Elimde Soner Yalçın'ın yeni yayımlanan kitabı 'Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor' var. Bu kitabın üzerinde tam bir buçuk sene çalıştı. Ben de bir haftadır bu kitap hakkında yazıp yazmamayı düÅŸünüyorum. Üzerimde öyle bir baskı var ki... Yazdığım zaman komplo meraklıları 'Yine birbirlerini kolluyorlar, yine birbirlerini destekliyorlar' gibi ucuz polemiklere çekmeye çalışıyorlar. Birileri yine o malum çete lafını gündeme getirmeye çalışacak; kendileri hayata öyle baktıkları için baÅŸkalarını da öyle görüyorlar.
Bunlardan bağımsız bir kaygım daha var... Ben zaten bu gibi saldırılara alışkınım. Derim iyice kalınlaÅŸtı. Görmezden gelmeyi de biliyorum; gerektiÄŸinde cevabı yapıştırıp susturmayı da... Ancak Soner Yalçın medyada hiç gözükmek istemeyen biri... Röportaj vermiyor, televizyonlara çıkmıyor, pek çok yakın arkadaşını da bu yüzden reddediyor.
Fakat ben yazdığım için onu da bu ucuz kulvara birileri çeker mi endiÅŸesi yaÅŸadım...
Görüyorsunuz, bu yeni medya düzeni, sonradan mesleÄŸe giren ucuz isimler bize neleri düÅŸündürüyor.
Oysa ortada çok önemli bir kitap var. Bir gazetecilik çalışması... Dahası bu toplumda karşılığını bulmuÅŸ... Soner Yalçın'ın diÄŸer 10 kitabı gibi, bu sonuncusu da yine çok ilgi görüyor. Millet iki-üç bin basınca ortalığı yıkıyor, bu kitabın ilk baskısı 100 bin. Böyle bir toplumsal olay haline gelmiÅŸ...
Sırf birtakım adamlar laf söyleyecek, birileri damga vurmaya çalışacak ve ben de korkup Soner Yalçın'la arkadaşım diye haber yapmayacak mıyım? Bu olguyu deÄŸerlendiremeyecek miyim? Ve bu kitabı görmezden mi geleceÄŸim?
Kim ne derse desin... Ortada arkadaÅŸlığın ötesinde benim de savunduÄŸum bir mesleki duruÅŸ var... Tıpkı UÄŸur Dündar gibi... Bu isimler kendileri hakkında haber yaptırıp, ona buna yanıt yetiÅŸtimeden sadece üreterek varoluyorlar. Ve gazetecilikten sapmıyorlar. Ve iÅŸte tam da bu yüzden toplumda karşılığını buluyorlar.
Benim için her ÅŸeyden öte gazetecilikteki bu tercih önemli...
'Bu Dinciler O Müslümanlara Benzemiyor' kitabını zaten okuyacaksınız... İçinde CIA'in kefil olduÄŸu cemaat liderlerinden tutun da 'Yahudi mallarını almayın' diye yayın yapıp kendisi Yahudilerle ticaret yapan dinci gazetelere kadar çok ilginç bilgiler var. Türkiye'nin yeni sermaye sınıfı, yeni figürleri, aktörleri hakkında daha önce yazılmamış pek çok ayrıntı yer alıyor... Utah'tan ordu aleyhine yayın yapanlar, FBI'ın yetiÅŸtirdiÄŸi dinci istihbaratçılar...
Bütün bunlar kitapta...
Ama beni asıl bu kitabın neden yazıldığı ilgilendiriyor. Kitaptan okuyalım bunu da:
'Babam 83 yaşında. BeÅŸ vakit namaz kılmaya 14 yaşında baÅŸlamış. Dedesi medrese hocasıymış. Babam ilk İslami bilgilerini dedesinden almış. 66 yıl beÅŸ vakit namazını kılıp, camiye gitmiÅŸ. Bir gün öÄŸle namazı için camiye gitmiÅŸ. Ve imamla tartışmış! Tartışma babamın ÅŸu sözüyle baÅŸlamış: 'Hocaefendi, okuduklarınızın Türkçe mealini söyleseniz de tüm cemaat aydınlansa.' Vay sen misin camide 'Türkçe' sözünü aÄŸzına alan! Dinci imam küplere binmiÅŸ. Babamı Müslümanların arasına fitne sokmakla ve neredeyse dinsizlikle itham etmiÅŸ. Üstelik cemaatten bazı dinciler de imama destek çıkmış. Hatta biri tutup 'Bu Halk Partililer hep böyledir' demesin mi! Yaklaşık 70 yıldır camiye giden babam ÅŸaÅŸkınlık içinde kalmış. Camiden hırsla çıkıp eve gelmiÅŸ ve bir daha camiye gitmeyeceÄŸini söylemiÅŸ. İbadeti bu derece ifrata vardırılmasını anlayamamış. İşte dincilik budur, böyledir. Bunlar İslam'ı Kuran-ı Kerim'i herkes anlasın istemiyor. Bunlar Kuran-ı Kerim'in emrettiklerini yapmıyor. Yaptıklarına Kur'an'ı uyduruyorlar. Bu kitap bu farkın anlaşılması için kaleme alınmıştır.'
