AKÅžAM

Kazandım diye sevinmeyin hemen bir 'sponsor' arayın

ÇekiliÅŸ için baÅŸvurular ekim ayında baÅŸlıyor. Her yıl 55 bin kiÅŸinin kurada kazandığı Green Card, Amerika'da size yeni bir hayatın kapılarını mı açıyor, yoksa boÅŸuna sinir sisteminizi mi bozuyor?..  Green Card baÅŸvurusunun püf noktaları, yapmanız ve kaçınmanız gerekenler, bir kiÅŸisel tecrübe ışığında bu yazı dizisinde anlatılıyor

kart
Fırsatlar ülkesi Amerika'da kendine yeni bir hayat kurmak isteyen her yıl 55 bin kiÅŸi, çekiliÅŸle Green Card kazanıyor. Her ülkenin farklı kotasının bulunduÄŸu bilgisayarlı çekiliÅŸ için ekim-kasım ayı içinde baÅŸvurunuzu yapmanız gerek. Sayısız danışmanlık ÅŸirketinin 'Bizden baÅŸvurun, ÅŸansınızı artsın' diye vaatlerde bulunduÄŸu Green Card talihlisi olmak için ise ilk yapmanız gereken,  Amerikan Hükümeti'nin resmi internet sitesinden baÅŸvuru formunu ücretsiz olarak doldurmak! Kuraya katılabilmek için lise veya dengi bir eÄŸitim görmüÅŸ olmak yani ilk, orta ve lise eÄŸitimini tamamlamış olmanız gerekiyor. Veya son beÅŸ yıl içinde deneyim ve uzmanlık gerektiren bir iÅŸte en az iki yıl çalışma ÅŸartı aranıyor. Bir vesikalık fotoÄŸrafınızı da tarayıp, http://www.dvlottery.state.gov/ adresinden ulaÅŸacağınız baÅŸvuru formunu doldurduktan sonra yapmanız gereken ise sabırla beklemek. Unutmadan, baÅŸvuraya ekleyeceÄŸiniz fotoÄŸrafınızın açık renk fon önünde çekilmesi ve sizin de doÄŸrudan objektife bakmanız gerekiyor. FotoÄŸrafta baÅŸörtüsü veya ÅŸapkaya dini inançlar için giyiliyorsa izin var, ancak askeri, havayolu veya diÄŸer personel ÅŸapkalarına izin verilmiyor. 

- Barbie bebek talihlisi ben Sam Amca'ya terfi etmiÅŸim!
Peki ben ne yaptım? 2009 Green Card talihlisi olarak, kendi baÅŸvurumu, üniversiteden 5 devre küçük bir arkadaşım olan Özgür Toraman'a yaptırdım. Son beÅŸ yıldır sürekli Green Card için baÅŸvuran Özgür'ün 'Amerika'daki doktora programlarına kayıt yaptırabilirsin, Green Card her zaman iÅŸine yarar' aklına uydum. Ancak danışmanlık ÅŸirketlerine sadece baÅŸvuru için 150-200 dolar para vermek istemediÄŸim ve ücretsiz formu kendim doldurmaya üÅŸendiÄŸim için baÅŸvurumu Özgür benim yerime yaptı. Peki baÅŸvurunuzu yaptıktan sonra kazanıp kazanmadığınızı nasıl öÄŸreniyorsunuz? Tabii ki adresinize gelecek bir zarfla! EÄŸer çekiliÅŸi kazanırsanız, 5-7 ay arasında kazandığınızı gösteren bir zarf belirttiÄŸiniz adresinize geliyor.

ÇekiliÅŸ ve talih konusunda 34 yıl içinde tek kazandığım çocukken Milliyet KardeÅŸ Dergisi'nden Barbie bebek olan (Onu da Edirne'deki Hachette bayi elinde 'kalmadığı' gerekçesiyle vermemiÅŸti)  biri olarak, haliyle Green Card çekiliÅŸi için kendime tanıdığım ÅŸans sıfırdı! 

