Türkiye ile İsrail arasındaki diplomatik krizin sürmesi, iki tarafın stratejik çıkarlarına da zarar verme riskini beraberinde taşıyor. İliÅŸkilerin bozulmasının en ağır faturası İsrail'e çıkacak. Çünkü İslam dünyasındaki tek güvenilir müttefiklerini kaybetmeleri söz konusu. Mısır'la diplomatik iliÅŸkileri var. Ama resmi iliÅŸkiler halklar arası yakınlaÅŸmaya yetmiyor. İsrail vatandaÅŸlarının ABD'den sonra rahatlıkla gidebildikleri ikinci ülke yıllardır hep Türkiye oldu.
İsrail kadar hayati olmasa da Ankara açısından da iliÅŸkilerin saÄŸlıklı zeminde sürmesi önem taşıyor. Özellikle de hükümetin yürütme iddiasında olduÄŸu çok boyutlu barış diplomasisinin baÅŸarısı için kritik öneme haiz. Böyle bir dış politika yürütebilmenin temel koÅŸulu, bu bölgede yer alan ya da bu bölgedeki geliÅŸmeleri etkileme gücü olan tüm oyuncularla rahatça konuÅŸabilme kabiliyetine sahip olmaktır. Bir tarafta ABD, AB ve Rusya, diÄŸer yanda ise Suriye, İran, Suudi Arabistan ve Irak ile iyi iliÅŸkiler içindeki Ankara'nın, İsrail ile konuÅŸamaz duruma gelmesi bölgede soyunduÄŸu yeni role uygun bir manzara sergilemiyor.
Tabii ki İsrail'in Gazze operasyonu sırasında yaÅŸananlara Türk halkının ve onun temsilcisi Türk hükümetinin sessiz kalması beklenemez. Ancak bu tepkinin uluslararası kamuoyunda 'Türkiye rota deÄŸiÅŸtiriyor' ÅŸeklinde algılanacak bir hal alması İsrail ile iliÅŸkilerden öte Türkiye'nin kendi çıkarları açısından sakıncalar içermektedir.
Her iki ülke DışiÅŸleri Bakanlıkları teknokratlarının ve iki baÅŸkentteki büyükelçilerin yoÄŸun çabalarına raÄŸmen iki ülkedeki siyasetçilerin karşılıklı açıklamaları tansiyonun düÅŸürülmesine yardımcı olmamaktadır. Nitekim dün de BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan partisinin grup toplantısında İsrail'e yönelik eleÅŸtirilerini sürdürdü. İsrail tarafında da kabinenin bir bölümü Ankara'yı provoke eden açıklamalar yapmakta hiçbir sakınca görmüyor.
Tel Aviv'e giden diplomasi muhabirimiz Mahmut Gürer heyecanla okunan dizisinde İsrail Ticaret, Sanayi ve Çalışma Bakanı Binjamin Ben-Eliezer'in kasım ayında Ankara'ya geleceÄŸini duyurdu. Kültür ve Turizm Bakanı ErtuÄŸrul Günay'ın masasında da İsrailli meslektaşından gelen bir davet mektubu yer alıyor. Bu olumlu sinyallere raÄŸmen Ankara-Tel Aviv iliÅŸkisinin yeniden rayına oturması için daha güçlü mesajlara ihtiyaç var.
Hükümet içinde bu rolü üstlenebilecek iki isimden biri BaÅŸbakan Recep Tayyip ErdoÄŸan diÄŸeri ise DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu. BaÅŸbakan ErdoÄŸan geçmiÅŸte İsrail'i ziyaret etti ve İsrail kamuoyu üzerinde oldukça etkili de oldu. Ancak Gazze operasyonu nedeniyle yaptığı sert açıklamaların ardından kendisinden bu dönem böyle bir adım beklemek gerçekçi olmaz.
DışiÅŸleri Bakanı Ahmet DavutoÄŸlu'nun İsrail'e yapması planlanan ziyaret ise Hamas kontrolündeki Gazze'ye de geçme yönündeki talebi nedeniyle suya düÅŸtü. Bakan DavutoÄŸlu'nun niyeti Kızılay tarafından yapılan faaliyetleri görmekle sınırlı olsa da İsrail tarafı bunun Hamas'ı cesaretlendirici anlam taşıyacağını düÅŸünerek izin vermedi. Hem DavutoÄŸlu'nun hem de İsrail tarafının pozisyonlarından vazgeçmesi de kısa vadede mümkün gözükmüyor.
Gelinen bu noktada, iliÅŸkilerde yaÅŸanan sarsıntının giderilmesinde en yapıcı rolü siyaset üstü noktada olan CumhurbaÅŸkanı Abdullah Gül'ün oynayabileceÄŸi kanısındayız. Gül, ocak ayı başında İsrail'e yapacağı geziyi saÄŸlık nedenleriyle ertelemek zorunda kalırken, İsrail CumhurbaÅŸkanı Åžimon Peres'e ziyareti kısa süre içinde yapacağı sözünü vermiÅŸti. İliÅŸkilerin gergin olduÄŸu bu dönemde Peres'in davetini yinelemesi, İsrail tarafının da iliÅŸkilerin düzeltilmesi konusunda Çankaya KöÅŸkü'ne güvendiÄŸi anlamını taşıyor. Nitekim CumhurbaÅŸkanı Gül de bunun farkında. Gül, Slovakya'da gazetecilere yaptığı açıklamada, "Türkiye'nin İsrail ile de diÄŸer Müslüman ülkelerle de iliÅŸkileri saÄŸlam olacak ki barış sürecine katkısı devam etsin" sözleriyle iliÅŸkilerin korunmasının Türkiye'nin global rolü açısından taşıdığı önemi vurguladı.
GerçekleÅŸmesi durumunda Gül'ün İsrail ziyaretiyle Ankara-Tel Aviv iliÅŸkileri, siyasetçilerin güncel deÄŸerlendirmelerinden kurtarılarak hak ettiÄŸi stratejik boyuta yeniden kavuÅŸacaktır
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.
Türkiye’nin sonsuza kadar var olacağına ben de kesinlikle inanıyorum
Bahçeli’nin stratejisi: Açılıma karşı yeni milliyetçilik