AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-11-10
Basra-Erbil-Musul
Türkiye'nin baş döndürücü diplomasi trafiğini, yalnızca 15 gün arayla yapılan iki Irak gezisiyle bile anlamak mümkün. Başbakan Erdoğan'la Bağdat turunun üzerinden iki hafta geçmeden bu kez Basra-Musul ve Erbil daveti geldi. Özellikle Erbil bölümü, Ortadoğu politikaları açısından çok anlamlı ve önemli. Bu bir Kuzey Irak teması...
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve Dış Ticaretten sorumlu Bakan Zafer Çağlayan'la bu kez merkezinde 'Irak'ın kuzeyi' olan bir ziyaret gerçekleşiyor. Sabah çok erken saatlerde Esenboğa'da buluşuldu. Önce 3 saatlik Basra uçuşu yapılıyor, akşamına Erbil...
Bu, Başbakan'ın bizlere ilk kez Amerika'da duyurduğu, sonra Bağdat'ta anons ettiği bir seyahat. 'Bakanlarımı, işadamlarıyla Kuzey Irak'a göndereceğim' demişti. Dün VIP salonunda Çağlayan, '80 civarında işadamı çağırdık, listeyi sınırlı tuttuk' diyordu.
Kuzey Irak çıkarmasının hemen arifesinde Erdoğan'ın çok sayıda bakanla Bağdat merkezi hükümet ziyareti 'bir stratejik hassasiyetin' ürünüydü. 'Bağdat rahatsız olmasın' düşüncesi.
Bakan Davutoğlu uçaktaki sohbetimizde bunu hatırlattı. 'Bağdat'ta imzaladığımız anlaşmaların sahada tatbikinin takibi için buralardayız' dedi. Peki neden üç şehir?
'En kuzeyinden en güneyine, Basra'dan Musul ve Erbil'e, Irak'ın toprak bütünlüğünü vurguluyoruz' dedi. Bir dahaki sefere Kerkük'e gideceklerini söyledi.
Bir dönüm noktası olan diplomatik temasa şahitlik yaptık. Türkiye, Irak'ın kuzeyi ile ilk resmi ziyareti hem de Dışişleri Bakanı ve Devlet Bakanı düzeyinde, beraberinde 80 işadamıyla gerçekleştiriyor.
Bugüne dek Kuzey Irak'la, MİT Müsteşarı, diplomatlar ve askerler gayri resmi temaslar kurmuştu. Şimdi yeni bir safhaya geçiyoruz. Davutoğlu 'tarihi dönüm noktası bu ziyarettir' tanımlaması yaptı.
Irak yoluna çıkmadan, Çankaya Köşkü'nde aynı sözleri İçişleri Bakanı Atalay'dan duymuştuk. Davutoğlu'nun gezisini Atalay, güvenlik perspektifinden ve açılım penceresinden görüyor.
TANIMA DEĞİL KABUL ETME
'Dağlıca baskınından sonra yoğun görüşmeler yaptık. 2007 Kasım'ında ilk defa Bağdat'a gittim, Neçirvan Barzani'yle görüştüm. Taleplerimiz belli, güvenlikle ilgili her konuyu görüşürüz' diye anlattı Davutoğlu... Terörle mücadele, Kürt açılımı başta, geniş bir ajanda var dosyalarda.
'Erbil ziyareti bir tanınma mı?' Bakan bu soruyu da şöyle yanıtladı:
'Tanınma devletle olur, biz devlet olarak Irak'ı tanırız. Almanya federal bir ülke onun eyaletlerini tek tek mi tanıyoruz. Teksas'a gidince ABD dışında Teksas'ı da tanımış mı oluyoruz. Erbil'i birçok ülkenin Dışişleri Bakanı ziyaret etti. ABD, İngiltere, Almanya, Rusya, İran... Herkesin yaptığı bu ziyaretleri bizim yapmamamız eksikliktir.'
Bakan, Irak'ın anayasal çerçevesini de hatırlattı: Irak'ın kuzeyindeki fiili bir durum, bir bölgesel yönetim, federatif yapı.
Dünkü ziyaret diplomatik dilde 'tanıma' değil bir çeşit 'kabul etme.' Gündelik dilde 'yok sayma', 'görmezden gelme' politikasının sonu.
Hain Dağlıca saldırısından sonraki tartışmaları hatırlatıyor Davutoğlu. Türk-Kürt savaşı ve Irak'a saldırı senaryolarını... İki yılda nereden nereye geldik demek istiyor. Değişimi 'izlediğimiz dış politikanın doğal sonucu' olarak açıklıyor.
BİR UCU DİPLOMASİ, DİĞERİ EKONOMİ
Gezinin üç durağı var: Basra, Erbil ve Musul. İki ayrı da boyutu: Ekonomi ve diplomasi. Aynı uçakta Davutoğlu, diplomatlar ve davet ettikleri gazeteciler; Çağlayan, ekonomi bürokrasisi, işadamları ve ekonomi gazetecileri.