- 'Amerikan sistemi' bile bir hata yapmış ama şanslıydım
Geçen yıl aÄŸustos ayında 'Herhalde bu Green Card bana çıkmadı, çıksaydı bu zamana kadar zarf gelirdi' diye düÅŸünürken (Çünkü elektronik posta ile bilgilendirme yapılmıyor), eve gelen bir telefonla Green Card çekiliÅŸini kazandığımı öÄŸrendim. Nasıl mı? Kentucy'deki merkez, benim kazandığımı belirten ve içinde 'Case number'ımın bulunduÄŸu kağıdı 'yanlışlıkla' (Demek Amerika'da böyle konularda yanlışlık olabiliyormuÅŸ) İstanbul'dan kazanan baÅŸka bir talihlinin zarfının içine koyup göndermiÅŸ. Sadece adım-soyadım ve case number'ımın yazılı olduÄŸu kağıdı gören İstanbullu talihli, büyük bir iyi niyet örneÄŸi göstererek baÅŸvurusunu yaptığı Desk Danışmanlık ÅŸirketine bunu teslim etmiÅŸ. Desk Danışmanlık yetkilisi, onlardan baÅŸvurumu yapmadığım halde, rehberden numaramı bularak bana ulaÅŸmayı baÅŸardı. O kağıt olmadan kazandığımı ispatlayacak baÅŸka hiçbir ÅŸeyin olmaması, ÅŸans faktörünün ne kadar önemli olduÄŸunu bir kez daha gösteriyor.

- DoÄŸruyu yalnızca doÄŸruyu söylemeyen aday eleniyor
Kazandığınızı öÄŸrendiniz, zafer sarhoÅŸluÄŸu içinde birkaç ay geçirdiniz. Åžimdi yapmanız gereken, elinizi çabuk tutup sizden istenen evrakları hızlı bir ÅŸekilde hazırlamak. Peki neler isteniyor? Pasaportunuzun tam fotokopisi, DS-230 Kısım 1 ve Kısım 2 formlarının doldurulması, nüfus kayıt örneÄŸi, evlilik cüzdanı, boÅŸanma belgesi veya ölüm kayıt örneÄŸi, mahkeme ve hapis kayıtları, 16 yaşın üstündeki baÅŸvuru sahipleri için polis belgesi, mali yardım kanıtları, sadece Federal Hükümetin belirlediÄŸi Türk fotoÄŸrafçılarda 5x5 cm beyaz fon önünde çekilmiÅŸ rötuÅŸsuz fotoÄŸraf. Burada unutmamanız gereken altın kural ÅŸu: İlk baÅŸvurudan itibaren beyanda bulunduÄŸunuz her ÅŸeyin doÄŸru olması gerekiyor. En küçük bir yanlış, hakkınızın yanmasına anlamına geliyor. ÖrneÄŸin, evlisiniz ama baÅŸvuru formunda bekar olduÄŸunu beyan ettiniz. Nüfus cüzdan suretinizde görülen evli ibareniz, sizin baÅŸvurunuzun anında çöpe gitmesine neden oluyor. Bu yüzden en başından itibaren, tıpkı Amerikan filmlerinde olduÄŸu gibi 'DoÄŸruyu, yalnızca doÄŸruyu söyleyemeye yemin edin'! Aksi halde, hiçbir mazeret kabul edilmiyor. Bu süreçte güvenilir bir danışmanlık ÅŸirketinden yardım alabilir ya da benim gibi yapıp Özgür'e 'Tüm bunları başıma açan sensin, hangi evrakları hazırlayacağımı öÄŸren' diyebilirsiniz. Bu arada tüm bu evraklardan 2 takım hazırlamayı unutmayın. Çünkü bir takımı Kentucy'daki merkeze göndereceksiniz. EÄŸer ikinci aÅŸamada eÄŸer evraklarınızda bir pürüz çıkmazsa Ankara'daki Büyükelçilik'teki görüÅŸmeniz için bu evraklar orijinalleri ile birlikte size tekrar lazım olacak. Hazırlayacağınız evrakların sayısına göre yeminli tercümana vereceÄŸiniz para en az 350 TL'den baÅŸlıyor, 1.500 TL'ye kadar çıkabiliyor. O yüzden cebinizde paranız hazır olsun. Benim bu kez de ÅŸansım yaver gitti ve yeminli tercümanlık bürosu olan bir arkadaşım evraklarımı ücretsiz olarak hazırladı! DediÄŸim gibi ÅŸans faktörü burada da önemli! Amerikan Hükümeti; tüm resmi evraklarını UPS ile gönderiyor. Haliyle sizin de hazırladığınız evrakları da UPS'le göndermeniz gerekiyor. Bu da yaklaşık 100 TL daha maliyet demek! 

