Oray EÄŸin oray.egin@aksam.com.tr

kategori2

Bu acelecilik niye?

Dün öÄŸle vakti bir yandaÅŸ yayın organının telefonuyla uyandım. Daha kendime gelmeden karşımdaki ses 'Özür dileyecek misiniz' diye soruyordu. Ne olduÄŸunu anlamadım, o saatte hala uyuduÄŸum ve telefona geç yanıt verdiÄŸim için mi özür dileyecektim acaba? MeÄŸer öyle deÄŸilmiÅŸ. 'İrticayla mücadele planı' adlı belge gerçek çıkmış, ben de daha önce bu belgeyle ilgili kafamdaki soru iÅŸaretlerini yazdığım için özür dileyecekmiÅŸim...
Kısacası ÅŸüphe duyduÄŸum ve gazeteciliÄŸin temel kuralı 'soru sorduÄŸum' için benden özür bekliyorlarmış.

Onlara göre belge kesinleÅŸmiÅŸ, sıra ankete gelmiÅŸ. Onu bunu arayıp 'Özür dileyecek misiniz' diye soru sorup haber yapacaklar.
Herkesi Necati DoÄŸru kadar saf sandılar herhalde. Necati DoÄŸru, çok tecrübeli bir gazetecidir. Aynı zamanda da romantiktir. Sanırım bu son özrü onun romantik tarafına denk geldi. Yoksa aceleyle, hiç düÅŸünmeden, ayrıntıları tartmadan, hukuki sürece bakmadan böyle bir özür dileyeceÄŸini zannetmem.
'Yeni dönemde kendisine yeni pozisyon arayışı' gibi iddiaların ise mantıklı olabileceÄŸine hiç mi hiç inanmıyorum. Çünkü DoÄŸru duruÅŸunu hiçbir zaman bozmaz.
Ama anladığım kadarıyla yaşanan psikolojik harp, bazen en sarsılmaz olanlarımızın bile kafasını karıştırıyor, onlar bile etkileniyorlar.
DüÅŸünün, ortada henüz bir iddia var. Dün, Yeni Åžafak'tan KürÅŸat Bumin'in yazdığı gibi iddianın temelini oluÅŸturan ihbar mektubu da çeliÅŸkilerle dolu, üstelik 'pek makbul bir ÅŸey de deÄŸil.'
Ben bu meselelerin hiçbirine girmek istemiyorum... Çünkü önce bir hukuki süreç yaÅŸanması gerekiyor, araÅŸtırmaların yapılması, gerçeklerin ortaya dökülmesi ÅŸart. Oysa Türk basını Ergenekon süreciyle birlikte iddiayı doÄŸru kabul etmeye, her söyleneni de haberleÅŸtirmeye baÅŸladık.
Kaldı ki, bugünlerde 'ıslak imza' konusunda bile ne haberler çıkıyor. Teknolojinin nasıl ıslak imza yaratacak kadar ilerlediÄŸi ortada. Islak imzayı taklit eden makine bile var.
Hadi geçin bugünü... 1988 yılına gidelim... Dönemin MİT müÅŸteÅŸarına bir belge gösterilmiÅŸ, altına da imzası konmuÅŸ. Korgeneral Hayri Ündül 'İmza benim ama yukarıda yazılanları ilk kez görüyorum' demiÅŸti... Üstelik, belgenin yazıldığı tarihte Ayvalık'ta tatildeydi Ündül... O zamanlarda dijital teknoloji böyle ileri bile deÄŸildi. Ama imzayı bir yerden bir yere taşımak, ya da sayfada yazılanları deÄŸiÅŸtirmek mümkündü...
Bütün bunları söyleyerek de 'belge doÄŸrudur veya deÄŸildir' demiyorum. Ancak hukuku ve soÄŸukkanlılığı kaybetmek beni son derece kaygılandırıyor. Üzerinde hiç konuÅŸmadan, teker teker iddialar aydınlanmadan manÅŸetler atılıyor, büyük laflar ediliyor, sanki hukuk tarafından kesinleÅŸmiÅŸ gibi yorum yapılıyor.
Bu acele niye?
Sanki yangından mal kaçırılıyor...
Bu acelecilik kuÅŸku duymayı, soru sormayı ve düÅŸünmeyi de engelliyor. Bunu yapanların sicilleri de ne yazık ki çok temiz deÄŸil. Çok rahat bir ÅŸekilde bir kanalı, bir haberciyi cinayet sanığı haline getirdiklerini bile gördük bu arkadaÅŸların...
Hiçbir inandırıcılıkları kalkmamışken, telaÅŸla, abartılı laflarla, mesnetsiz bir özgüven ve iddiayla bu olayın bu kadar üzerine gitmeleri, saldırganlaÅŸmaları da kuÅŸku doÄŸuruyor.
Åžu hiç dikkatinizi çekmiyor mu: Genelkurmay BaÅŸkanı bunu açıklasın demiyorlar. Aydınlanmak istemiyorlar. Kendilerinden o kadar eminler ki yargılayıp kararı bile vermiÅŸler: Alaycı üslupla 'PaÅŸa paÅŸa istifa etsin' diyorlar.
Özür falan dilemeden önce ne olup ne bittiÄŸini anlasak da ileride hepimizin siciline iÅŸlenecek kara lekelerden kurtulmamız çok daha kolay olacak.

