Bir süredir, Türkiye’de hangi ana haber bültenini takip ettiÄŸiniz doÄŸrudan bu hayattaki duruÅŸunuz ve politik kimliÄŸinizle alakalı oldu... Pek çok konuda bölünen ve ayrışan Türkiye, ekran tercihlerinde de bu saflaÅŸmayı yansıtıyor... Uzun zamandır ana haber yarışının galibi UÄŸur Dündar... İzlenme oranları da bunu gösteriyor, bültenin etkinliÄŸi de. Bunlar zaten kağıt üzerindeki veriler. Kalkıp da UÄŸur Dündar’ın haberciliÄŸini tartışacak halimiz yok zaten...
Ancak UÄŸur Dündar’ın bugün çok izlenmesinin, çok etkin olmasının her zamankinden baÅŸka bir anlamı var. Ve buradaki izleyici tercihinin altında ne yatıyorsa onu dikkatle okumamız gerekiyor.
UÄŸur Dündar artık gazeteciliÄŸin ötesine geçmiÅŸ, bir aydın olarak kabul görmeye baÅŸlamıştır. Yaptığı çıkışlar, duruÅŸu, tercihleri, habere yaklaşımı da bu sonucun doÄŸal hazırlayıcısı
oldu.
Tabii bir de Türkiye’nin günümüzdeki ikliminin etkisi...
Her zaman, ama özellikle de bu iktidar döneminde yandaÅŸ gazeteci olmak çok kolaydır. Birkaç olumlu haber yaparsınız, BaÅŸbakan’ı veya CumhurbaÅŸkanı’nı öven üç-beÅŸ yazıdan sonra, “hiç kimse” olsanız bile hemen uçaklara davet edilir, KöÅŸk’te ağırlanırsınız... İktidarların, her zaman kendilerine dalkavukluk yapan insanlara ihtiyaçları vardır.
Bunun örneklerini her gün görmüyor muyuz?
Hayatları boyunca her hükümeti desteklemiÅŸ medya figürleri bugünlerde de AKP’nin yanında... Bunun rantını da yiyorlar kuÅŸkusuz...
Ancak muhalif olmak her zaman zordur. Bugün ise her zaman olduÄŸundan daha da zor. Çünkü muhalif olduÄŸunuz andan itibaren hemen kara listelere alınırsınız. Aleyhinizde yalan yanlış haber propagandaları baÅŸlar. Hükümet, patronunuza sizin tasfiye edilmeniz için baskı yapar. Bu süreçten faydalanan baÅŸkaları da arkalarına aldıkları hükümet rüzgârıyla sizi ezmeyi, yok etmeyi hesaplar...
İşte böyle bir dönemde patronun iÅŸine gelmeyecek yayın yapmakta ısrar etmek, hükümetin en rahatsız olduÄŸu çıkışları yapmak, sert yorumları dillendirmek bir aydın sorumluluÄŸudur...
Sonuçta herkes iyi-kötü bir haber bülteni hazırlıyor televizyonda...
UÄŸur Dündar ise milyonlarca izleyici tarafından sahipleniliyor. Fark burada. Çünkü böyle baskı dönemleri bazı figürleri daha ön plana çıkarır, halk onları daha fazla baÄŸrına basar.
Bu sürecin baÅŸka yansımalarını da görüyoruz.
Türkiye’nin yaÅŸadığı bu olaÄŸanüstü döneme karşı, tıpkı UÄŸur Dündar gibi kimi duruÅŸ sahibi, muhalif baÅŸka figürler de ön plana çıkmaya baÅŸladı.
Mesela belli ki çok küçük bir bütçeyle, geçmiÅŸteki ÅŸartlardan epey feragat etmiÅŸ bir ÅŸekilde Fox TV’de “Olacak O Kadar”ı yeniden yapmaya baÅŸlayan Levent Kırca... Kanal ortalamasının üstünde bir izlenme oranına sahip, ilk beÅŸin içinde, ortalığı yıkıp geçiyor.