- İlk Amerikan acısı: Aşı
Kentucy'daki merkeze gönderdiÄŸiniz evraklar incelendikten sonra, herhangi bir problem çıkmazsa, bu kez Ankara'daki Amerikan BüyükelçiliÄŸi'ne görüÅŸmeye çağırılacaksınız. Ama öncesinde sadece Amerikan Hastanesi'nden saÄŸlık raporu almanız gerekiyor. SaÄŸlık raporu alabilmek için, Amerikan Hastanesi'ndeki yetkili birimden önceden randevu alıyorsunuz. O randevuya göre, hastanede hazır bulunuyorsunuz. Önce kaydım yapılıyor. Ardından genç bir hemÅŸire, göz muayenesi yapıyor. Hem miyop hem de gözlük kullanmayınca, neredeyse gösterilen bütün harfleri uyduruyorum. Sıra kan almaya geliyor. Bu sefer orta yaÅŸlı tombul bir hemÅŸire, kan almıyor iÄŸneyi adeta saplıyor! Acıyla gözümden yaÅŸ fışkırıyor. Kolum anında morarıyor. HemÅŸire bu kez istifini bozmadan diÄŸer kolumdan kan alıyor. Amerika'nın ilk acı gerçeÄŸiyle tanışıyorum! Aklımdan ilk geçen 'Acaba göçmen deÄŸil de Amerikan Hastanesi'ne herhangi bir sebeple muayene olmak için gelen bir orta gelir grubu üzeri bir hasta olsaydım benden yine aynı ÅŸekilde mi kan alınacaktı?' oldu. Morarmış kolumu ovuÅŸturarak, içeride sıramı bekliyorum. 

- Mülakat doktorda baÅŸlar
Daha çilem bitmemiÅŸ, doktor da beni muayene edecek. Kapıdan girer girmez, ilk soruyla karşılaşıyorum. 'Neden göçmen olmak istiyorsun?' Bir doktordan böylesine sosyolojik bir soru gelince ÅŸaşırıyorum. Nedense sigara içip içmediÄŸimi deÄŸil de bunu soruyor. Soru çalışmadığım yerden gelince, 'Her ÅŸey bir tesadüftü' diye baÅŸlamak yerine, Ph.D deÄŸiÅŸim programından yararlanmak istediÄŸimi belirtiyorum. Doktor, soruları ardı ardına sıralıyor. Sorulardan biri 'Spor yapıyor musun?' 'Hayır yapmıyorum' diyorum, 'Nasıl yani hiç spor yapmadın mı hayatında?' diyor. Tipimden belli olması lazım aslında ama 'Lisede basketbol oynamıştım sayılır mı?' diye cevap veriyorum gülerek. Anlaşılan doktor espriden pek hoÅŸlanmıyor ve 'Spor yaptığın dönemde bayıldığın hiç oldu mu?' diyor. 'Bayılmadım' diyorum, aslında bu sorulara da bayılmadım!
Aşı kartım olmadığı için iki aşı oluyorum. Biri sol, diÄŸeri saÄŸ omzumdan. Amerika için ödemem gereken üçüncü acı dolu bedel. Birkaç gün sonra saÄŸlık raporumu alabileceÄŸim söyleniyor. Hastaneye 300 TL artı 5 kuruÅŸ ödüyorum. Birkaç gün sonra raporu almaya gidiyorum. İlk gün hastanede benimle birlikte sadece birkaç kiÅŸi beklerken, o gün neredeyse 30 Iraklı çoluk çocuk sıra bekliyor. Onların arasından geçip, bir ucu kesilmiÅŸ, mühürlü zarfı ve akciÄŸer filmimi alıyorum. Ardından Ankara'daki Büyükelçilik'te görüÅŸme tarihini bekliyorum. 

