Yabancı gazeteci ve diplomatlar için Türkiye müthiÅŸ bir okul. Bu ülkede çalışan, iÅŸini seven ve hep yeni ÅŸeyler öÄŸrenmek isteyen bir yabancı gazeteci ya da diplomat her sabah yeni bir haberle kalkar ve yatmadan önce en az 5 olayı takip etmek zorunda kalır.
Onun için BBC'de çalıştığım yıllarda Avrupa'daki meslektaÅŸlarımız hep beni kıskanırdı. Çünkü Türkiye'de her gün bir dizi sıcak olay yaÅŸanıyor ve bu ülke giderek önem kazanıyordu. Üstelik Türkiye'yi anlamak için bu ülkenin Rusya, ABD, Yunanistan, Suriye, Irak, İran, Bulgaristan, Gürcistan, İngiltere, Almanya, Fransa, NATO, Avrupa BirliÄŸi, İslam Konferansı ve Arap BirliÄŸi ile iliÅŸkilerinin yanı sıra tüm bölgesel ve uluslararası geliÅŸmeleri, Osmanlı tarihini, Osmanlı'nın dönemi ile ilgili tüm imparatorluklarla iliÅŸkilerini ve son olarak Türkiye'nin yakın tarihini ve daha birçok ÅŸeyi bilmek zorundasınız.
Son üç gün hep bunları düÅŸündüm.
Türkiye günlerdir Kürt sorunu ve bu sorunun bölgesel yansımaları ile ilgilenirken Ermenistan ile imzaladığı tarihsel anlaÅŸma ile dünyanın gündemine oturdu. Elbette bu anlaÅŸma ile ilgili her ÅŸeyi medyadan izlediniz ancak AKÅžAM Genel Yayın Yönetmeni İsmail Küçükkaya'nın konu ile ilgili bir tespitine ekleme yapmadan geçemeyeceÄŸim. Küçükkaya'ya göre 'Türkiye'nin oyun planı 2015 yılında yaÅŸanacakları önlemeye dönüktür. Çünkü Ermeni diasporası sözde soykırımın 100. yılı için ÅŸimdiden kapsamlı hazırlık yapıyor. Türkiye'nin bugünkü inisiyatifinin gerisinde biraz da bu bilgi yatıyor''.
Ankara diplomasisinin bu tespiti ve Küçükkaya'nın bu bilgi notu beni Haziran 1998'e götürdü. 1993 KarabaÄŸ savaşında tanıştığım Koçaryan henüz yeni seçilmiÅŸti Ermenistan CumhurbaÅŸkanlığı'na. Uzun bir sohbetten sonra soykırım konusunu konuÅŸmaya baÅŸladığımızda 'Göreceksin soykırımın 100. yılında bütün dünya bizimle birlikte Türkiye'yi sıkıştıracak, soykırımı tanıması ve Ermeni halkından özür dilemesi için Ankara'yı zorlayacaktır. Tüm çalışmalarımız bu yönde ve mutlaka bunu saÄŸlayacağız' demiÅŸti. Ben tabii bunu yazdım, anlattım veTürkiye'den birçok yetkili ile konuÅŸtum. Ancak hiç kimse Koçaryan'ın ve DışiÅŸleri Bakanı Oskanyan'ın bu söylemini ciddiye almamıştı.
Yani tam 11 yıl önce.
BaÅŸarılı bir politikacının en önemli özelliÄŸi var olan verileri iyi deÄŸerlendirmesi, ileriyi doÄŸru bir ÅŸekilde görmesi ve buna göre önlem almasıdır.
Türkiye; 1 Mart tezkeresinin reddedilmesi ile yakaladığı bölgesel ve uluslararası politikadaki tüm avantajları çok iyi bir ÅŸekilde deÄŸerlendirerek her alanda çok ÅŸey kazandı ve ÅŸimdiye kadar hiçbir ÅŸey kaybetmedi.
Geri dönüÅŸü olmayan Ermenistan anlaÅŸması, Yunanistan dostluÄŸu, İran ile yakınlaÅŸma, Suriye ve Irak ile imzaladığı stratejik iÅŸbirliÄŸi protokollerinde olduÄŸu gibi. Bir düÅŸünün 11 yıl önce savaşın eÅŸiÄŸine gelindiÄŸi Suriye bugün Türkiye'nin en önemli ve güvenilir dostu.
İki ülke arasında vizeler kalkmış, her gün binlerce insan karşılıklı olarak iki ülke arasında gidip geliyor ve bugün siz bu satırları okurken yüzlerce meslektaşımızla bizler onlarca Suriyeli ve Türkiyeli bakan ile birlikte Halep, Kilis, Hatay, Gaziantep'te toplantılar yapıyor ve ortak geleceÄŸin projelerini görüÅŸüyor olacağız.
Bu müthiÅŸ bir ÅŸey. 9 Ekim 1998'de Öcalan'ın Suriye'den gönderilmesinden ve daha sonra Haziran 2000'de CumhurbaÅŸkanı Sayın Sezer'in Hafız Esad'ın cenaze törenine katılmasından sonra iki ülke iliÅŸkilerinin buralara kadar geleceÄŸi öngörüsünde bulunmuÅŸ ve buna inanmıştım. Milliyet, Radikal, Aktüel ve benzeri birçok gazete, dergi ve diÄŸer basın-yayın organındaki deÄŸerlendirmelerimin tümünde bu inancımı belirtmiÅŸ, her zaman Türkiye'nin ve Türkiye ile birlikte tüm bölge ülkelerinin kazanacağını ısrarla vurgulamıştım... Üstelik henüz o sıralar AK Parti iktidarda deÄŸildi ve Türkiye'nin iç ve dış politik geliÅŸmeleri çok karmaşık süreçlerden geçiyordu. Ayrıca tezkere konusu yoktu ve Irak iÅŸgal edilmemiÅŸti. İşte bu nedenle Kasım 2002 seçimlerinden sonra tanıştığım ve bölgede baÅŸaracağı çok ÅŸeyin olduÄŸuna inandığım Bakan Ahmet DavutoÄŸlu'nu kutluyor ve orta ile uzun vadede tüm öngörülerinin doÄŸrulanacağına güveniyorum. Kısa vadede bir sorun çıkarsa bunun da nedeni DavutoÄŸlu ya da Türkiye'nin baÅŸarsızlığı deÄŸil karşı taraf ya da tarafların ikiyüzlülüÄŸü ve geleneksel kalleÅŸliÄŸi olacaktır. O zaman da Türkiye deÄŸil hep onlar kaybedecektir. Önemli olan Türkiye ile birlikte bu coÄŸrafyada bulunan ülke ve halkların uyanık olması, ortak düÅŸmanın nereden ve nasıl geleceÄŸini önceden görmesi, bunun ortak önlemini almasıdır. Son 6-7 yılda Türkiye hep bunu yaptı sıra ÅŸimdi Ermenistan dahil diÄŸer tüm komÅŸularda.
Geç kalan ya da yan çizen mutlaka kaybeder.