GiriÅŸte bu bölümü okuduÄŸumda çok yaralandım. Aslında Türkiye'nin dinle iliÅŸkisindeki en temel problem ÅŸu küçük örnekte yatıyor.
Bu hoyratlık bugün her yerde karşılığını buluyor... Basındaki dinci saldırganlar, dinci tetikçilerin o camideki dinci imamdan farkızlar. Çok ağır suçlayıp, sizi parmakla gösterip yok edilmenizi istiyorlar. Tasfiye listeleri çıkarıyorlar, çete diye polise, savcılara ihbarda bulunuyorlar.
Maalesef, bu dinciler o ahlakı baÅŸ dava haline getirmiÅŸ Müslümanlara hiç mi hiç benzemiyorlar...
Cadde'nin kafası karışık
Son günlerde herkes çevremde Milliyet'in Cadde ekini tartışıyor. Kimi mizanpajını beÄŸenmiyor, kimi haberlerinin iyi olduÄŸunu söylüyor. Birileri Milliyet'i daha okunur kıldığını iddia ediyor, kimileriyse bu gazeteye yakıştıramıyor.
Bana göreyse Milliyet Cadde sadece Milliyet'e deÄŸil, Türk Basını'na bir hareketlilik getirdi. En sevdiÄŸim magazin eki Günaydın'ın tahtını sallayabilir...
Buraya Habertürk magazinini de eklemeliyim... Magazin kulvarında yarış kızıştı... Kelebek'i hiç söylemiyorum, onlar sadece Kanaltürk'te yapımcılığını üstlendikleri programlarının tanıtımını yaparak gazete çıkarıyor.
Neyse...
Cadde'de ciddi bir çaba var... Ama bana kalırsa telaÅŸtan ve belki de çok çalışmaktan ciddi bir kafa karışıklığı da var. Sayfalar arası ciddi bir kopukluk var.
Pazar günü açtım Cadde'yi... İstanbul'da yayınlanan sayfaları içinde biri NiÅŸantaşı'nın bittiÄŸini, yıldızının söndüÄŸünü, artık herkesin İstinye Park'a gittiÄŸini yazmış...
İki sayfa sonra, Milliyet'in yeni transferi Elif AktuÄŸ ise 'NiÅŸantaşı yıkılıyor!' diye tam da NiÅŸantaşı'nın ne kadar gözde olduÄŸunu anlatan bir baÅŸka yazı yazmış...
Nasıl yani?
Milliyet Cadde okuru ÅŸimdi kime inanacak?
Bana sorarsanız Elif AktuÄŸ'a inanmalıdır... Çünkü NiÅŸantaşı hala bildiÄŸimiz NiÅŸantaşı... Elif AktuÄŸ da evinden deÄŸil, sokağın nabzının attığı yerden yazar...
Ya Åžimdi Ya Hiç!
BazI okurlarım Cumartesi gecesi Star'da yaptığım 'Ya Åžimdi Ya Hiç' programından neden köÅŸemde bahsetmediÄŸimi soruyor. Bazı arkadaÅŸlarım kuliste ne hikayeler var, onları yazsana, çok ilgi çeker diyor. Ben ilke gereÄŸi, kendi programımı kendi köÅŸemde tanıtmıyorum. Daha evvel baÅŸka programlarda da yer aldığımda bahsetmedim, bugün de aynı tutumum sürüyor. Tanıtanlara bir ÅŸey demiyorum. Ama bu benim tercihim deÄŸil.