- Serdar Turgut otobüste
İstenen saatte, istenen evraklarla Ankara Kavaklıdere'deki ABD ElçiliÄŸi'nde hazır olmanız ÅŸart. Bana 8 Nisan sabahına saat 08.00'e randevu verildi. O saatte, kapıda hazır olmanız gerekiyor. 7 Nisan'da annemle birlikte otobüse binmek üzere Varan'ın AtaÅŸehir tesislerine gidiyoruz. O da ne? Serdar Turgut da aynı otobüste. Yanına gidip, 'Merhaba Serdar Bey, nasılsınız?' diyorum. Ankara'ya bir konferans için gidiyormuÅŸ, ben de (sormadığı halde) Green Card kazandığımı ve BüyükelçiliÄŸe görüÅŸmeye gittiÄŸimi söylüyorum. 'Hayırlı olsun' diyor, muhtemelen benim kim olduÄŸumu hatırlamıyor ve kaçık bir okuru olduÄŸumu zannediyor! Oysa iki yıl yayın yönetmenliÄŸimi yapmıştı. Sabah hazır ve nazır olarak Amerikan bayrağının dalgalandığı Büyükelçilik'in kapısına gidiyorum. Büyük bir kalabalık var, arada polise saat 08.00'de randevum olduÄŸunu söylüyorum. Pasaportumu alıyor ve farklı bir kuyruÄŸa yönlendiriyor.

- Bir Türk uçak kaçırmış ve benim o gün randevum var
Sadece Türkler deÄŸil yabancılar da sırada bekliyor. Önümde İranlı bir aile var. Üç çocuklarıyla gelmiÅŸler. Sırayla içeriye alınıyoruz. Güvenlikten geçiyor ve cep telefonumu teslim ettikten sonra, pasaportumu gösterip, görevliden sıra numarası alıyorum. Ardından da içeriye giriyorum. Memurların suratı beÅŸ karış. İçeriye girer girmez CNN Türk'ün açık olduÄŸu dev ekran televizyonu görüyorum. Haber harika!.. Türk'ün biri Kanada'da uçak kaçırmış, Amerika sınırına doÄŸru giderken, Amerikan savaÅŸ uçakları hava korsanına zorunlu iniÅŸ yaptırtıyor. Bir Türk'ün uçak kaçırması için daha ÅŸahane bir gün olamaz deÄŸil mi? Bir yandan gözüm numarada, diÄŸer yandan sıra bekleyen diÄŸer adaylara bakıyorum. Hamile bir kadın, eÅŸinin yanına gidebilmek için vize almaya Hatay'dan gelmiÅŸ. 'Ya bana vermezlerse ne yaparım' diyor. Orta yaÅŸlı bir çift görüyorum. Çocukları Amerika'da doktora yapıyormuÅŸ, onun yanına gitmek için vize almaya gelmiÅŸler. İranlı aile biraz ilerimde oturuyor, ÅŸakalaşıp duruyorlar. Tıpkı banka giÅŸeleri gibi, memurlar camın arkasında bekliyor. GörüÅŸme camın ardından yapılıyor. O sırada UzakdoÄŸulu olduÄŸunu tahmin ettiÄŸim görevli, bir Türk'ü kötü ÅŸekilde 'haÅŸlıyor'. Yüksek sesle ve İngilizce 'Bankodan uzak dur' uyarısı yapan kadının sesini duyan, herkes o tarafa bakıyor. Bankonun önündeki adam ÅŸaÅŸkın, mecburen gerisin geri gidiyor!

