Ekonomi yorumcularının ve onları izleyenlerin kafaları iyice karıştı.
Önceleri “Marksizm geliyor, çıkartın Marx kitaplarını!” feryadı vardı, sonra Keynes ve devlet müdahalesi gündeme geldi, bu arada yaÅŸadığımız krizin büyük depresyondan kötü olduÄŸu iddia edildi. Åžimdi de “Çift çukur geliyor!” veya “İşsizlik düzelmiyor!” ve “Yeni altın balonu oluÅŸuyor!” feryatları ortalığa döküldü.
“Çift çukur tezi” kendisi bir spekülatif balon! Bekleyelim, zaman çukur sayısını gösterecek!
DiÄŸer taraftan insanlar nakitten altına geçerken bir taraftaki talepleri azalıyor, diÄŸer taraftaki talepleri artıyor. Yoksa altınları, karşılığında dolar veya diÄŸer paralar cinsinden nakit veya nakit benzeri kamu borç senetleri bozdurmadan, vermeden mi altın alıyorlar? Balon bunun neresinde? Bir varlığa talebini azaltıp diÄŸerine talebini artırıyorsun deÄŸil mi?
Yukarıda iÅŸlenen temalar arasında esas en önemli ve en ölçülebilir sorun olan ise iÅŸsizlik durumu. Bu çok ciddi bir sosyal sorun!
ÖrneÄŸin ülkemizde iÅŸsizlik sorunu kolay kolay düzelmeyecek, birkaç yıl daha yüzde 13-15 aralığında dalgalanacak. Nüfusun genç olması nedeniyle her yıl nerede ise 800 bin kiÅŸinin iÅŸgücüne katılması sonucu, bu insanlara beceri vermeden ve orta eÄŸitimde deÄŸiÅŸiklik yapıp meslek kazandırmaya geçmeden, ülkemizdeki iÅŸsizlik kolay kolay çözülemez!
Kaldı ki daha önce defalarca yazmıştım. Tüm ülkelerde iÅŸsizlik artçı göstergedir. İşsizlikte iyileÅŸme gerçekleÅŸmesi kriz büyük çapta ortadan kalktıktan sonra olur. Ayrıca gene vurgulamıştım. Beklenti anketleri de büyük çapta artçı göstergedir. Hele beklentiler ABD’de iki yıl geriden gelen bir artçı gösterge!
Ancak son haftada ABD ve Avrupa’da iÅŸsizlik sorunun boyutu ve mukayesesi gündeme geldi. ABD bir piyasa ekonomisi, AB ise büyük çapta refah devletlerinden oluÅŸuyor. BilindiÄŸi gibi geçmiÅŸte ABD iÅŸsizlik oranı uzun dönem ortalaması yüzde 5.8 idi, Avrupa’daki büyük ekonomilerde ise örneÄŸin Fransa’da yüzde 9.5 ve Almanya’da yüzde 9.1! Åžimdi ise, yani krizde, ABD iÅŸsizlik oranı yüzde 10.2 düzeyine çıktı ve Almanya’nın bugünkü iÅŸsizlik oranı olan yüzde 8.1 ve Fransa’nın iÅŸsizlik oranı olan yüzde 10.0 düzeyinin üstüne çıktı. Ama İspanya’da iÅŸsizlik yüzde 19 düzeyini aÅŸtı!
Refah devletlerinin krizde iÅŸsizlik açısından daha iyi olduÄŸu, normal dönemlerde ise piyasa ekonomisinin daha çok iÅŸ yarattığı biliniyor. Burada sürpriz yok.
GeçtiÄŸimiz haftanın son iÅŸ gününde ABD iÅŸsizlik sayıları yayınlandı. Ekim ayında, iÅŸ kaybettiÄŸi için iÅŸsizlik sigortasına müracaat eden sayısı 190 bin kiÅŸi artmıştı. Bu bazılarının moralini bozdu. Halbuki açıklanan verileri dikkatli okumayanlar aÄŸustos ve eylül için yapılan revizyonla iki ayda iÅŸsizlik müracaatların 91 bin kiÅŸi azaldığını ve bu nedenle iÅŸsizlik müracaatının ekim ayında, resmen ve net olarak sadece 99 bin kiÅŸi arttığını görmemiÅŸlerdi. Halbuki örneÄŸin bu yılın başında aylık iÅŸsizlik müracaatı artışları 700 bin kiÅŸi civarında gerçekleÅŸmiÅŸti.
Bu ortamda da eylül ayında 9.83 olan iÅŸsizlik oranı ekimde 10.2 düzeyine çıkmış oluyordu. Bu da 1983 yılından bu yana (yani ikinci petrol krizi sonrasındaki ekonomik kriz döneminden bu yana) en yüksek iÅŸsizlikti. Ama Büyük Depresyon döneminin yüzde 20-25 arasındaki iÅŸsizlik oranı yanında, gene de her ÅŸeye raÄŸmen zayıf bir orandı.
AÅŸağıdaki grafiÄŸe de dikkatli bakın. Bu grafik özel sektörde çalışan bordrolu iÅŸçilerin aylık iÅŸsizlik müracaatı grafiÄŸi. Oran deÄŸil kiÅŸi sayısı!
Grafik sizce iyiye mi gidiyor, yoksa kötüye mi? Sizce kaç ay sonra bu grafik sıfıra yapışacak mı?