AKŞAM GAZETESİ | Ali Ulusoy | 2009-11-10

kategori2

GDO Yönetmeliği hukuka uygun mu?

Tarım Bakanlığı geçtiğimiz günlerde genetik yapısı yapay biçimde değiştirilmiş ürün ve gıdalar (GDO) hakkında bir yönetmelik çıkardı. Günlerdir kamuoyunda GDO'lara ilişkin tartışmanın nedeni bu yönetmelik.
Konuyla ilgili bazı sivil toplum örgütleri, bu yönetmeliğin GDO'lu ürün ve gıdaları 'legalleştirdiğini' ileri sürüyor. İnsan ve çevre sağlığına zararlı olduğunu iddia ettikleri GDO'lu ürünleri bütünüyle yasaklamayan yönetmeliğin hukuka aykırı olduğunu savunuyor.
Bazıları ise şimdiye kadar bu konuda hiçbir düzenleme bulunmaması nedeniyle GDO'lu gıdaların yıllardır ülkeye sokulduğu ve halkın tükettiği gıdalarda bilinçsizce kullanıldığını, bu yönetmeliğin hiç değilse bu konuda belli sınırlamalar getirmesinin her şeye rağmen olumlu bir gelişme olduğunu söylüyor.
Tarım Bakanı ise yaptığı açıklamada, GDO getirecek firmalardan 90 ayrı kurumdan 15 ayrı belge isteyecekleri için GDO'lu ürünleri 'bürokratik bezdirme' yoluyla fiilen yasaklamayı amaçladıklarını ima etmiş. Ayrıca, henüz kanununu çıkaramadıklarından, kanunun boşluğunu doldurması için bu yönetmeliği çıkardıklarını belirtmiş!
İlkin, 'kanunu çıkarıncaya kadar yönetmelikle idare edelim' anlayışı ancak 'hukuk parodisi' olur. Biz derslerde 'önce kanun çıkarılır, sonra buna uygun yönetmelik yapılır' diye öğretiyoruz. Yanlış mı öğretiyoruz acaba!
İkinci 'gaf', 'bürokratik bezdirme' yoluyla GDO'ları yasaklamak amacı taşındığının ima edilmesi. Madem GDO'lar bütünüyle yasaklanmak isteniyordu. O zaman niçin doğrudan yasaklanmadı? Buna ne engel vardı? Böyle bir tercih için hukuki engel yok. Acaba bilmediğimiz siyasi bir engel mi var?
Yönetmeliğin temel anlayışı, sadece Bakanlıkça izin verilen GDO'ların serbest olması. Yani GDO'lar ne bütünüyle serbest bırakılmış, ne de bütünüyle yasaklanmış. Sadece 'sınırlı serbestlik' tanınmış. Artık GDO'lu ürün satmak isteyen Bakanlığa izin için başvuracak. Bakanlık gerekli tetkikler sonucunda o ürünü sağlığa zararlı bulmazsa izin belgesi verecek.
Öte yandan hukuki açıdan en temel tartışma, bu konunun yönetmelikle düzenlenebilecek bir konu olup olmadığı. Esasında bu konu pek de Tarım Kanunu'nda Bakanlığa bu konularda verilen düzenleme yetkisiyle kurtarılabilecek bir konu gibi görünmüyor. Hukukumuzda kanunla çizilen genel çerçeve içinde kural olarak idarenin genel düzenleme yetkisi bulunuyor. Ama hem temel hak ve özgürlükleri doğrudan etkileyecek hususlarda, hem de hukuki bir yaptırım öngörülen hususlarda açık yasal hüküm bulunmadan yönetmelikle kural koyulamaz.
Bu nedenle yönetmelikteki ürünün GDO'suz olduğuna ilişkin ibare koymayı yasaklayan hüküm, her şeyden önce özel teşebbüs hürriyetine ve tüketici haklarına yönetmelikle sınırlama getirdiğinden hukuka aykırı. Yine yönetmelikle getirilen kurallara ve sınırlamalara uymayanlara idari para cezası ve izin iptali öngören hükümler de yönetmelikle koyulabilecek kurallardan olmadığından hukuka uygun değil.
İşin daha da esasına girildiğinde yönetmelikteki en büyük sorun, GDO konusunda teknik ve bilimsel boyutta asıl işi yapacak olan ve işin uzmanlarından oluşacak komitelerin bağımsızlığı. GDO konusunda 'mutfakta' yemeği asıl pişirecek olan bu komiteler. Bakanlık bürokrasisi sadece komitelerin pişirdiği yemeği 'servis' edecek. Ancak kamuoyunun ve ilgili tarafların 'mutfakta pişen yemeğe' güven duyabilmeleri için bu aşçıların kendilerini rahat ve özgür hissedebilmeleri gerekli. Yönetmeliğe bakıldığında, komitelerin Bakanlık ve bürokrasisine göre serbestçe ve hiçbir etki altında kalmadan çalışacağını güvence altına alan hiçbir hüküm bulunmuyor. Aksine komitelerin bütünüyle Bakanlığın kontolü altında olduklarını her fırsatta hatırlatmaya özel bir özen gösterilmiş. Komiteler, Bakanlık izni olmadan kendi kararlarını dahi kamuoyuna açıklayamıyor. Komitelere baştan kuşkucu yaklaşan bir anlayış hakim. Bu da yönetmeliğin genel kurgusuna ve imajına zarar verdiği gibi, komitelerin bağımsız olmamaları yönetmelik açısından bir hukuka aykırılık nedeni olarak görülebilecek nitelikte.
Bunlar dışında yönetmelik, GDO'lar konusunda etkin bir denetimi sağlamak ve ülke ekosistemini korumak için somut ve etkin önlemler öngörmüş. Etiketleme zorunluluğu olumlu. Türkiyeye özgü bitki ve hayvan türlerini olumsuz etkileyebilecek GDO'yu yasaklaması olumlu. İthal edilecek GDO'nun geldiği ülkede serbestçe kullanıldığının belgelenme zorunluluğu olumlu.
Sonuçta GDO'ların bütünüyle yasaklanıp yasaklanmaması bir siyasi tercih sorunu. Yasaklama tercihi benimsenmedi ise, belli bir denetim olması hiç olmamasından daima iyidir. Ama kuralları 'kuralına uygun' koymak kaydıyla.