark ettim ki bindiÄŸim arabanın rengi sarı ama ticari taksi deÄŸil. Üstelik Adana plakalı. O an kafamdan milyonlarca ÅŸey geçti. Mesela ya bu arabanın bagajında 98 adet kalaÅŸnikof varsa? Ya bu arabanın bagajında dört kg kokain varsa? Hemen ne olur ne olmaz diye Efes Pilsen 'Basın' yazan kartımı çıkarıp boynuma taktım. Arabanın bagajında da hiçbir ÅŸey yoktu.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3