- Amerikalı bir sponsorun yoksa bu kadar evrak boÅŸa
Numara yanıyor. Nihayet sıra bana geliyor. Evrakları teslim ediyorum. Kadın görevliye yeni baÅŸladığım doktora programında öÄŸrenci olduÄŸuma dair belgeyi de uzatıyorum. Evrakların içinden savcılık belgemin orijinalinin çıkmadığını belirtiyor. Nasıl olur? Hepsini göndermiÅŸtim! Beklememi söylüyor. Numara tekrar yandığında bu kez diÄŸer bankodan 380 doları yatırmamı istiyorlar. O da ne? Yanlış hesaplamışım. Yanımda sadece 370 dolar var! Doların nisan dalgasında füze gibi fırladığı günlerde yeÅŸilleri almam yetmiyormuÅŸ gibi, bir de üzerine param eksik çıkıyor. Neyse ki kredi kartıyla ödeme yapılabiliyor. Ama 10 dolar çekemeyeceklerini belirterek, kredi kartımdan 50 dolar çekiyorlar ve ben 330 dolar ödüyorum. Ve yine beklemeye baÅŸlıyorum. O sırada, senkronize bir ÅŸekilde İranlı ailenin hep birlikte el kaldırıp yemin ettiÄŸini görüyorum. Nasıl yani? Ben de mi yemin edeceÄŸim? Komik geliyor, o sırada sıram geliyor, ÅŸiÅŸman ve sarışın Amerikalı kadın memur soru sormaya baÅŸlıyor. İlk dikkatini çeken, hem lisansımı, hem yüksek lisansımı hem de doktoramı aynı okulda yapıyor olmam. Ben de tüm sevimliliÄŸimle sorularına yanıt veriyorum. Ve birden 'Mali durumunu gösterir belge yok' diyor. Nasıl yok? Halen AkÅŸam Gazetesi'nde çalıştığımı ve bir yıllık bordrolarımın orada olduÄŸunu söylüyorum. Bunun yeterli olmadığını belirtiyor. Yanımda bir banka hesap cüzdanımın olup olmadığını soruyor. Oysa böyle bir ÅŸey isteneceÄŸini kimse söylememiÅŸti. O an da annemle olan ortak hesabım aklıma gelmiyor. Ve 'Amerika'da bir tanıdığın var mı?' diyor. 'Evet, bir tanıdığım var' diyorum. O halde, ondan 'sponsor' belgesi getireceksin deyip, elime yeÅŸil bir kağıtla pasaportumu tutuÅŸturuyor. 'Sponsor ne? Amerika'da sponsorum olsa, ben niye göçmen olayım?' diye söylene söylene Büyükelçilik'ten çıkıyorum ve annemle buluÅŸup, İstanbul'a dönüyoruz.

