Bir hayalete dönen 'sosyal devleti' Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiÄŸi karar hatırlattı.
Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi, 3 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanan Saynur Kandemir için ceza vermedi.
Saynur Kandemir 33 yaşında iÅŸsiz, ekonomik olarak desteÄŸi ve sosyal güvencesi yoktu.
Ve kendisine bakmayan eşiyle arası bozuktu.
Genç kadın doÄŸum yapmak için baÅŸvurduÄŸu Karasu Devlet Hastanesi'nde, hastane masraflarını karşılamayacağı için kız kardeÅŸinin saÄŸlık karnesini kullanmıştı.
Daha sonra gerçek ortaya çıkınca Saynur Kandemir için Sosyal Sigortalar Kurumu'nu zarara uÄŸratarak dolandırıcılık yaptığı iddiasıyla dava açıldı.
Mahkeme yaptığı inceleme sonucu aldığı kararda, hiçbir geliri olmayan Saynur Kandemir'in gerek kendi saÄŸlığı gerekse doÄŸacak çocuÄŸunun yaÅŸama hakkını düÅŸünerek, içinde bulunduÄŸu çaresizlikle kız kardeÅŸinin saÄŸlık karnesini kullandığına karar verdi.
Mahkeme, sosyal bir devlet olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin kendisine asgari yaÅŸama ÅŸartlarını saÄŸlayacak bir gelir temin edememesi ve en azından saÄŸlık güvencesi saÄŸlayamaması karşısında zorunlu olarak söz konusu suçu iÅŸlemiÅŸ olduÄŸunu belirtti.
Böylelikle Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi bu kararıyla sadece adaleti deÄŸil 'sosyal adaleti' de tesis etti.
Adaletin gereÄŸinde insan saÄŸlığını önceleyen ahlaki boyutu ve devletin yasalarla belirlenmiÅŸ kamusal vasfı bu kararla hatırlanmış oldu.
Anayasamızın birinci maddesinde devletin sosyal devlet ilkesini benimsediği yer alır.
Ama temenni ve vaat düzeyinde bir ilke olarak kalmıştır. Hiçbir zaman Batı'daki refah devleti sosyal bütçe payına ulaÅŸamamıştır.
1980 sonrası neoliberal politikaların hedefindeki 'sosyal devlet' anlayışı ise süreç içinde ortadan kaldırıldı
Kapitalizmin yapısal dönüÅŸümü, yeni ve büyük pazarlara eriÅŸimi yani küresel pazar tasarımı devlet yapılarındaki dönüÅŸümle mümkündü.
Yeniden yapılacak devlet tanımında sosyal devlet niteliği olmayacaktı.
Sosyal devlet modelinin gereÄŸinden fazla büyüdüÄŸü eleÅŸtirisi küresel aktörlerin dilindeydi.
Devletin küçülmesi, serbest piyasanın rahatlatılması, eÄŸitim, saÄŸlık, sosyal güvenlik ve sosyal hizmeti kapsayan bütün kamusal alanın piyasaya teslimi gerekliydi.
Kamu hizmetlerinin hantallığı ve yükü bahanesiyle kamu hizmetlerinin bütünü piyasalaÅŸtırıldı.
Sunulacak bütün kamusal hizmetlerin bir bedeli olmalıydı.
Ayrıca iÅŸ kanunları küresel sermayenin konforuna uygun bütün kazanımlarından arındırıldı.
Toplumsal eÅŸitliÄŸi ve varlığı kökünden deÄŸiÅŸtirecek toplumsal birliÄŸi fiilen ortadan kaldıracak düzenlemeler IMF ve DB danışmanlığında gerçekleÅŸti.
KüreselleÅŸmeye katılmanın karşılığı olarak toplum da yüklü bir 'sosyal maliyeti' üretecekti.
Milyonlarca iÅŸsiz, saÄŸlık ve sosyal güvenceden yoksun yoksulluk, bütün insanlık halleriyle 'sosyal maliyeti' yüklendiler.
28 milyon insanın günlük iki doların altında, 16 milyon insanın ise günlük bir dolarla yaÅŸadığı ülke olduk.
Sakarya Birinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin kararı bu 'sosyal maliyeti' kavramış olmanın neticesinde verilmiştir.
Karar ÅŸöyle diyordu: 'Devletin anayasa ile üzerine yüklenen görevleri yerine getirmemesi ve sanığın da suçu bu nedenle iÅŸlemek zorunda kalması karşısında, sanığın iÅŸlediÄŸi eylemin haksızlık içeriÄŸinin azlığı dikkate alınarak sanığa ceza verilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmektedir.
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.