Serdar Turgut serdarturgut@superonline.com

kategori2

Türkiye’nin sonsuza kadar var olacağına ben de kesinlikle inanıyorum

MHP kongresini izlerken ve Türkiye için atılan ‘Sonsuza kadar var ol’ sloganını dinlerken, bu slogan bazıları tarafından biraz fantastik ve hafif abartılı bulunsa da, ben kiÅŸisel gözlemlerim nedeniyle bu sloganın son derece gerçekçi olduÄŸunu ve hatta bu dünyada diÄŸer tüm ülkelerin sonu gelse dahi Türkiye’nin var olmaya devam edeceÄŸini biliyorum.


Bu gözlemimi ilk kez on yıl kadar önce zorunlu nedenlerle iki ay kadar kaldığım Almanya’da yapmıştım. O günlerde olanları biraz anlatmalıyım ki siz de Türkiye’nin gerçekten sonsuza kadar var olacağına benim kadar ikna olun.
KoÅŸullar ÅŸöyleydi; beyin kanaması sonrasında bir süreliÄŸine tekerlekli sandalyede dolaşıyordum, yavaÅŸça ayaklanmaya da baÅŸlamıştım. İstediÄŸim zaman yürüyebiliyordum ama biraz tembellikten biraz da Rana’nın yolda beni dolaÅŸtırmak zorunda kalmasından aldığım keyif nedeniyle yürümek opsiyonunu fazla kullanmıyordum.

SON DARBE FAZLA GELDİ
Bir gün Rana beni kasabaya götüreceÄŸini söyledi. Hayatım son derece sıkıcıydı, günüm terapi ve hastanenin penceresinden Orta Avrupa’nın kasvetli havasına bakmakla geçiyordu (o havaya bakınca insan bir Kafka’nın nasıl olup da var olabildiÄŸini de kolayca anlıyor). O gün dışarıya çıkarılmayı beklerken çan seslerini duyunca, mizahçı yanım yeniden hortladı, hayatıma bir renk katma fırsatını yakaladığımı düÅŸündüm ve bir plan yaptım.
Tekerlekli iskemle transferi yapan arabayla kasabaya götürüldük, Rana benim iskemlemi itiyor ve dolaşıyoruz. Bu pek romantik bir durum deÄŸildi. Özellikle Rana’nın pek mutlu olduÄŸu söylenemezdi ama yapacak da fazla bir ÅŸey yoktu. Gözümüze kestirdiÄŸimiz bir kafeye girecektik. Kafeye yaklaÅŸtık. Rana kapıyı açtı beni de içeri almaya hazırlanıyor, içeride oturan herkes dönmüÅŸ bize bakıyor, tam o anda kilisenin çanı çalmaya baÅŸladı. Ve ben planımı uygulamaya koydum.
  ‘Aman Tanrım bir mucize oldu’ diye bağırarak iskemlemden ayaÄŸa fırladım. DehÅŸete düÅŸmüÅŸ gibi bana bakmakta olan insanların önüne attım kendimi ve bir süre onlara ayağın yere tempolu vurularak yapılan tap-dancing yaptım. Uyumlu insanlardı doÄŸrusu. Onlar da bana el çırparak eÅŸlik ettiler. O arada Rana hem gülüyor hem de bana abartma diyordu. Oysa ben seyredenlere striptiz yapmayı bile düÅŸünüyordum. Sakatlıktan bir mucize sonucunda kurtulan bir adamın aniden çırılçıplak soyunmasına itiraz edecek halleri de yoktu herhalde ama birden durdum. ‘YaÅŸasın Türkiye’ diye haykırdım ve masama oturdum. Kafede oturan Almanlara iÅŸte bu son darbem fazla gelmiÅŸti. O ana kadar olan her ÅŸeyi kaldırabilmiÅŸlerdi ama üstüne üstlük bir de Türk olduÄŸumun ortaya çıkması onlara fena bir darbe olmuÅŸtu. Garip olayları seyretmeye alışık oldukları her hallerinden belli olan bu insanların kalbine korku salmak için ‘Türkiye’ lafını etmem yetmiÅŸti. Ben onca olaydan sonra tamamen sakin bir ÅŸekilde masaya oturdum ve kahvemi içmeye baÅŸladım. Bu arada Rana beni ‘Sakın bir daha böyle ÅŸeyler yapma’ diyerek azarlıyordu ama ben çok mutluydum.

