AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-11-09
'Efendi'liği mahkeme kararıyla bırakmış bir bakanla randevumuz vardı: Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek'le...
Uçakta Taha Akyol'la karşılaştım, 'Hayrola' dedi, 'Sizin arkadaşınızla görüşeceğim' diye yanıt verdim. Cemil Çiçek olduğunu öğrenince, 'Evet, çocukluk arkadaşım. Biliyor musun, onun adı efendiydi. Hem adı hem kendisi efendidir' sözleriyle devam etti.
Buluştuğumuzda Çiçek'e bu diyaloğu hatırlattım, hikayeyi bilmeyenler için anımsatalım. Cemil Bey'in lakabı, 'Efendi Çiçek'miş. Dedesi Mustafa Efendi'nin ismi, kuzenine verilince ona sadece Efendi kalmış. 18 yaşına geldiğinde mahkeme kararıyla değiştirmiş.
Çiçek'le Akyol'un 'milliyetçi-muhafazakar-modern kimliklerinin dengesini barındıran siyasal kişiliklerini' birbirine çok benzetirim. Devlete saygılarını ve demokrasiye bağlılıklarını da...
Ben bir model olarak o duruşu severim, yeri gelmişken belirteyim...
İşte bu nedenle 'açılım siyaseti'nin en hayati safhasında, dağdan inen PKK'lılarla ilgili tartışmaların gündemde olduğu bir noktada 'Cemil Çiçek'in anlatacakları ilginç olur' diye düşündük.
'Sİze manŞetİ verdİm'
Henüz ilk karşılaştığımız dakikada Çiçek, lafı bir şekilde 'Alın size manşeti verdim' diyerek 'güncele' getirdi ve 'Herkesin yolu hukuka çıkar. Eninde sonunda mutlaka çıkar' dedi.
Ben ise, ona en son ayrılmak üzereyken 'O görüntüler sizi rahatsız etti mi?' diye sordum. Malum, Başbakan Erdoğan, Ağrı'dan dönüşünde, Cumhurbaşkanı Gül de Çankaya Köşkü'ndeki kabul sırasında o görüntülerden rahatsızlığını dile getirdi. 'Aklı, vicdanı olan herkesi rahatsız eder' sözleriyle yanıtladı Çiçek sorumuzu...
O tartışmalı dakikaların yaşandığı anlarda MGK toplantısında olduklarını, görüntüleri sonradan izlediklerini aktardı. 'Silahsız propaganda yapıyorlar' uyarısında bulundu. Yerinde bir tespit.
DTP'lileri eleştiriyor başbakan yardımcısı. Onları samimiyete davet ediyor. 'Elde balta barış olmaz' diyor. Haklı. Haberimizde okursunuz yer yer ağır konuşuyor. O isim vermiyor ama adres açık: 'DTP barış istemiyor.' Bir ilave yapıyor: 'Terör örgütünün içinde de bu işin başarısız olmasını isteyenler var.'
'Çürük diş' örneği...
Terörün bir sektör olduğunu söylüyor Çiçek, 'PKK bir holdingdir' diyor, 'Avrupa bağlantıları olan, uyuşturucu işi yapan bir terör holdingi...'
Terörle mücadelenin askeri boyutunun kazanıldığının altını çiziyor. Ben bu bakışı hep önemserim. Ömer Çelik söylediğinde de önemsemiştim.
Cemil Çiçek, 'çürük diş' örneği veriyor. Terör bir çürük diştir. Askeri önlemler onun ağrı tedavisidir. Ağrı geçse bile çürük diş kalır. Bakan konuşurken ben de, 'Peki esaslı tedavi nedir, dolgu mu yapılacak, köprü mü, diş çekilecek mi?' diye düşünüyordum. Açılımın bundan sonraki seyrine göre belli olacak.
Açılımın son durağı AB üyeliği
Uzun ve doyurucu bir analiz dinliyoruz Çiçek'ten. Anlattıkları içinden hukuki boyutlarını Ersin Bal, uluslararası portresini Utku Çakırözer yazdı. Her bir bölümdeki mesajlar kritik, derinlemesine analiz gerekiyor.
'Demokratik açılımın nihai aşaması AB tam üyeliğidir' sözünü, bir hükümet üyesinden ilk kez duydum. 'Halkımız ilk kez terörün ve terörle mücadelenin diğer boyutlarının farkına varıyor' dedi, 'Ya devletimiz?' diye sordum. Hemfikiriz: Devletimiz de yorucu ve başarılı ama kimi yönleriyle eksik kalmış bir mücadelenin başaktörü. Şimdi yeni bir sayfa açılıyor. Çiçek'in dediği gibi 'Büyük bir devlet, olgun bir millet' olarak gerekenler yapılıyor. Şimdi olgunluk göstermesi gereken 'akıl ve sağduyu' ile karşılık vermesi gerekenler inisiyatif almalı.