AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-11-08
Kamerun'lu Eto'o, ülkeden ülkeye kaçtı ama kurtulamadı.
Altıntop Kardeşler, Campell, Kezman örnekleri.
Türkiye'deki üç büyükler savaşı, hepsinden daha tehlikeli.
Diyarbakırspor'a yapılanlar utanç verici.
Irkçılık denince sadece siyah-beyaz ayırımı hatırlanmamalı. Ülkeden ülkeye kaçıp bu yoğun kampanyadan kurtulmaya çabalayan Eto'o örneği yalnız bırakılmamalı. Önce Birleşik Krallık'taki holiganlarla başlayan, daha sonra diğer ülkelere sıçrayan bir hastalıktan söz ediyoruz. İster 'Çağın vebası' ister 'Günümüzün Domuz Gribi' ya da adına ne derseniz deyin, sorun büyük. Gittikçe yaygınlaşmayı sürdürüyor. Aşı ya da antibiyotik filanla önlenemiyor. Daha on gün önce Türkiye'deki en tipik örneği yaşadık. Toplum içinde saygın iki isim, hatta makam sahibi olmuş Ercan Saatçi ile Metin Özülkü'nün iğrenç konuşmaları internet sitelerine düştü. Ardından tüm medyaya. Bu da 'Galatasaray Karşıtı Irkçılık' olarak adlandırılabilir. Son olarak Gaziantep'te doruğa çıkan Diyarbakırspor düşmanlığı 'Milli Birliği' tehdit edecek sınırlara ulaştı.
GEÇ KALAN TEDBİRLER
FIFA, gittikçe vahşileşen kurguyu ancak 2003'te fark etti. 'Irkçılıkla Mücadele Komitesi'ni kurdu. En tepesine bizden birini, Şenes Erzik'i oturttu. Bununla da yetinilmedi. Avrupa Parlamentosu, UEFA ve FARE'in -Football Against Racism In Europe- gösterdiği çabaya destek için peş peşe bildiriler yayınladı. Hazırlanan deklarasyonda "Bu konuda duyarlılık göstermeyen ülke ve kuruluşların en ağır şekilde cezalandırılacağı" vurgulandı. FIFA'nın Zürih'te yapılan toplantılarında, yönetmeliğin ırkçılıkla ilgili olan toplam 55 maddesinde değişiklik yapıldı. Tribünlerde ve sahada ayırıma göz yuman kulüplere ağır cezalar getirildi. Sahaya giriş yasağından, uluslararası boykota varan yaptırımlar kararlaştırıldı. Puan silinmesi, hatta küme düşürülmesi de bunun içinde.
GİZLİ AJANLIK
Başkan Sepp Blatter'in önderliğinde yepyeni bir kanal daha açıldı. Bu aksiyonun ismi "Irkçılığa Karşı FIFA Temsilcileri" idi. Seçilen ilk isimler arasında Bobby Charlton, Jurgen Klinsmann, Platini -Şimdi UEFA Başkanı-,Pele ve Thierry Henry yer aldı. Henry ayrıca, bir spor firmasının başlattığı 'Standup-Speakup-Ayağa kalk, konuş' -inisiyatifinde öncü rol oynadı. İlginç olan, Fenerbahçe macerası çok gürültülü geçen İspanya Teknik Direktörü Luis Aragones'in durumuydu. Yaşlı çalıştırıcı, seyircinin kendisine 'Orangutan taklidi yapması'ndan şikâyette bulunmuştu. Gerçekten, bu gösterinin tamamen yok edilmese de, azaltıldığını söyleyebiliriz.
Alınan tüm önlemlere karşın, ırkçılığın önüne geçmek zor. Bu konuda yurtdışında yaşayıp, futbol oynayan lejyonerlerimizin durumu da iç açıcı değil. 3 Milyonu aşkın Türkün yaşadığı Almanya'da atılan slogan ve sataşmalar en ciddi, hatta politik kuruluşlarca denetlenmekte.
ÖRNEKLER
Fırtına gibi esen Kamerun'lu Eto'o, Barcelona'da barındırılmadı. Bildiğiniz gibi İspanya'dan İtalya'ya göç zorunda bırakıldı. 25 Şubat 2006'da oynanan Zaragoza maçında başına gelenler sonucu ağlayarak, oyunu terk etmek istemişti.
Futbol hayatlarını Almanya'da sürdürmekte olan Hamit ve Halit Altıntop Kardeşler de, en çok etnik kökenleriyle ilgili hareketlerden rahatsız olmaktalar. Bu yüzden sadece son iki yılda Türk Milli Takımı'nda oynamayı reddeden oyuncularımızın sayısı ortada. Sebebi aynı.
Çok geride kalmayan iki çarpıcı örnek vermek istiyoruz. Mehmet Ali Yılmaz'ın Trabzonspor Başkanı iken, kendi oyuncusu Campell için "Yamyam" esprisi yapmasını unutmadık. Bu laf, İngiltere'ye kadar gidip, kıyamet koparmıştı. Ada Basını, Yılmaz'ın şahsında ülkemizi topa tutmuştu.
Kezman'ın Sarı-Lacivertli ekibimize gelişiyle onun ünlü Sırp Selamı'nı ilk dillendiren merhum Kazım Kanat olmuştu. Nitekim, rakip taraftarın sıkça tepkisi, bu ünlü ismi verimsiz kıldı. Sonuçta Türkiye'de barınamadı.
...
Hep etnik unsurlar üzerinde durduk. Sanırız aynı tedbirlerin sırf bize özgü hale getirilip, uygulanması şart. Sorumsuz yönetici, spor adamı futbol yorumcusu sayısı her geçen gün hızla artmakta. Rakip camialar aleyhinde ağıza alınmayacak hakaret ve küfürler ortada. Yıllar önceki sinkaflık hareketler bile gizli kalmıyor. 'Üç Büyüklerin Irkçılığı' hepsinden tehlikeli. Ne dersiniz, haksız mıyız?
Haftanın fıkrası
Valizler Sidney'e
Manken kız havalanına gelir. Bilet işlemlerini tamamlarken, valizleri teslim eder.
- Sidney'e gittiğimi kayda aldınız mı? der.
Sonra iç giyim eşyası dolu bagajını gösterip konuşmayı sürdürür:
- Büyük olanın New York'a, daha küçüğünün Paris'e gitmesini istiyorum.
Görevli, güzel bayana şaşkın şekilde cevap verir:
- Özür dilerim efendim; ama bunu yapmamız mümkün değil.
Genç kız gülümser ve:
- Bunu işittiğime memnun oldum, diye ekler:
- Geçen yıl bunu başarmıştınız!
ÖZLÜ SÖZLER
Gerçek dostu olmamak, yalnızlığın en kötüsüdür.
FRANCIS BACON
Hayata beraber başladığımız,
Dostlarla da yollar ayrıldı, bir bir
Gittikçe artıyor yalnızlığımız.
CAHİT SITKI TARANCI
Sevilmeyen bir insan, her yerde ve her şeyde yalnızdır.
GEORGE SAND
Adım ne idi unuttum sorulmayı sorulmayı.
KARACAOĞLAN