AKŞAM GAZETESİ | İsmail Küçükkaya | 2009-11-10

kategori2

Açılımlara muhalefet kongresi...

Günlük güneşlik bir Ankara sonbaharında, MHP’nin Dokuzuncu Olağan Büyük Kurultayı için Atatürk Spor Salonu’na yaklaştığımızda bildik parti toplantısı görüntülerinin ötesinde bir yoğunluk yaşandığı hemen anlaşılıyordu.
Salonun önünün kalabalık olmasının dışında, MHP’li gençler çevre sokaklarda da toplanmış, slogan atıyorlardı.
“Biraz erken gidelim, etrafa bakarız” diye düşünmüştük, neredeyse tam planlandığı ve anons edildiği saatte kurultay başladı.
İyi ki erken gitmişiz, MHP lideri Devlet Bahçeli saatler henüz 11’e gelmeden konuşmasına başladı. Oysa genel başkanların kongre konuşmalarının, öğleye doğru bazen daha bile geç olmasına alışkındık.
Her yerde Türk bayrakları ve üç hilalli MHP bayrakları asılıydı, bir de bu kurultayın sloganı olan “Sonsuza kadar... Var ol Türkiye” pankartları.
İlk dikkatimi çeken gençlerin çokluğu oldu. Bir süre önce, iktidar partisi içinde önemli bir isimden, “Bizim durum iyi, taban sağlam ama yeni nesilden AKP’ye sempatizan çıkmıyor” tespitini duymuştum, onu hatırladım. Kongre düzenine baktıkça MHP gençlik kollarının, ülkücü gençlerin iyi organize olduklarını ve çalışmalara aktif katıldıklarını anladım.
Dışarıda her zamanki gibi seyyar satıcılar vardı, diğer kongrelerden farklı olarak üç hilalli bayraklar, çakmaklar, atkılar ve Türk bayrağı rozetleri de tezgâhların üzerindeydi...

MEDYA NEDEN SİYASETİ OKUYAMIYOR
Bir gün önceki karşılıklı suçlamalarla gerilen havanın etkisiyle güvenlik önlemlerinin oldukça sıkılaştırıldığı belliydi. İçeri girmek bile hayli zordu. Kapıdan adım atınca mehteran takımı sizi karşılıyordu. Sonra basın mensubu olduğunuzu öğrenince önceden ayrılan koltuğunuza kadar MHP’li gençler size eşlik ediyordu.
Bu arada yeri gelmişken bir medya notu aktarmadan geçemeyeceğim.
Son yıllarda parti kongrelerine İstanbul’dan gazete veya televizyon yöneticilerinin, köşe yazarlarının rağbet etmediklerini gözlemliyorum. Bunu, basının geleceği açısından sakıncalı bulduğum gibi, bir yönüyle “aşırı magazinleşme”nin yansıması, diğer yönüyle de “medyanın siyaseti okumadaki sık tekrarlanan başarısızlığı”nın sebeplerinden birinin göstergesi olarak görüyorum.
Siyaseti okuyamayanlar, Türkiye’yi okuyamamış olurlar.  
Salon çok kalabalıktı, coşku yüksekti, MHP’liler diriydi, salon ise temizdi. Eskileri hatırladık, sigara yasağının kalkmış olmasını...
Kongre alanında çok sayıda Azeri bayrağı dikkat çekiyordu. Karşılıklı dev Atatürk posteri ve Türkeş’le Bahçeli’nin ‘bir hilal uğruna...” yazan posteri birbirine bakıyordu. Dört bir köşede ise “Var ol Türkiye” yazısı...
Bahçeli sert ve vurgulu bir konuşma yaptı. Başbakan Erdoğan gibi şeffaf camdan, prompterdan okuyordu. Sonuç çok başarılı, demek ki grup konuşmalarında da bu teknikten yararlanmalı. Başbakan grup konuşmalarını da bu şekilde yapıyor. Televizyonların reyting yarışı göz önüne alınınca heyecanlı, coşkulu ve vurgulu konuşmayı en iyi yansıtan ve hatibin okuduğunu izleyicinin anlamasına imkân veren bu tarzda ısrar etmek gerek.
Bahçeli’nin konuşmasının şiirselliği de yerindeydi. Başbakan’ın tarzını hatırlatıyordu. Metin, her fırsatta Erdoğan’a yanıt vermek üzere kurgulanmıştı. Tıpkı Erdoğan gibi Bahçeli de Türkiye’nin renklerini, ruhunu, yazarlarını, düşünce adamlarını sıraladı. Özellikle milliyetçilik felsefesi üzerine kafa yormuş entelektüelleri özenle hatırlatarak bir fark ortaya koymak istedi.

TEK DİL VURGUSU
İçerikte tamamen açılımlara muhalefet etme çabası hâkimdi. Ermeni açılımına, Kürt açılımına çok açık ve oldukça sert ifadelerle karşı çıktı. Kapıdaki Yunanistan açılımına da...
İktidarın dış politikasını ABD ve AB eksenli olmakla eleştirdi. Konuşma, yer yer İstiklal Marşı’ndan alıntılarla desteklendi. Başbakan’ın sık sık söylediği “tek bayrak, tek millet, tek devlet” sloganını tekrarladı bir ilave madde ekleyerek: “Tek dil”...
MHP’nin kongresi, önümüzdeki çok zorlu iki mücadele yılı için yeni bir milat anlamına geliyor. Belli ki, iktidara karşı özellikle açılımlar bağlamında sert muhalefet dönemi hızlanarak devam edecek. Bahçeli hemen kongre sonrasında Anadolu illerine turlara başlıyormuş. Açılımlara muhalefetini “sahada” sürdürecek. Partinin kadro ve vitrininde yenileşme ve gençleşme başlıyor. Kurultay sonrasında, yeni ve kapsayıcı bir milliyetçi bakış açısı üretilirse, güncel sorunlara çare bulmanın ötesinde, 21’inci yüzyıla uygun evrensel söylemler geliştirilirse, kentli kesimlerin desteğini alacak politikalar sergilenirse MHP, 10’uncu kurultayına bambaşka rüzgârlarla girebilir. “Usul” hatalarını eleştirmekle birlikte, “esasta” hükümetin dış politikadaki açılımlarını, “şahsen” desteklesem de MHP’nin dile getirdiği eleştirilerin seslendirilmesini de anlamlı ve değerli buluyorum.
Milliyetçi partiler nadiren böylesine güçlü toplumsal damarlar yakalayabilirler. MHP şimdi öyle bir fırsatla karşı karşıya. Onu nasıl değerlendireceği sadece kendi geleceğini belirlemeyecek, ülkenin kaderini de etkileyecek.