AKŞAM GAZETESİ | Bahri Havadır | 2009-11-09
Fenerbahçe yenilgisinin travmasını üzerinden atamayan Galatasaraylı futbolcuların sahaya çıktıklarında şöyle bir yüzlerine baktım. En mutsuz isim Arda'ydı. Yüzünden düşen bin parçaydı. İki gündür tüm olumsuz manşetler onun için atılmıştı. Sanki tek suçlu Arda'ymış gibi.
Golü attığında bile sevinemedi. Sevinir gibi yaptı. Sadece Kewell'a teşekkür etti. Zaten Rijkaard da durum 2-0 olunca onu oyundan aldı. Daha fazla yıpransın istemedi. Bence doğru bir karardı.
Arda bir yana, Elano gibi bir yıldıza takıldı kafam... Bu adam Brezilya Milli Takımı'nın en önemli isimlerinden ve direkt oyuncusu değil mi? Bu isim, on milyon euronun üzerinde maliyeti olan bir futbolcu değil mi? Kariyer, karizma ne istersen var. Ama 34. dakikadaki kırmızı kartı görmesine neden olan hareketini mantıkla anlatmak mümkün değil. Çocuk desen çocuk değil. Genç futbolcu desen o hiç değil. Böylesine yıldız bir ismin, taraftarın patlama beklediği Elano'dan böyle bir hareket çok komik kaçtı. Rakibi ayağından çekti, kırmızı kartı görüp tıpış tıpış gitti.
Bucaspor, gücünün yettiğince mücadele etmeye çalıştı. Ama Galatasaray'ın savunmadaki adam paylaşımları, defanstaki hastalıkları bu maçta da devam etti. 78. dakikadaki penaltıda Emre Güngör'ün hatası, daha önceki pozisyonlarda Mehmet Topal'ın yanlışları affedilecek gibi değildi. Kaleci Aykut'u beğendim. Bence Franco'yu uzun bir süre kenarda oturtmak lazım. Başarılıydı, öz güveni yüksekti. Yediği golde yapacağı hiçbir şey yoktu. Tamamen savunma yanlışlarından, defansın konsantrasyon eksikliğinden, halı sahada bile yenilmeyecek bir golü kalesinde gördü. Özetle Galatasaray; Buca'yı, kendini fazla sıkmadan yenerken zaman zaman oyunun çoğu bölümünde arızalar yaptı. Bu da Fenerbahçe maçının yarattığı sendrom ve krizin etkileriydi..
Bu takımı kim toparlayacak, nasıl eski haline dönüştürecek, o eski havayı kim verecekse Rijkaard ve başkan Polat kafa kafaya verip iyi düşünmeli. Yoksa gidişat hiç de iyi değil...