Cuma günü gazetelerde Gökhan Demirkol'un Bakü'ye kaçtığı haberleri yer aldı. Haberlere göre Demirkol, 'yurtdışı çıkış yasağı'na çarptırıldığı gün Bakü'ye kaçmıştı.
Bilmem, Gökhan Demirkol'u hatırlatmama gerek var mı?
Hani şu rezil adamdan bahsediyorum. Genç bir kadının hayatını yaptığı sapıklıkla karartan adam...
Neyse...
'Kaçtı' haberlerinin ertesi gününde HaberTürk Magazin'in manşetinde 'Gökhan Demirkol Dubai'de tatilde' diye bir haber yer aldı...
Haberde 'Demirkol Bakü'ye kaçmadı / Dubai'de tatil yapıyor' demeye getiriyorlar...
Nereden biliyorlar peki?
Efendim Facebook sağolsun.
Habertürk muhabirlerinden biri, Gökhan Demirkol'un Facebook sayfasına girmiş.
Aman Tanrım! O da ne?
Hakkında 'kaçtı' haberleri yapılan Demirkol'un, Dubai'de tatilde olduğunu gösteren fotoğraflar...
Gökhan Demirkol'un, Dubai'de olduğunun belli olması için özenle çektirdiği fotoğraflar... Her bir fotoğrafın altına Demirkol'un Dubai'de olduğunu belirten yorumları...
Bu arada Demirkol'un kız arkadaşı da onun sayfasına 'Aşkım hala dönmedin mi Dubai'den?' yazmış...
Kızcağız da hiç gazete okumuyor, tanıdıklarından okuyan ve 'aşkın kaçmış' haberini veren de yok yani!
***
Şimdi bunun adı gazetecilik mi, yoksa manipülasyona gelmek mi?
Bu olay, ancak 'Gökhan Demirkol gazeteleri manipüle etmeye çalışıyor' mantığı ve bakışıyla yazılırsa haber olabilir...
Arkadaşlar!
Bu adamın işlediği suç çok büyüktür.
Suçun en dikkat çeken tarafı da teknolojinin kullanılarak işlenmesidir...
Yapmayın, azıcık kafanızı çalıştırın.
Gazetecilik, bu kadar saflık kaldırmaz...
İzzet Çapa köşe yazmalı
İzzet Çapa'nın eğlence hayatındaki başarısı tartışılmaz.
Ama onda daha fazlası var.
Birkaç hafta boyunca mekanını eleştiren Onur Baştürk'e, Medyatava adlı internet sitesi vasıtasıyla verdiği cevabı hala unutamıyorum.
Usta bir polemik yazarı gibiydi. O gün arkadaşlarla aramızda konuşmuştuk, 'İzzet mutlaka köşe yazmalı' diye... Cuma günü bizim gazetenin 'Burcu Esmersoy mu? Hülya Avşar mı?' sorusuna verdiği yanıtı görünce aklı olan ona yazarlık teklif eder demekten başka söz bulamıyorum.
Beren Saat sendromu
KIz güzel mi? Kız başarılı mı? Kız tek başına yüzlerce rakibinin arasından sıyrıldı mı?
Ben bunlara bakarım...
Bir süredir Beren Saat hakkında yapılmayan eleştiri kalmadı. Yok topuklu ayakkabıyla yürüyemiyor, yok sevişme sahnelerinde yastık kullanıyor, yok cildi bozuk gibi lüzumsuz eleştiriler.
Şimdi de Yüksel Aytuğ, o engin eleştirme yeteneğiyle 'Beren sesini geliştirmeli. Yoksa dublaja mahkum kalır' demiş.
Oysa bunca yıl kimleri alkışlamadı o köşeler. Ne yeteneksiz, ne sessiz, ne yerini hak etmeyenler beğenildi..
Yine aynı gün Müjde Ar 'Beren, Nazi kampındaki kızlar gibi. Kemikleri sayılıyor' diye eleştirmiş.
Hay Allah! Müjde Ar ölçülerine sahip olsa, hafif etli butlu tabii daha çekici olacak şüphesiz! Neden kızı dibe çekmeye çalışıyorsunuz? Bırakın yürüdüğü yolda yüksek moralle yürüsün. Bugün başarılıysa keyfini çıkarsın. Çünkü yarın başarısız bir işe imza atarsa söyleyecek sözünüz tükenmiş olacak!
Helin Avşar gazeteci mi? Duymamış olayım
Oray'In yeni programı son günlerde herkesin dilinde. Benim de yatak hapsi dönemimin en keyifli dakikaları onu izleyerek geçiyor açıkçası.
Hele geçen hafta Ahmet Hakan ve Hülya- Helin Avşar'ı beraber ağırlayacağını duyunca daha da bir keyifle bekledim saatlerin geçmesini...
Gayet eğlenceli, dinamik, güncel ve zeki bir program olduğu ortada.
Ama...
Beni yerle bir ettiler.
Kim mi?
Ahmet Hakan ve Oray Eğin.
Önce yanlış duydum sandım. Ama o kadar çok tekrar ettiler ki üzülerek yanılmadığımı anladım.
Hatayı ilk Ahmet yaptı. 'Helin de artık gazeteci olduğuna göre' dedi laf arasında... Bir süre sonra Oray 'Helin artık gazeteci' dedi.
Yahu arkadaşlar, şaşırdınız mı siz?
Sadece 2 röportaj yaptı diye birine nasıl 'Gazeteci oldu artık' diyebilirsiniz.
Siz de bunu yapıyorsanız durumumuz vahim demektir.
Bu kadar doğru eleştirel bakışa sahip, ustalaşmış iki gazeteci kalkıp 'Helin Avşar artık gazetecidir' diyor, diyebiliyor.
Olmadı... Hiç olmadı...