En sevdiğim Murakami kitabı
Benim Haruki Murakami'yle tanışma kitabım 'Kafka on the Shore.' Dünyada Haruki Murakami modası 'Norwegian Wood'la baÅŸlamıştı zaten, henüz Türkiye'ye yansımadan 'Bu adam kimmiÅŸ' diye 'Kafka on the Shore'u alıp okumaya baÅŸladım. BeÅŸ sayfa, 10 sayfa derken birden kendimi muazzam bir yazarın hayal gücünün esiri olmuÅŸ halde buldum.
Murakami, her sayfasında hayal gücünün sınırlarını zorlayarak gözlerimi kamaÅŸtırıyordu. Birden KFC logosundan tanıdığımız Colonel Sanders hikayeye dahil ediyor, aniden Johnnie Walker bastonu ve paltosuyla hikayede dolaşıyordu.
Ve bu renkli karakterler çok karmaşık bir Oedipus hikayesinin içine dahil ediyordu romanın baÅŸ kahramanı genç Kafka Tamura'yı...
Bir yandan Karga adlı çocukla iç konuÅŸmalar, bir yandan kedilerin dillenmeleri...
Kulağında Radiohead'in Kid A albümü, Japonya'da oradan oraya dolaÅŸan genç Kafka kütüphaneler, ÅŸarkılar, duvardaki yaÄŸlıboya tablolar ve gökten yaÄŸan balıklarla dolu bir yolculuk yaparken her bir sayfada bir sürpriz, bir ÅŸaşırtmaca, bir ÅŸok biz okuru bekliyordu.
'Kafka on the Shore' beni baÅŸka Murakami romanlarına itti ve muhteÅŸem bir yazarla tanıştırdı... Hatta bu romandan bir bölümü 'Bunları Kimse Yazamadı' kitabımın giriÅŸinde de kullandım...
Bütün bunları neden anlattığıma gelince...
Nihayet Türkçe'de... 'Sahilde Kafka', adıyla...

Can Tanrıyar'la konuştum
Dün Can Tanrıyar'la uzun bir telefon konuÅŸması yaptım. Bir Hürriyet yazarını tokatlaması üzerine bir yazı yazmıştım, bana dert yandı. 'Petek Hanım'ı neden karıştırıyorsunuz bu iÅŸe, hakkında o yazı sanki bir gün,
bir hafta önce yazıldı, onun kinini tutacak biri miyim' dedi...
Telefonda son derece sakin, diyaloÄŸa açıktı...
Ona öyle ya da böyle, gerekçesi ne olursa olsun, tokat atanın hatalı olduÄŸunu söyledim.
'Beni öfkemi kontrol etmediÄŸim, tokat attığım için sonuna kadar eleÅŸtirebilirsin, kınayabilirsin, kızabilirsin' dedi, 'Ama sürekli her yaptığım ÅŸeyden dolayı karımın karıştırılmasından bıktım. Ben onsuz bir adım atamayacak mıyım? Onun haberi bile yok... Her ÅŸeyi Petek'e baÄŸlıyorlar, ben de bıktım bu durumdan.'
Can Tanrıyar'ın açıklamaları bu ÅŸekilde...

 



Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3