ÖTEKİLER DÜÅžÜNSÜN
Sokakta insanlar alışveriÅŸ için dolaşıyorlardı. Tüm nüfus sokaÄŸa dökülmüÅŸ gibiydi. İleride bir anomali gördüm. Orada bir tuhaflık vardı. Normal insan toplumuna ait olamayacak bir görüntü vardı o tarafta. GenetiÄŸi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ organizmalar gibi gözüken üç adam, kendilerinden son derece emin, dünyayı kendileri yaratmış gibi edayla salına salına yürüyorlardı. Etraflarındaki insanlara da Türkçe hakaretler ederek gülüyorlardı. Ben sabah hemÅŸireden aman Tanrım, Türkler geliyor olamaz lafını nasıl Almanca söyleyebileceÄŸimi öÄŸrenmiÅŸtim, kağıda da yazmıştım ve kafede birden ‘Aman Tanrım Türkler geliyor’ diye haykırdım. Yemin ediyorum en az iki masada insanların yerlerinden fırlarken kahvelerini döktüklerini gördüm. Üç Türk bizim oturduÄŸumuz kafeye geldi, Rana’nın ‘Sakın bunu yapma demesine’ aldırmadan üçünü bizim masamıza davet ettim. Hastanede yattığımı söyleyince bana kızdılar. İlk önce hastalanmanın TürklüÄŸe yakışmadığı için kızdıklarını sandım. Oysa onlar neden bizim haberimiz olmadı bu iÅŸten  dediler. O yörede olan her ÅŸeyden bunların haberi olurmuÅŸ ve hatta lokal yönetim bunlar olmasa iÅŸleyemezmiÅŸ dahi. Bana  öyle dediler. Almancaları pek iyi olmayan, çevreleriyle kültürel hiçbir baÄŸlantısı olmayan bu insanların gittikleri her ÅŸehri güç bile kullanmadan ele geçirmek kapasitesine sahip olmaları nedeniyle ben o gün ‘Åžu Türkiye büyük ülke vallahi Türkler de büyük’ diye düÅŸünmüÅŸtüm. İşte tam da bu nedenle bugünlerde ‘Sonsuza kadar var ol Türkiye’ sloganının gerçekçi olduÄŸunu düÅŸünüyorum.
Hatta ülkemiz sonsuza kadar var olmakla kalmayacak diÄŸer tüm ülkelerin de sonunu getirecek, üstelik bu sonlandırma operasyonu çoktan  baÅŸladı bile.

VİRÜS DE TUHAFLAÅžIR
DiÄŸer her ülkede normal ilerleyen, insanlarda benzer semptomlar ortaya çıkaran domuz gribi, Türkiye sınırlarından içeriye girer girmez feleÄŸini ÅŸaşırdı. Bu da benim eski teorim olan Türkiye sınırlarından içeriye giren her fikrin, her akımın, salgın hastalıklar dahil her ÅŸeyin deÄŸiÅŸeceÄŸi ve tuhaflaÅŸacağı yolundaki fikrimi destekler bir ÅŸey oldu. Daha önce Türkiye’nin sınırlarımızı geçer geçmez mahvettiÄŸi fikirler, akımlar arasında demokrasi, Marksizm, liberalizm vardı. Fikir akımlarını tamamen mahvettikten sonra ÅŸimdi de iÅŸ salgın hastalıklara geldi.
Grip virüsü Türklerle karşılaşınca ne yapacağını ÅŸaşırdı, mutasyona uÄŸramaya baÅŸladı. Mutasyona uÄŸrayan virüsün tehlikeli olacağı söylense de bu Türkler açısından bir anlam ifade etmiyor çünkü her Türk kendisine özgü katkıyı yapıyor bu mutasyon sürecine. Bu arada virüs her Türk’ten ayrı bir darbe alarak yalpalıyor, dolayısıyla ya sınırlarımızı terk edecek ve baÅŸka ülkelere Türk mutasyonlu olarak gidip o ülkeleri yok edecek ya da burada kalırsa da sonu gelecek. ÖrneÄŸin Türk mutasyonlu virüs, Almanya’ya giderse herkes ölse dahi o gün sokakta gördüÄŸüm üç Türk’ün hayatta kalan son insanlar olarak yaÅŸamlarını sürdüreceÄŸine ben eminim.
 Evet ‘Sonsuza kadar var ol Türkiye’ sloganı bu nedenlerden dolayı benim hayatımda gördüÄŸüm en gerçekçi siyasi sloganlarından bir tanesi.



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3