AKÅžAM
Diyarbakır'da Dedeman Otel'inin hemen arkasında iÅŸlek bir cadde var. Adeta 'avukatlar caddesi'. Çok sayıda avukat tabelası dikkat çekiyor. İşte Serhat Eren'in bürosu da bunlardan biri.
Büronun kapısını çalıyoruz. Kapıyı Serhat Bey açıyor. Bizi gözaltında kalan iki çocukla tanıştırıyor. Sohbet etmemiz için yalnız bırakıyor. Çocukların hikayelerini dinledikten sonra artık sıra sorunun nedenleri ve çözüm önerilerini dinlemeye geliyor.
YİNE TERÖR SUÇLUSU OLACAK
Eren öncelikle Cemil Çiçek'in bahsettiÄŸi deÄŸiÅŸiklikten giriyor konuya. Pek de umutlu deÄŸil. 'Çiçek ceza yerine tedbirler dedi, iyi güzel de bu ne demek? MuÄŸlak ifadeler bunlar!' diye eleÅŸtiriyor hükümet sözcüsünün sözlerini ve ekliyor: ' Çocuk mahkemelerinde yargılansalar bile hala siyasi suçlu kapsamında bu çocuklar. Yine terör suçlusu muamelesi görecekler. Bunda bir deÄŸiÅŸiklik yok. Bu nedenle cezalarda azalma olmayacaktır. Yapılan deÄŸiÅŸiklikle saÄŸlanan tek fark psikolojik. Çocuklara daha uygun bir hakimin karşısına çıkacaklar, hepsi bu.'
'Siz ne öneriyorsunuz?' diye soruyorum. Yanıtı net: 'Biz 220. maddenin deÄŸiÅŸmesini istiyoruz. Bu madde, örgüt üyesi olmamakla beraber o örgütün amacını gerçekleÅŸtirmek için faaliyet göstermeyi kapsıyor. Oysa bu çocuklar adi suçtan yargılanmalı..'
Eren'in anlattığına göre 220. madde 2005 yılında yapılan deÄŸiÅŸikliklerle çocuklar için çok dezavantajlı hale geldi. Eskiden örgüte yardım, yataklık suçları vardı. 2005'ten sonra hepsine örgüt üyesi dendi.
Evet, mahkemelerde siyasi suçlu olarak ağır cezalar aldıklarını görüyoruz bu çocukların. Tam bunu düÅŸünürken Eren giriyor araya: 'Mesela, İstanbul'da, Ankara'da bu tarz gösterilerde etrafa zarar veren çocuklara ne yapılıyor, biliyor musunuz? Onlar adi suçlu muamelesi görüyorlar. Oysa eylem aynı. Neden taşı burada atınca terör kapsamında yargılanıyorlar? Bu ne anlama geliyor?'
Soru düÅŸündürücü. Hakikaten Taksim'de, ÇaÄŸlayan'da gösterilere karışan çocuklar aynı kapsama girmiyorlar. Neden?
'Cezaevine devlete karşı suç iÅŸlediÄŸi psikolojisi ile giren çocuklar birbirlerini etkiliyorlar' diyor Avukat Serhat Eren. 'Bu yaklaşım iÅŸe yaramıyor. Bakın, cezalar arttığı halde içerideki çocuk sayısı da artıyor. Oysa bu çocuklar cezaevi yerine bir eÄŸitim kurumuna gönderilse? Devlet bu çocuklara eÄŸitim verse, fena mı olur?'
Güzel olur tabii. Ofisten çıkarken kafamızı kurcalayan, cevap bulamadığımız bir soru var aklımızda: ' O çocuklar neden sokakta?'
TaÅŸ attıkları gerekçesi ile terör suçlusu muamelesi gören çocuklarla ilgili sorun nasıl çözülecek? Henüz bilmiyoruz. Ancak ÅŸunu biliyoruz ki GüneydoÄŸu'da bu sorunla ilgili uzun zamandır kafa yoran ve çocukları kurtarmak için mücadele eden isimler var. Bunların başında Diyarbakır Baro BaÅŸkanı Yardımcısı Avukat Serhat Eren ve çocuÄŸunun hikayesini dün yayınladığımız, Çocuklar için Adalet GiriÅŸimi'nin BaÅŸkanı Kadir Akkaya geliyor. Çocuklar ve ailelere kulak verdikten sonra, kendilerini konuyu çözmeye adamış bu isimleri de dinledik.
