AKŞAM GAZETESİ | Turgay Şeren | 2009-11-09
Sarı-Kırmızılı takım herhalde Diyarbakır’a gelirken, eğer Diyarbakırspor’u televizyonlarda izlemedilerse karşılarında böylesine güçlü bir rakip bulacaklarını hiç düşünmemiş olmalılar..
Unutmadan söyleyeyim; Diyarbakırspor’un kalecisine ben kaleci demem.. Espinoza’nın yan toplara çıkıp vurmasına rağmen ıskalaması ve Arda’nın attığı golde topu kurtaracağına olduğu yere düşüp golü seyretmesi bir kalecinin yapacağı şeyler değildir. Ama Espinoza işte böyle bir kaleci. Ve adam Diyarbakırspor kalesinde oynuyor...
Diyarbakırspor’da çoğu tanıdığımız futbolcular yer alıyor. Mesela Tolga, Şener, Diallo, Erdal, Adnan, yeni transferleri Tazameta ve Mendoza ki bu iki yabancı futbolcu da hiç fena değiller. Zaten Galatasaray’a golü de Mendoza attı. Şener’in harika ara pasında, Gökhan Zan, Servet, Hakan Balta seyretti. Mendoza da gelip Franco’nun yanından golü atıverdi. Peki Franco ne yaptı diyeceksiniz? O da takım arkadaşlarına uydu.
Galatasaray kazandı. Kazanan her zaman haklıdır. Galatasaray’ın orta sahası Barış, Mehmet Topal, Ayhan ile toparlanmış. Barış’ın kırmızı kart görmesi, Mehmet Topal’ın ayağındaki topu iyi kullanmasına karşın rakibiyle mücadelede eksik kalması ve Ayhan’ın kenarda çokça vakit harcamasına rağmen, Barış kırmızı kart görene kadar kötü işler yapmadı Galatasaray’da.
En çok koşan Kewell. Forvette gitmediği yer kalmadı. Nonda, belki de Galatasaray’a geldiğinden bu yana en kötü futbolunu oynadı. Tabii Rijkaard da haklı olarak onu oyundan aldı. Rijkaard’ın bir tarafı var; galip takım değiştirilmez diyor. Bence haklı. Dün de öyle başladı maça. Bükreş’te kazanan takımını çıkardı sahaya ama ne yazık ki Mustafa Sarp cezalıydı, onun yerine Ayhan oynadı.
Önümüzdeki hafta maç yok. Bu her takım için bir avantaj. Gelecek maçlara gezmek mi yoksa iyi hazırlanmak mı diye düşünseler, benden onlara tavsiye iyi çalışmaktır. Rakip kalede bir kaleci olsaydı Galatasaray, en az Diyarbakır’dan bir puanla dönerdi İstanbul’a.