-----------------------------------------------------------------------
DÜZELTME VE CEVAP METNİ
ORAY EĞİN'İ GAZETECİLİK YAPMAYA VE SAYGIYA DAVET EDİYORUZ
AkÅŸam Gazetesi'nin 26.08.2009 tarihli nüshasında yayınlanmış olan Oray EÄŸin imzalı "TASFİYE OLACAK İLK GAZETECİ" baÅŸlıklı hakaret dolu yazı, tamamen ön yargılı ve art niyetli duygularla, gazetecilik kisvesi altında ve gazetecilik mesleÄŸinin etik deÄŸerlerini yok etme pahasına, sadece müvekkile saldırı amacıyla yapılmış çok çirkin, düzeysiz ve kasıtlı bir yayın niteliÄŸindedir.
KöÅŸesini, tamamen ÅŸahsi kaygılarla ve kendi yarattığı kurguları dayanak alarak müvekkile saldırmak gayesiyle bir araç olarak kullanan Oray EÄŸin, söz konusu yazı çerçevesinde gerçeklere aykırı olarak ve haksız yere müvekkil Erdal Åžafak'a çeÅŸitli itham ve isnatlarda bulunmuÅŸtur. Oray EÄŸin'in kendi hayal mahsulü çıkarımları çerçevesinde ortaya koyduÄŸu bu çirkin yaklaşım, hukuka aykırı olduÄŸu kadar aynı zamanda basın meslek etiÄŸine ve ilkelerine de açıkça aykırıdır. Tekzibe konu köÅŸe yazısı içerisinde müvekkil hakkında kullanılmış kelime ve ifadeler, aslında Oray EÄŸin'in kapasitesinin ve gazetecilik anlayışının sınırlarını ortaya çıkarmakta; ve basın ahlakından nasibini alamamış bir yazarın hezeyanları olarak kamuoyuna yansımış bulunmaktadır. Oysa basın özgürlüÄŸü ve ifade hakkı, gazete sütunlarına iÅŸgal etmenin verdiÄŸi haksız güvenle, gerçekleri çarpıtarak ve olmayan gerçekler yaratarak kamuoyu karşısında müvekkili kötüleyebilme hakkını asla ve asla kimseye vermemektedir.
Müvevekkil Erdal Åžafak, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni olarak Sayın Nazlı Ilıcak'ın, bazı medya kuruluÅŸları ve mensupları için "YandaÅŸ" sıfatını kullandığı bir yazısını SABAH Gazetesi'nin tarafsız ve objektif habercilik anlayışına helal getirmemek adına yayından çekmiÅŸ olup; ayrıca bu durum Oray EÄŸin'in iddiasının aksine Sayın Nazlı Ilıcak'ın da bilgisi dahilinde gerçekleÅŸmiÅŸ ve onayıyla ilgili yazı söz konusu ifade olmadan yayınlanmıştır. Ancak Oray EÄŸin'in bu olayın nedenleri ile ilgilenmediÄŸi/ilgilenmeyeceÄŸi, amacın gazetecilik deÄŸil kara çalma olduÄŸu yazısının üslubundaki basitlikten açıkça anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak Oray EÄŸin yazısında son derece çirkin, düzeysiz, hakaret dolu ve bir gazeteciye asla yakışmayacak ifadeler kullanmak suretiyle müvekkile saldırmaktan çekinmemiÅŸ; basın mesleÄŸinin etik deÄŸerlerini hiçe sayarak sırf ÅŸahsi öfkesini kusabilmek adına köÅŸesini kiÅŸisel kaygı ve amaçlarına alet etmiÅŸtir. Müvekkil basın mesleÄŸine yıllarını vermiÅŸ; saygın ve itibarlı duruÅŸuyla; tecrübesi ve güvenilirliliÄŸiyle kamuoyu nezdinde isim yapmış, sevilen ve takip edilen bir gazetecidir. Basın etiÄŸi çerçevesinde, tarafsız gazetecilik anlayışıyla, kiÅŸisel haklara saygılı bir ÅŸekilde mesleÄŸinin gereklerini yerine getirmekte olan müvekkil ile ilgili olarak kaleme alınan, basın ahlakı ve ilkeli gazetecilik anlayışıyla baÄŸdaÅŸmayan hakaret ve yalan dolu söz konusu yazı hakkında tüm yasal haklarımızı saklı tutar Oray EÄŸin'i gazetecilik yapmaya ve saygıya davet ederiz.
Kamuoyuna saygı ile duyurulur.
Erdal ÅžAFAK
Vekilleri
Av. ÇaÄŸlar KÖKTÜRK Av. Banu YILMAZ