Günlük güneÅŸlik bir Ankara sonbaharında, MHP’nin Dokuzuncu OlaÄŸan Büyük Kurultayı için Atatürk Spor Salonu’na yaklaÅŸtığımızda bildik parti toplantısı görüntülerinin ötesinde bir yoÄŸunluk yaÅŸandığı hemen anlaşılıyordu.
Salonun önünün kalabalık olmasının dışında, MHP’li gençler çevre sokaklarda da toplanmış, slogan atıyorlardı.
“Biraz erken gidelim, etrafa bakarız” diye düÅŸünmüÅŸtük, neredeyse tam planlandığı ve anons edildiÄŸi saatte kurultay baÅŸladı.
İyi ki erken gitmiÅŸiz, MHP lideri Devlet Bahçeli saatler henüz 11’e gelmeden konuÅŸmasına baÅŸladı. Oysa genel baÅŸkanların kongre konuÅŸmalarının, öÄŸleye doÄŸru bazen daha bile geç olmasına alışkındık.
Her yerde Türk bayrakları ve üç hilalli MHP bayrakları asılıydı, bir de bu kurultayın sloganı olan “Sonsuza kadar... Var ol Türkiye” pankartları.
İlk dikkatimi çeken gençlerin çokluÄŸu oldu. Bir süre önce, iktidar partisi içinde önemli bir isimden, “Bizim durum iyi, taban saÄŸlam ama yeni nesilden AKP’ye sempatizan çıkmıyor” tespitini duymuÅŸtum, onu hatırladım. Kongre düzenine baktıkça MHP gençlik kollarının, ülkücü gençlerin iyi organize olduklarını ve çalışmalara aktif katıldıklarını anladım.
Dışarıda her zamanki gibi seyyar satıcılar vardı, diÄŸer kongrelerden farklı olarak üç hilalli bayraklar, çakmaklar, atkılar ve Türk bayrağı rozetleri de tezgâhların üzerindeydi...
MEDYA NEDEN SİYASETİ OKUYAMIYOR
Bir gün önceki karşılıklı suçlamalarla gerilen havanın etkisiyle güvenlik önlemlerinin oldukça sıkılaÅŸtırıldığı belliydi. İçeri girmek bile hayli zordu. Kapıdan adım atınca mehteran takımı sizi karşılıyordu. Sonra basın mensubu olduÄŸunuzu öÄŸrenince önceden ayrılan koltuÄŸunuza kadar MHP’li gençler size eÅŸlik ediyordu.
Bu arada yeri gelmiÅŸken bir medya notu aktarmadan geçemeyeceÄŸim.
Son yıllarda parti kongrelerine İstanbul’dan gazete veya televizyon yöneticilerinin, köÅŸe yazarlarının raÄŸbet etmediklerini gözlemliyorum. Bunu, basının geleceÄŸi açısından sakıncalı bulduÄŸum gibi, bir yönüyle “aşırı magazinleÅŸme”nin yansıması, diÄŸer yönüyle de “medyanın siyaseti okumadaki sık tekrarlanan baÅŸarısızlığı”nın sebeplerinden birinin göstergesi olarak görüyorum.
Siyaseti okuyamayanlar, Türkiye’yi okuyamamış olurlar.
Salon çok kalabalıktı, coÅŸku yüksekti, MHP’liler diriydi, salon ise temizdi. Eskileri hatırladık, sigara yasağının kalkmış olmasını...
Kongre alanında çok sayıda Azeri bayrağı dikkat çekiyordu. Karşılıklı dev Atatürk posteri ve TürkeÅŸ’le Bahçeli’nin ‘bir hilal uÄŸruna...” yazan posteri birbirine bakıyordu. Dört bir köÅŸede ise “Var ol Türkiye” yazısı...
Bahçeli sert ve vurgulu bir konuÅŸma yaptı. BaÅŸbakan ErdoÄŸan gibi ÅŸeffaf camdan, prompterdan okuyordu. Sonuç çok baÅŸarılı, demek ki grup konuÅŸmalarında da bu teknikten yararlanmalı. BaÅŸbakan grup konuÅŸmalarını da bu ÅŸekilde yapıyor. Televizyonların reyting yarışı göz önüne alınınca heyecanlı, coÅŸkulu ve vurgulu konuÅŸmayı en iyi yansıtan ve hatibin okuduÄŸunu izleyicinin anlamasına imkân veren bu tarzda ısrar etmek gerek.
Bahçeli’nin konuÅŸmasının ÅŸiirselliÄŸi de yerindeydi. BaÅŸbakan’ın tarzını hatırlatıyordu. Metin, her fırsatta ErdoÄŸan’a yanıt vermek üzere kurgulanmıştı. Tıpkı ErdoÄŸan gibi Bahçeli de Türkiye’nin renklerini, ruhunu, yazarlarını, düÅŸünce adamlarını sıraladı. Özellikle milliyetçilik felsefesi üzerine kafa yormuÅŸ entelektüelleri özenle hatırlatarak bir fark ortaya koymak istedi.
TEK DİL VURGUSU
İçerikte tamamen açılımlara muhalefet etme çabası hâkimdi. Ermeni açılımına, Kürt açılımına çok açık ve oldukça sert ifadelerle karşı çıktı. Kapıdaki Yunanistan açılımına da...
İktidarın dış politikasını ABD ve AB eksenli olmakla eleÅŸtirdi. KonuÅŸma, yer yer İstiklal Marşı’ndan alıntılarla desteklendi. BaÅŸbakan’ın sık sık söylediÄŸi “tek bayrak, tek millet, tek devlet” sloganını tekrarladı bir ilave madde ekleyerek: “Tek dil”...
MHP’nin kongresi, önümüzdeki çok zorlu iki mücadele yılı için yeni bir milat anlamına geliyor. Belli ki, iktidara karşı özellikle açılımlar baÄŸlamında sert muhalefet dönemi hızlanarak devam edecek. Bahçeli hemen kongre sonrasında Anadolu illerine turlara baÅŸlıyormuÅŸ. Açılımlara muhalefetini “sahada” sürdürecek. Partinin kadro ve vitrininde yenileÅŸme ve gençleÅŸme baÅŸlıyor. Kurultay sonrasında, yeni ve kapsayıcı bir milliyetçi bakış açısı üretilirse, güncel sorunlara çare bulmanın ötesinde, 21’inci yüzyıla uygun evrensel söylemler geliÅŸtirilirse, kentli kesimlerin desteÄŸini alacak politikalar sergilenirse MHP, 10’uncu kurultayına bambaÅŸka rüzgârlarla girebilir. “Usul” hatalarını eleÅŸtirmekle birlikte, “esasta” hükümetin dış politikadaki açılımlarını, “ÅŸahsen” desteklesem de MHP’nin dile getirdiÄŸi eleÅŸtirilerin seslendirilmesini de anlamlı ve deÄŸerli buluyorum.
Milliyetçi partiler nadiren böylesine güçlü toplumsal damarlar yakalayabilirler. MHP ÅŸimdi öyle bir fırsatla karşı karşıya. Onu nasıl deÄŸerlendireceÄŸi sadece kendi geleceÄŸini belirlemeyecek, ülkenin kaderini de etkileyecek.