Geçen hafta Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin İzmir-Konak’taki beÅŸinci ÅŸubesinin açılışında toplanan kalabalık, Müjdat Gezen’e gösterilen yoÄŸun ilgi de aynı dalganın ürünü deÄŸil mi?
Muhalif olmak, rüzgâra karşı yürümek, özellikle böyle zamanlarda bir aydın sorumluluÄŸuyla çıkış yapmak karşılığını buluyor.
Türkiye’de nitelikli bir okur, izleyici kitlesi de var sonuçta... Bu topraklar o kadar da umutsuz deÄŸil sonuçta...
Tek kıblenin para kazanmak olması, hükümetlere, patronlara sadece para ve daha fazla kazanmak için yaranmak, en ufak bir omurga, en ufak bir duruÅŸ, en ufak bir aydın sorumluluÄŸu sergilemeyenler...
Bir gün tarih onları da yazacak elbette...
‘YazıiÅŸleri’nde Melih Aşık ne iÅŸ?
NTV’nİn medya programı “YazıiÅŸleri”nde cuma günü çok ilginç bir konuk vardı. Milliyet yazarı Melih Aşık. Günümüz iktidarını en sert eleÅŸtirenlerden biri. Özellikle “ıslak imza” konusunda koronun söylediklerine ters çıkışlar yapması dikkatleri onun üzerine çevirdi. Tabii ki Cemaat’çi, dinci, yandaÅŸ saldırıların hedefi oldu. Oysa Melih Aşık tecrübeli bir gazeteci olarak bu konuda tavrıyla mesleÄŸimizin ilk ÅŸartının “sorgulamak” ve “kuÅŸku duymak” olduÄŸunu bizlere hatırlatan bir isim...
“YazıiÅŸleri” programı ise genellikle sorgulamak ve kuÅŸku duymak konularında sınıfta kalan bir program. Kamuoyunda “Bir buçuk adam” olarak bilinen (bu ismi takan Serdar Turgut) iki sunucusu genellikle konuk ettikleri yandaÅŸ yazarlara çanak sorular sormakla ve ağırlamakla ünlüdür. O mavi gözlü çocuk hayran hayran Fehmi Koru’ya bakar mesela. Ali BayramoÄŸlu’na çok büyük düÅŸünür muamelesi yapılır bu programda... Dönekler, kalemlerini satanlar el üstünde tutulur...
Ve yakın zamana kadar da Melih Aşık gibi gerçekten muhalif, hiçbir zaman duruÅŸunu bozmamış isimler görmezden gelinirdi... Yazılarından alıntı yapılmaz, yok sayılırdı.
Ancak anlaşılan o ki bir “balans ayarı” yapmış bir buçuk adam. Melih Aşık’ın programa çaÄŸrılması bir dönüm noktasıdır.
Peki sizce bu geçiÅŸ neden oldu?
Tabii ki kiÅŸisel sebeplerden... Ne zaman ki Taraf saçma sapan bir haberle NTV’yi kendisine düÅŸman etti, NTV’nin de aklı başına geldi...
Görüyorsunuz iÅŸte, Türkiye’de gazetecilik böyle kiÅŸisel kaygılarla yapılıyor. Taraf o haberi yapana kadar yandaÅŸ yandaÅŸ yayın yapan, hatta Taraf’ı öven, yalancı muhabirini ağırlayan bir program bir anda çark edebiliyor. Taraf, NTV’ye dokunmasa hiç umurları dahi olmayacak.
Türk medyasını bu kiÅŸisel dengelerin yönettiÄŸini bir kez daha öÄŸretti bize bir buçuk adam...
Türkiye’nin sonsuza kadar var olacağına ben de kesinlikle inanıyorum
Bahçeli’nin stratejisi: Açılıma karşı yeni milliyetçilik