Formül açık: Biz Irak'ın toprak bütünlüğünü koruyup, merkezi hükümetle yakınlaşırken Irak'ın kuzeyi ile de karşılıklı ekonomik ve diplomatik ilişkiler kuracağız. Bu yolun, PKK terörüne darbe indireceği hesaplanıyor ve bunun teröristleri Kuzey Irak'ta barınamaz hale getirmesi planlanıyor. Kürt açılımı bu büyük kurgunun zeminini sağlamlaştırmayı hedefliyor. Bir de ABD'nin desteğini garanti etmesini... Washington da Irak'tan çekilme takvimiyle birlikte bu planı çok önemsiyor, besbelli.
BAŞKONSOLOSUMUZ: ALİ RIZA EL BASRİ...
Irak'taki ilk dakikadan başlayan, Basra'dan itibaren yoğunlaşan güvenlik önlemleri 'savaş halinin' devam ettiğini gösteriyor. Kolay değil, daha geçen gün yüzden fazla can kaybı oldu patlamalarda.
Bu arada Basra Başkonsolosluğu resmen açıldı. Başkonsolosumuzun adı Ali Rıza Özcoşkun. Davutoğlu Basralılara, 'bundan sonra onun adı Ali Rıza el Basri oldu' esprisi yaptı.
Erbil'de belki de Ortadoğu'nun en güzel havaalanlarından birisi Türkler, Makyol şirketi tarafından yapılmış, bitmek üzere. Merak ediyorum; TAV neden işletmesini Korelilere kaptırdı acaba? Türk müteahhitleri yol başta olmak üzere büyük hacimli işler de almışlar.
PKK OLMASA SINIRA GEREK YOK
Davutoğlu'nun Erbil durağında tarihi bir buluşma gerçekleşti. Erbil'de onur defterine 'Tarihimiz gibi geleceğimiz de ortak' diye yazdı. Davutoğlu, Barzani ile yaptığı ikili görüşmede 'PKK olmasa sınıra bile gerek yok' dedi. Barzani de 'PKK'yı ve tarzını benimsemiyoruz. Şiddete karşıyız' dedi.
Büyükelçi Murat Özçelik de çok mutluydu, Şimdi Bağdat elçisi. Çok emek harcadı. Özçelik, 'Irak özel temsilcisiyken bir diplomat olarak yapabileceğimi yaptım. Alabileceğimi aldım, güzel olacak' dedi.
ZOR DENGE...
Irak'la entegrasyon politikası izleniyor. Basra ve Musul'da başkonsolosluk açıldı, sırada Erbil var. İlk kez Türk Dışişleri Bakanı Erbil'e geliyor. Berham Salih bölgesel yönetimin başbakanı olarak ilk kez Türk bakanı, Davutoğlu'nu kabul ediyor. Ocak 2010 seçimlerine yaklaşırken Türkiye'nin bu tavrı buralarda olağanüstü önemde ve belirleyici.
Davutoğlu, 'terörü yeneceğiz' diyor, 'Irak sınırını istikrar ve refaha kavuşturacağız' teminatı veriyor.
Temaslarında 'eve dönüş', 'Kandil'in boşaltılması' ve 'PKK sözde liderlerinin teslimi veya Irak dışına çıkarılması' gibi başlıklar gündemin en ön sıralarındaydı. Yani 'PKK'nın tasfiyesi'...
Bu, terazi titizliği isteyen bir süreç... Irak'ın merkezi hükümeti ve bölgesel yönetim ile iki ayrı ama paralel ve birbiriyle ilişkili yakınlaşmayı gerektiriyor.
Irak'ın iç dengeleri hayli hassas, hayli kırılgan. Enerji Bakanı Taner Yıldız'la Köşk'teki resepsiyonda bunu konuşmuştuk, 'devlet olarak değil de özel sektör olarak yatırım yapmak daha doğru' dedi. Kendisi de sırf merkezi yönetimin hassasiyetlerini göz önüne alarak bu geziye katılmadığını söyledi. Türkiye'nin kamu şirketlerinin kuzeyde petrol anlaşması yapmasından ziyade Türk özel sektörünün iş yapmasını tercih ettiklerini anlattı.
NOTLAR...
Çağlayan 300 işadamının geziye katılmak istediğini ancak 80'inin gelebildiğini açıkladı. Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren bir haftada ikinci kez Erbil'de. Yüksel Holding ve Makyol iki büyük yol işi almış, onu söyledi. Başka projeler de yoldaymış. Türkiye Irak'la, Irak'ın kuzeyiyle ekonomik bir canlanma stratejisi uyguluyor, özel sektör eliyle...
Türk-Irak İş Konseyi toplantısını İngiltere Başkonsolosu da izliyordu.
Gezi baştan sona Al Jazeree tarafından kameraya alınıyor, belgesel yapacaklarmış. Ortadoğu'da bir Davutoğlu profili yükseliyor. Bu arada, Bakan seyahat öncesi gece rahatsızlanmış, sabaha kadar serum takılıymış.
Ama durmuyorlar, döner dönmez Davutoğlu Malezya'ya, Çağlayan Güney Afrika'ya uçuyor.