AKŞAM GAZETESİ | Burhan Ayeri | 2009-11-10
E-postalarla farkına vardık. Sonunda zorla internete sokulduk. Gerçekten hayal kırıklığı yaşadık. Ercan Saatçi'yi tanımayız. Onu 'Çok kara kışlar gördüm'le sever gibi olmuştuk. Şimdi, gerçekten yoğun tipi altına girdi. Bu simsiyah ortamdan nasıl kurtulacak merak içindeyiz. Yakın çevresine uygulamakla ünlendiği ve sonunda ayrılıkla biten şiddeti bakalım devam ettirebilecek mi?
Aleti ağzında söylevi gözümüzün önünden gitmiyor. Üç yıl önce söylense de o laflar kulaklarımızda yankılanıp duruyor. Tarihi en az Fenerbahçe kadar şan ve şerefle dolu Galatasaray'ın böylesine iğrenç küfürü hak ettiğini sanmıyoruz. Ultraslan'ın 'Hürriyet alma, aldırma kampanyası' en acıklı taraf. Trabzonsporluların bir zamanlar Sabah'ı il sınırları içine sokmadıklarını hatırladık. Saatçi gazetedeki ipini çekti. Birini daha birlikte sürüklemesi kesin. Kim mi? Eski Kayınpederi. Bunca zaman sonra bu görüntüleri servis yapanları bulmak yine onların görevi. İlgilenmiyoruz.
Gerçek anlamda şaşkınlığı Metin Özülkü'de yaşadık. Müzik bilgisi, besteleri ve yorumuyla sevmiştik. Bizce 'Koyduk' dediği yer, kendisine ait. Bundan sonra, 'Ayıklasın pirincin taşını'. Asıl sonuç daha değişik. Türkiye'de 'Futbol dostluğu hikayedir'. Kimse, kimseyi aldatmayı sürdürmesin. Adam Amiral Gemisi olduğunu iddia eden gazetenin spor koordinatörü. Yaptıklarına bakın.
Sorumluluk makamına getirilecekler, mutlaka iyi değerlendirilmeli. Aksi halde, golün kendi kalenize atıldığına tanık olursunuz. Beşiktaşlılığımızla iftihar ederken, Galatasaray ve Fenerbahçe'nin büyüklüğünü tartışmayız. Saatçi-Özülkü için son olarak 'Tanrı yardımcıları olsun' diyoruz. Gerçekten duaya ihtiyaç duydukları döneme girdiler.
Bir de 'Gaflar Tarihi'miz var. Bu konuda ilk, 'Vay anasını sayın seyirciler' ile maç yayınında Kemal Deniz'e ait. Yıllarca, Pertev Tunaseli'nin olduğu iddia edilmiş, sonunda Julide Gülizar'ın şahitliğiyle sonuca varılmıştı. Son dönem Rıdvan Dilmen'in 'Has...'la başlayan konuşmasını biliyoruz. Spor dışında en popülerler içinde Nahit Duru'nun kesilmeyen yayında 'AK Parti'yi düşürme emri aldığını itirafı' var. Bir de Çiğdem Anad'ın '.ittir et Ankara'yı' deyişi. Bülent Karpad'ın hava durumu sunarken 'Donsuz günler dilemesi' galiba masum kaldı. Siz siz olun, çenenizi tutmayı öğrenin!
Mustafa Öztürk'ün konuşması holigan ikiliden fazla ciddiye alınmalı. AK Parti Hatay Milletvekili 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez' sloganına karşı çıkmakta. 'Cenazelerinizi sessizce kaldırın' talimatı vermekte. Dikkatle takip ettik, acaba lafları cımbızlanmış mı diye. Yok, gayet net. Öztürk'e tek önerimiz var. Soyadını değiştirmek için elini çabuk tutsun. Ahmet Türk'ten de önce.
Geçen genel seçimde yerlebir olan iki siyasi oluşum sonunda birleşti. Demokrat Parti'nin ismi büyük. Ancak, toplama dahil etseniz, oy oranı meydanda. Hüsamettin Cindoruk'u ağabeyimizden fazla severiz. Bu defa da başarırsa, heykeli dikilmeli. İşin rotası açık. Önceliği, bizim oyumuzu almak olmalı. Şimdilik zor görünüyor.
TMKV-Türkiye Milli Kültür Vakfı- 7-8 Kasım tarihlerinde 40. Yılını kutlayacak. '40 Vakıf İnsan' için 'Vefa Toplantıları' düzenliyor. Hemen hepsi Hocamız olmuş isimler bunlar. Fethi Gemuhluoğlu, Tarık Buğra, Ahmet Kabaklı, Cemil Meriç, Çinuçen Tanrıkorur, Necip Fazıl Kısakürek gibi Hakk'a yürümüşler var. Cevat Babuna, Sabri Ülker-Allah şifa versin- ve Nevzat Yalçıntaş için de kırk gün kırk gece övgü yetmez.