Başlıktaki soru birçok şey akla getirebilir. Bu nedenle öncelikle neleri kastetmediğimi hemen ifade edeyim.
Örneğin Türkiye'de ekonomik faaliyetler yüzde 50'ye varan oranda kayıt dışındayken, sadece yüzde 3'ler civarında seyreden vergi incelemelerinin, incelenenler açısından nasıl bir adaletsizlik oluşturduğundan söz etmiyorum.
Ya da vergi incelemelerinin, yürütme erki tarafından siyasi hasımlarını yok etmek için kullanılabilme ihtimalini düşünmek bile istemiyorum.
Vergi inceleme elemanlarının niteliksel yetersizliklerini ise söz konusu bile etmiyorum.
Türkiye'de mükellef haklarının, vergi idaresinin, vergi yargısının, özel hukukun ve vergi hukukunun evrensel hukuk normlarına göre yürütülüp, yürütülmediği üzerinde de durmayacağım.
Ama yine de, bazen bütün söylenilenler inkar ediliyor gibi çeşitli adlar altında, bir iki sayfalık vergi afları çıkarılır. Sistem kendi mağdurunu yarattı veya işletmelerin sermaye yapılarını zayıflattı falan. Öyleyse, sistemi düzelt ve vergi yüklerini aşağı çek, vergi afları çıkarmaktan da kurtul olmaz mı? Olmaz. Peki, o zaman utangaçlığa gerek yok, vergi affıysa adını doğru dürüst koyalım ve hiç olmazsa bu bir iki sayfalı yasa metni kendi içinde tutarlı ve adil olsun. Bunu istemeye hakkımız yok mu?
Bakınız 'varlık barışı' diye örtük bir vergi affı yasasını 22 Kasım 2008 tarihinde yürürlüğe koyduk. (5811 sayılı Kanun). Sonra bir başka yasayla (5917 sayılı kanun) bazı değişiklikler yaparak, bu yasadan yararlanma süresini 30 Eylül 2009'a kadar uzattık. Ayrıca Bakanlar Kurulu'na da bu süreyi 3 ay daha uzatabilme yetkisi verdik.
Kayıt dışına çıkardığınız kazançlar, yurt dışında olabilir veya yurt içinde olabilir bunlar nitelik de değiştirmiş olabilir (Altın, döviz, menkul kıymet, gayrimenkul gibi). Yasa özet olarak diyor ki, bunları yurt dışından getirir beyan ederseniz yüzde 2, yurt içindekileri beyan ederseniz yüzde 5 vergi ödemek koşuluyla, beyan ettiğiniz tutar kadar, adınıza yapılacak vergi tarhiyatları istisna olacak. Bir nevi vergi incelemesi sonucu adınıza salınacak vergi matrahına karşı, beyan ettiğiniz tutar kadar vergilendirmeme poliçesi satın almış oluyorsunuz. Düz bir mantıkla bu poliçeyi bütün vatandaşlar 30 Eylül'e kadar satın alabilir ve bu yasanın getirdiği vergilendirilmeme olanağından yararlanabilirler diye düşünürsünüz. Ancak gelin görün ki kazın ayağı hiç de öyle değil. Bu basit hakkı bile herkese adil olarak veremiyoruz. Neden böyle düşündüğümü sadece vergi incelemesi yönüyle açıklayayım:
A- Bu poliçe 5811 sayılı ilk yasadan yararlanarak satın alınmış ise;
1- 2008 takvim yılı vergi incelemeleri için geçerli değildir.
2- KDV indirimlerinin reddini öngören vergi tarhiyatları (salınması) için geçerli değildir.
3- Vergi incelemesi 22 Kasım 2008'den önce başlamışsa, bu inceleme sonucu salınacak vergi tarhiyatları için de geçerli değildir.
B- Bu poliçe 5917 sayılı uzatma sağlayan yasa kapsamında satın alınmış ise;
1- Yine 20008 takvim yılına ilişkin vergi incelemeleri için geçerli değildir.
2- Vergi incelemesi 19 Haziran 2009'dan önce başlamışsa, bu inceleme sonucu salınacak tarhiyatlar için de geçerli değildir.
3- Ayrıca 30 Eylül'e kadar bu poliçeyi satın almış olsanız bile, diyelim ki 2007 ye ilişkin adınıza bir tarhiyat yapıldı ve siz henüz satın almış olduğunun poliçenin vergisini (%2 veya %5'i) süresi var diye ödememişsiniz, poliçeniz bu tarhiyat için de geçerli değildir. İnanmıyorsanız Maliye'ye sorun.
Peki, bu uygulamaların hangisinde adalet var. Bir mükellefi bir gün önce incelemeye sevk ediyorsunuz, o mükellef sözünü ettiğimiz örtülü vergi affından yararlanamıyor. Öteki mükellefi bir gün sonra incelemeye sevk edildi diye bu aftan yararlanabiliyor. Bürokratın keyfine bağlı bir hak tanınması hangi gelişmiş hukuk devletinde olabilir? Son olarak madem yaklaşık 8 ay sonra yasayı değiştirip süreyi uzattınız, 2008 yılını neden kapsam dışı bıraktınız? Bunda bir mantık tutarlılığı var mı?
Yasal Uyarı: TurkMedya internet sitelerinde yayınlanan haberler ve köşe yazılarının tüm hakları TurkMedya Yayın Grubuna aittir. Kaynak gösterilerek dahi haberin veya köşe yazısının tamamı yazılı izin alınmaksızın kullanılamaz.
Sadece alıntı yapılan haberin veya köşe yazısının bir bölümü, alıntı yapılan habere/yazıya aktif link verilerek kullanılabilir.