AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-11-10

kategori2

Ağzı olan konuşursa...

ABD 2009 üçüncü çeyrek reel büyüme tahminini uzun zamandır gündemde tuttum. Çünkü bu  konu geleceğe dönük önemli bir sinyaldi. Ancak çeşitli okur yorumları var. Bir internet gafili 'ABD daha küçülecek şey kalmadığı için büyüdü!' gibi müthiş(!) bir yorum getirmiş, bir diğer internet gafili ise rakam açıklanmadan evvel yüzde 2-4 arasında olur dememize takmış. 'Yüzde 1-10 arası deseydin daha iyi olurdu!' gibi bir saçmayı gündeme getirmiş. Tabii bilgisizlik bu tür çabuk yargıların arkasında yatan şey: Çeyreklik veriler  ABD'de yıllıklaştırılmış olarak ilan ediliyor, çeyrekten öbür çeyreğe artış yıllık halde yüzde 2-4 arası olacak demek, normalde çeyrekten çeyreğe yuvarlak hesap 0.5-1 arası demektir. Bu da çok geniş bir aralık değil herhalde!
'Entelektüel' tavırlı biri ise artışın baz etkisi olduğunu gündeme getirmiş o zaman düşüşler de baz etkisi idi değil mi sayın 'entelektüel'? Ve demiş ki eğer büyüme esas alınacaksa, Bolivya daha fazla büyüdü ! Kendilerine Morales'in Bolivya'sına bir gitmelerini tavsiye ediyorum! 
Nedense, görüşlerde kötümserlik, bilgisizlik, saçmalama, aşağılama  ve hakaret bir arada filizleniyor. Hem bizde hem de dünyada!
Son bir aydır Almanya'da özellikle de Berlin'de yaşayan Türkler konusunda yeni bir 'yorum' kamuoyunu meşgul etmekte. Mayıs 2009 tarihinden beri Alman Merkez Bankası Yönetim Kurulu'nda yer alan, bu görevinden önce de yedi yıl boyunca Berlin Maliye Senatörlüğünü üstlenmiş olan, Sosyal Demokrat Parti (SPD) üyesi Thilo Sarrazin'in Lettre International adlı kültür dergisi ile yaptığı bir röportajda Berlin'de yaşayan Türklerle ilgili olarak söylediği sözler basında önemli yer tutmakta ve tartışmaya sebep olmakta.
Sarrazin röportajda şöyle demekte: 'Türkler, Kosovalıların Kosova'yı fethettikleri gibi, Almanya'yı yüksek doğum oranlarıyla fethetmekteler' 'Nicelik Yerine Nitelik' (Klasse statt Masse) başlıklı  röportajda Almanya'nın başkenti Berlin'in sosyal yardımla yaşayan bir şehirden 'elit'lerin yaşadığı bir şehir haline gelmesi gerektiği temel konu olarak alınmakta. Sarrazin, 'Şehrin sosyal yardımlarıyla yaşarken, devleti reddeden, çocuklarının eğitimi için gayret göstermeyen ve devamlı olarak başörtülü kız çocuklar üreten bir topluluğu kabul edemem. Bu durum Berlin'de yaşayan Türklerin yüzde yetmişi ve Arapların yüzde doksanı için geçerli' demekte. Gene Sarrazin'e göre, 'Yanlış politikalar sebebiyle Berlin'de sayıları artan Türkler ve Araplar üretime katkıda bulunmamakta ancak manavlık yapabilmekte.'
Sarrazin'e göre, Berlin'de doğumların %40'ı 'alt tabakalar'da olmakta. Bu durum da okullardaki öğretim seviyesinin düşmesine sebep olmakta, Berlin'in 'elit' nüfusa sahip bir şehir olmasını engellemekte. Özellikle Türkler üçüncü nesilde dahi Alman toplumuna gerekli uyumu sağlamamakta, Almanca bilmeyen anneler çocuklarını Alman toplumuna uyumlu olarak yetiştirememekte. Sarrazin ancak belli bir teknik niteliğe sahip bilgili yabancıların Berlin'e ve Almanya'ya göçmen olarak gelmesini öngörmekte.
Bu sözler kısa sürede, tüm Almanya'da ve özellikle de Berlin'deki Türk toplumunun temsilcilerinin tepkisi ile karşılaştı. Yeşiller partisinden Özcan Mutlu, Berlin'de Türklerin 6.000 işyeri olduğunu ve bu işyerlerinde 20.000 kişinin çalıştığını belirtirken, Berlin-Brandenburg Türk Birliği Başkanı Safter Çınar da Berlin'de 80 Türk doktor ve 70 Türk avukatın çalıştığını açıklıyordu. Türk-Alman İşverenler Derneği Başkanı Hüsnü Özkanlı da, 'Uyum sağlamamız için saçlarımızı sarıya mı boyamamız gerekli?' sözleriyle eleştirilerini dile getiriyordu. Türklerin daha fazla sosyal yardım görmelerinin temelinde ise, Türk göçmenler arasındaki işsizliğin % 42 oranında olmasıydı. Berlin Endüstri ve Ticaret Odası kayıtlarına göre 2008 yılı sonunda, yabancılara ait kayıtlı 30.200 firmadan 5.800'ü Türklere aitti. Böylece Türklere ait olan firmalar birinci sıradaydılar. Sarrazin'in sözlerine tepki gösterenler yalnızca Türk toplumunun temsilcileri değildi. Almanya Yahudi Merkez Kurulu Başkanı da Sarrazin'in 'alt tabakalar' ile ilgili sözlerinin Nazi rejiminin 'alt insan' (untermensch) söylemini hatırlattığını açıklamaktaydı. Sarrazin'in 'İnsanların becerileri kısmen toplumsal kısmen de genetik olarak belirlenir' sözleri, onun Nasyonal Sosyalist ırk teorisine ne kadar yaklaştığını göstermekteydi.
Sarrazin, kamuoyundan gördüğü tepki karşısında özür dilediyse de, özelikle Alman Merkez Bankası yönetiminden ve üyesi olduğu SPD'den ağır eleştirilere uğradı. SPD'nin çeşitli kademelerinden Sarrazin'in partiden ihraç edilmesi gerektiği sesleri yükseldi. Merkez Bankası Yönetim Kurulu'ndan ihracı, ancak yönetim kurulunun teklifi üzerine Almanya Cumhurbaşkanının görevden alması ile mümkün olduğundan gerçekleşemedi. Fakat yönetim kurulundaki görev ve yetkilerinin kısıtlanması suretiyle cezalandırılmış oldu. Ama kamuoyunda Sarrazin'in sözlerine karşı ilk günlerde görülen tepki kısa bir süre sonra zayıfladı. Gerek basın organları gerekse kanaat önderleri, 'Sarrazin'in söylediklerinde inkar edilemeyecek gerçek payı var' demeye başladılar. Bu olay Alman kamuoyunda yerleşik olduğu bilinen göçmen karşıtı düşünce yapısının yönetici kademelerinde de göz ardı edilemeyecek yer tuttuğunu göstermesi bakımından ilginç bir gerçeği açıklığa kavuşturmuştu.