Deniz Gökçe deniz.gokce@aksam.com.tr

kategori2

IMF neden altın satıyor?

İstanbul’da ekim başındaki IMF-DB toplantıları esnasında IMF 18 Eylül 2009 tarihli bir altın raporunu dağıtmıştı. Bu raporda global krizde müÅŸterisi artan IMF’in 403 ton altın satmak için hazırladığı satış planları konusunda bazı açıklamalar yapılmıştı. Çünkü IMF aslında Nisan 2008’de kendi gelir gider dengesini saÄŸlamak için bir mali plan yapmış ve IMF Yönetimi de 18 Eylül 2009’da bu planı kabul etmiÅŸti.
GeçtiÄŸimiz günlerde ise IMF Hindistan Merkez Bankası’na 200 ton altını sattı ve 6.7 milyar dolar tahsil etti. Hindistan elinde tuttuÄŸu dolar cinsi ABD kamu borçlanma senetlerini satıp, altını almıştı. Özetle, IMF bu yıl satış için ayırdığı altın tonajının kabaca yarısını elden çıkarmış oldu. IMF bu satıştan evvel toplam 3217 ton altın sahibi idi.
Eylül verileri ile dünyada en çok altını olan ülke 8100 ton altın ile ABD ve bu rakam parası döviz sayılan ABD’nin toplam diÄŸer döviz rezervlerinin yüzde 77 kadarı. Sırası ile Almanya, İtalya, Fransa ABD’den sonra en çok altın rezervi olan ülkeler. Hindistan’ın aldığı altın tonajı ise yıllık maden altın üretiminin yüzde 8 kadarı. IMF’in 3217 ton altını bilançosunda geçmiÅŸ alış deÄŸerleri ile 9.2 milyar dolar deÄŸerde gözükse de, aslında AÄŸustos 2009 sonu itibarıyla 98.9 milyar dolar deÄŸerinde idi.
Peki IMF altını nereden bulmuÅŸtu? Birincisi, IMF 1944 yılında kurulduÄŸunda üye ülkelerin katkılarının yüzde 25’i altın olarak yapılmıştı. Ayrıca IMF üyesi ülkeler IMF’den kullandıkları kredilerin faizini de altın olarak ödüyorlardı. Ayrıca üye ülkeler baÅŸka bir ülke parasından önemli alışveriÅŸ yaptıkları zaman IMF’e altın satarak döviz alıyor ve böylece döviz piyasasının dengesini bozmuyorlardı. Bu özellikle 1970-71 döneminde altın zengini Güney Afrika tarafından kullanılan bir iÅŸlem tarzı oldu. Ayrıca eÄŸer bir üye ülke isterse IMF kredi borcunu altın olarak geri ödeyebilirdi. IMF 1978 yılında dünya parasal sisteminde farklı bir yaklaşıma  geçince de üyeleri ile altın üzerinden ödeme yapma kuralını deÄŸiÅŸtirdi. IMF böylece piyasa fiyatlarından altın alıp satan ve kendisi altın piyasasında aktif olmayan bir kurum haline geldi.
Acaba IMF geçmiÅŸte altın satmış mı idi? IMF geçmiÅŸte 1957-70 arasında elindeki çeÅŸitli dövizlerin azalması üzerine altın satmıştı. 1970-71 arasında da Güney Afrika’dan aldığı altınları üye ülkelere satmıştı. Gene 1956-72 arasında faiz geliri olmayan altınlarını satarak geliri olan ABD kamu borç senetlerine geçmiÅŸti. 1976-1980 arasında da dünya para sisteminde altının rolünü azaltmak için altın satmıştı. 1999-2000 arasında ise IMF, Brezilya ve Meksika’nın IMF borçlarını ödeyebilmeleri için onlara altın satmıştı. Bu satışlardan gelen kârları da özel bir fona alarak fakir ülkelere yardım ve kredi faaliyeti için kullanmıştı.
IMF yönetimi Eylül 2009’da IMF’in yeniden altın satışı yapmasına izin verdi. Bu IMF’in global kriz çerçevesinde daha fazla kredi verme sorumluluÄŸu altına girmesinin bir sonucu. Yapılan plana göre IMF 2009 yılında 400 ton ve toplam beÅŸ yıl içinde 2000 ton altın satacaktı. Ancak döviz kurları ve piyasaları fazla etkilememek için bu satış resmi kurumlara ve yavaÅŸ yavaÅŸ yapılacaktı. Tabii ki IMF bu satışları yaparken altını aldığı zamanki deÄŸerle ÅŸimdiki deÄŸer arasından nominal bir kar ve likidite elde edecekti.
Ancak burada hesabın doÄŸru ve reel yapılması gerek. Altının  ons başına deÄŸeri 1980’li yıllara girilirken 800 dolar civarına çıkmıştı. O günden bugüne olan dolar enflasyonu eklendiÄŸi takdirde kabaca ons başına deÄŸerinin 2200-2400 dolar civarına yükselmesi gerek ki ABD enflasyonuna göre baÅŸa baÅŸa gelsin. Bu nedenle uzun vadeli altın tutma yaklaşımı aslında enflasyona karşı reel bir garanti oluÅŸturmuyordu, uzun vadede kârlı bir portföy kalemi deÄŸildi. Yani kısa vadede risk algılaması hissedenler veya Çin, Hindistan, Rusya, Meksika, Venezuella, Suudi Arabistan ve Filipinler gibi  büyük dolar yüzdesi içeren rezerv portföylerini biraz baÅŸka paralar ve varlıklara aktarmak isteyen ülkeler, veya kısa vadede altın fiyatı çerçevesinde spekülasyon yapmak isteyenler altın talebini artırıyordu.
Tabii ki bugün altın piyasasında kısa vadeli spekülasyon yapıldığından ve enflasyon artış riski algılaması da yükseldiÄŸinden, spot piyasasında fiyat 1050 ve vadeli piyasada da 1100 dolar ons başına deÄŸerine yaklaÅŸmış ve dalgalanmakta .  Altın arttıkça da dolar düÅŸmekte. Hindistan aldığı altınlar için resmi olmayan verilere göre ortalama 1045 dolar ons başına ödemiÅŸ, yani oldukça pahalı almış. EÄŸer aslında 19 Ekim ve 30 Ekim 2009 tarihinde gerçekleÅŸtirilen bu satış, birkaç ay evvel yapılsa idi, Hindistan altınları 850 dolardan kapatmış olacaktı.
Dünyadaki döviz rezervlerinin 1989 yılında yüzde 33 kadarı altın iken geçen yıl bu oran yüzde 10 kadarına düÅŸmüÅŸ, altın oranı azalmıştı. Åžimdi bu oran yeniden artıyor. GeçmiÅŸte en çok altın satışı İngiltere Merkez Bankası tarafından yapılmış ve 1999 yılında altının ons fiyatı 250 dolara kadar düÅŸmüÅŸtü. Avrupa merkez bankalarının rezervleri  içinde altın oranı yüzde 60 civarında. Ama altın satmıyorlar. Çin altın rezervini iki katına çıkardı ama rezervlerinin yüzde 2 kadarı ve Hindistan rezervlerinin ise yüzde 6 kadarı, altın oranına sahipler. Hindistan’ın döviz rezervi kabaca 286 milyar dolar civarında, yani altınları az, dolarları ve ABD kamu kağıtları fazla. Åžimdi gözler Çin’in ne yapacağında ve son beÅŸ yılda altın satmama kararı almış ve bu kararı bir beÅŸ yıl daha yenilemiÅŸ olan Avrupa merkez bankalarının (özellikle İngiltere’nin) ne yapacağında.

Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.

Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3