- Akrabama bile vermem
Yaklaşık 10 yıldır tanıdığım İsmail Bey aklımda. Silikon Vadisi'nde chip dizayn ÅŸirketi var. 10 yıllık hukukumuza dayanarak 'İsmail Bey, vaziyet bu, benden böyle bir belge istediler, sizden almam mümkün mü?' diye mail yazıyorum. Yanıt kısa ve öz olarak hemen geliyor, 'Aylin, daha önce benden bu belgeyi en yakın arkadaÅŸlarım ve akrabalarım istedi, onlara bile vermedim. Bol ÅŸans! İsmail'. Nasıl bozuluyorum anlatamam, alt tarafı bir belge diye düÅŸünüyorum oysa öÄŸreniyorum ki ABD'de en ayıp ÅŸey birisine 'Bana sponsor ol' demekmiÅŸ. Evet, birinden bir ÅŸey istemek kadar kötü bir ÅŸey yok. Hay benim aklıma, ne gerek vardı tüm bunlara diyorum! Aslında daha Amerikan Hastanesi'nde piÅŸman oluyorum ama dediÄŸim gibi vize için verdiÄŸim para aklımda, ÅŸimdi vazgeçmek olmaz diye kendimi teselli etmeye çalışıyorum. Sponsor, Amerika'ya adım attığınız andan itibaren maddi-manevi (özellikle maddi) her türlü yükümlülüÄŸünüzü üstlenmeyi kabul ediyor. Yani sistem, sizin oraya yük olmayacağınızı garanti altına almak istiyor. En basitinden böbreÄŸinizde taÅŸ var ve tesadüf bu ya tam da Amerika'da böbrek sancınız tuttu. Hastaneye gidip, bir muayene, bir röntgen, bir de aÄŸrı kesici iÄŸne olmanın bedeli 10 bin dolar! Rakam dudak uçuklatıcı. İşte bu nedenle, eÄŸer bir ÅŸirkete transfer olmuyorsanız (Böyle durumlarda ÅŸirket sponsor oluyor, ancak o da çok kalifiye elemanlar için) sponsor bulmadığınız takdirde, ÅŸansınız yanıyor.

- Sponsorum ünlü tasarımcı 
Tam ümidi kesmiÅŸken annemin aklına New York'ta yaÅŸayan Tülay geliyor. Tülay Eryılmaz, genç bir tasarımcı. Tulina markasıyla el yapımı çantalar üretiyor ve New York'un ünlü butiklerinde satıyor. MüÅŸterilerinin arasında Saturday Night Live'ın yıldızı Amy Poehler de var. Annemin sözünü dinleyip, Tülay'a durumu anlatan bir e-mail gönderiyorum. Yanıt hemen geliyor. 'Elbette olurum!' İçime nasıl su serpiliyor anlatamam. Üstelik kısa bir süre önce önemli bir trafik kazası geçiren ve hala fizik tedavi gören Tülay, acılar içinde olmasına raÄŸmen o haliyle kalkıp belgeleri hazırlıyor ve bana kısa sürede gönderiyor. Sevinçle gelen belgeleri ve pasaportumu, bu kez Ankara'daki BüyükelçiliÄŸe gönderiyorum. Neyse ki belgeleri elden teslim etmeme gerek yok. Bir hafta sonra UPS'le bir paket geliyor. Üstelik ödemeli gönderilmiÅŸ! İçinden yine bir yeÅŸil kağıt çıkıyor. O yeÅŸil kağıt, yine eksik evrak demek! Bu kez cinnet geçirmek üzereyim! Pasaportu sinirle fırlatıp atıyorum, 'Yeter ya bu ne!' diye... Åžimdi de savcılık belgemi arÅŸiv kayıtlı istiyorlar, bir de Green Card'ımın gönderilmesi için bir adres belirtmem gerekiyormuÅŸ. Gidip Kadıköy'den arÅŸiv kayıtlı belgeyi alıyor, Tülay'ın adresini de bir post-it'e yazıp, yine Feneryolu'ndaki UPS'in yolunu tutuyorum. Tabii yine posta parası benden çıkıyor! Dört gün sonra kapı çalıyor! UPS görevlisi elinde büyük bir paketle geliyor. 'Belgelerimin tümünü geri gönderdiler, bu iÅŸ bitti' diye düÅŸünürken, zarfı açınca ne göreyim: Sam Amca nihayet beni çağırıyor!...

YARIN: JFK HAVAALANI'NA İLK İNİŞ VE POLİS MEMURU DYWON'UN SORGUSU

Alevi açılımına zemin hazırlamak için roman yazdım
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3