KIZLAR PEK SOKAÄžA ÇIKMAZ
Avukat Serhat Eren çocukları kurtarmak için mücadele veren isimlerden biri. Yapılan deÄŸiÅŸikliÄŸe raÄŸmen çocukların halen siyasi suçlu kapsamında yargılandığını söyleyen Eren, yapılması gerekenin adi suçtan yargılanmaları olduÄŸunu savunuyor
'Hepsi' demiÅŸken bu çocukların arasında kızlar da var mı?' diye soruyorum, 'Var ama tek tük. Buralarda kızlar pek sokaÄŸa çıkmaz, o yüzden' diyor Serhat Eren. Ve ekliyor: 'Biliyor musunuz? TaÅŸ atma bir refleks. Bu çocuklar ailelerden devlete karşı refleks göstermeyi öÄŸrenmiÅŸler. Yoksa örgütün bu çocukları toplayıp, organize ettiÄŸi yok. Çocuklar kendi kendilerine gösterilerde en öne geçiveriyorlar. Üstelik bu refleksi ailelerinden öÄŸrendikleri halde aileler çocukların gidip taÅŸ atmasından korkuyor. Neden korkmasın? TaÅŸ atma gerekçesiyle toplanan çocukların akıbetini görüyoruz.'
DÖRT KOLDAN ÇALIÅžIYORLAR
BUNU bilmiyoruz ama çocuÄŸu sokakta olduÄŸu için tutuklanan H.'nin babasının o çocukları sokaklardan ve cezaevlerinden kurtarmak için çırpındığını biliyoruz. Kadir Akkaya, Çocuklar İçin Adalet GiriÅŸimi'nin BaÅŸkanı. Bu giriÅŸimin bünyesinde İnsan Hakları DerneÄŸi, barolar, İnsan Hakları Ortak Projesi, ÇaÄŸdaÅŸ Hukukçular DerneÄŸi gibi kurumlar var.
GiriÅŸimin yanı sıra yazarlar, çizerler, akademisyenler, tiyatroculardan oluÅŸan Adalet ÇaÄŸrıcıları da çocukları kurtarmayı hedefleyen bir diÄŸer oluÅŸum. 2008 Ekim'inde baÅŸlayan çalışmalar halen devam ediyor. Ama henüz bir sonuç yok.
DTP'NİN DE ADIM ATMASI GEREKİYOR
EVET özellikle DTP'nin sesini pek kimse duymuyor ama duymamakta partinin yer yer oynadığı provokatif rolün de etkisi var. Gösterilerin çoÄŸu DTP mitingleri ya da basın açıklamaları sırasında çıkıyor. Parti bunu önlemeye çalışmadığı gibi, zaman zaman da kaostan beslendiÄŸi izlenimi yaratıyor.
Bu nedenle buradan DTP yetkililerine sesleniyoruz: Çocuklarınızın zarar görmesini önlemek için siz ne yapıyorsunuz? Onlar terör suçundan yargılanmasın diye provokasyonları önleme giriÅŸimleriniz var mı? Yoksa sesinizi duyurmak isterken kendi çocuklarınızın zarar görmesine göz mü yumuyorsunuz? Bölgedeki gergin eylemlerin son bulması resmi deÄŸiÅŸtirmek için olumlu bir adım olmaz mı? Bu sorularla yazı dizimizi bitiriyoruz. Çocuklar, aileler ve giriÅŸimcileri dinledik. GördüÄŸümüz kadarıyla
sorunu çözümü için çok yönlü bir mutabakat
ÅŸart. Ama henüz böyle bir mutabakat ufukta görünmüyor maalesef.
BİTTİ
Türkiye’nin sonsuza kadar var olacağına ben de kesinlikle inanıyorum
Bahçeli’nin stratejisi: Açılıma karşı yeni milliyetçilik