Pazar günü yapılacak MHP kongresinin siyasal karakteri, ‘iÅŸte bu sloganla’ ruhunu bulacak: Sonsuza kadar... Var ol Türkiye.’
MHP yönetimine egemen olan stratejik akıl, hayli bilinçli bir tercihte bulunmuÅŸa benziyor.
Partinin, Türkiye’nin bugününe ve geleceÄŸine bakışını; hedef ve endiÅŸelerini, politika ve söylemini açık biçimde ilan etmiÅŸ oluyorlar.
MHP yarın dokuzuncu olaÄŸan kongresinde, iktidarın ‘açılımlarla dolu son dönem uygulamalarının’ toplum psikolojisine etkilerini göz önüne alan yeni muhalefet taktiklerini belirleyecek.
Ermenistan ve Kürt açılımı gibi cumhuriyetle yaşıt kronik konularda iktidarın yaklaşımlarından endiÅŸe edenlerin sözcülüÄŸünü üstlenme, onların siyasal temsilciliÄŸini elde etme çabaları ve arayışları hâkim olacak.
MHP böylece, 10’uncu kurultayına iktidar girebilmenin ve 2012’deki cumhurbaÅŸkanlığı seçiminde belirleyici olmanın hesaplarını yapacak.
Çok nadiren bir partinin kaderiyle ülkenin geleceÄŸi böylesine bir kesiÅŸmeye sahne olabilir.
Türkiye’nin, disiplinli, teÅŸkilatçı ve milliyetçi partisi, kendi istikbali açısından en kritik, en belirleyici kongresine gidiyor.
Belki bir kırılma noktası...
Milliyetçi rüzgârlar esiyor, toplumda tepki dalgası yükseliyor.
MHP NE KADAR KİTLE PARTİSİ OLUR
Siyasal mücadeleyle dolu iki zorlu yıl, MHP yönetiminin omuzlarına da ağır bir sorumluluk yüklüyor.
Evet; bugünler, MHP’nin ana akım partisi olarak nereye kadar büyüyebileceÄŸini belli edecek. Merkez partisi olup olmayacağını, kitleselleÅŸme sınırlarını gösterecek.
Bunlar da önemli ama dokuzuncu kongre daha hayati açılardan dikkat çekmeli.
Åžahsen, esasına destek verdiÄŸim açılım politikaları sürecinde usule iliÅŸkin eleÅŸtiri ve uyarıların dillendirilmesini zorunluluk diye görüyorum. MHP’nin muhalefetini anlamlı ve deÄŸerli ama söylem ve üslubunu aşırı sert buluyorum.
Muhalefet, doÄŸru ve dengeli kurgulanır, hassasiyetler saÄŸlıklı biçimde siyasete kanalize edilebilirse anlamlı katkılar üretilebilir.
Bu durumda MHP, tepkili kesimlerin ve sessiz yığınların sözcülüÄŸünde büyük yol alacaktır.
Nasıl ki AKP’nin iktidara gelmesi, muhafazakâr kesimlerin içinde bulundukları dışlanmışlıktan kurtulmalarını saÄŸladıysa ve onları sisteme dahil ettiyse MHP de bir baÅŸka toplumsal kesim için aynı misyonu yerine getirebilir: Milliyetçiler.
İsterse önümüzdeki iki yılda muhalefette veya sonrasında iktidarda olsun, hiç fark etmez, MHP Türk milletinin kitle psikolojisinin saÄŸlığını da etkileyebilecek politikalar üretme ÅŸans ve sorumluluÄŸunu taşımaktadır.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduÄŸu evrensel milliyetçilik bakış açısına sahip bir entelektüel olan Vedat Bilgin’e dün telefonda, ‘kongreden ne bekliyorsunuz?’ diye sordum. ‘Bu kongre sizce neden önemli’ diye devam ettim.
MİLLİYETÇİLERE YENİ VİZYON
İşte, MHP lideri Devlet Bahçeli’nin danışmanı olan Bilgin’in, akademisyen gözüyle söyledikleri:
‘Türkiye ağır sorunlarla karşı karşıya... Milli devlet varlığının tartışıldığı bir zemin. Türkiye’nin milliyetçileri milli mücadeleden sonra çözüm buldukları o günün sorunlarının bugünün Türkiye’sinde yeniden gündeme geldiÄŸini görüyorlar. Etnik sorun ön planda. Uluslararası baskılar artmış. Bölgenin siyasal coÄŸrafyası yeniden ÅŸekilleniyor. Kongre bu ortamda yapılıyor. Milliyetçilik ufkumuzu zenginleÅŸtirebilecek, yeni vizyon üretebileceksek milliyetçiler kazanacak, Türkiye kazanacaktır.’
MHP’nin dokuzuncu kurultayın sonunda elde edecekleri, Türk siyasi hayatının geleceÄŸi için adeta pusula gibi yön belirleyici olabilecektir. Konjonktürel kazanımları hedefleyecek, sıradan bir parti kongresi gibi geçiÅŸtirilmemeli.
Gelinen durumun nasıl da kırılgan olduÄŸunu MHP’nin dün yaptığı ‘kongreyi karıştıracaklar’ açıklaması ve ‘sonuçlarına katlanırlar’ uyarısı da net ama ürkütücü biçimde gösteriyor.
Bahçeli ve kurmayları, son dönemlerin tepkisel milliyetçiliÄŸini sakin ve aklıselim politikalarla yönetmeli, kentli-okumuÅŸ insanların yeni tür milliyetçiliÄŸini de kapsayacak büyük bir ÅŸemsiye oluÅŸturmalıdır. Kongreyi bu gözle merakla izleyeceÄŸiz.