AKŞAM GAZETESİ | Nagehan Alçı | 2009-11-11

kategori2

PKK'nın adı yok

Önceki akşam Show TV'nin ana haber bülteninde gördüm.   Diyarbakır'da Mahmur ve Kandil'den gelenler için toplanan kalabalığın haberi ekrandaydı. Ama görüntüde bir tuhaflık vardı. Kalabalığın içinde birçok bayrak göze çarpıyordu fakat bu bayrakların üzeri mozaiklenmişti. PKK bayrağı izleyiciden gizleniyordu!
Sonra araştırdım. Diğer büyük kanalların birçoğu aynı şekilde vermiş haberi. Yani PKK'nın dağdan inmesi nedeniyle toplanan kalabalığın haberini  PKK bayrağını gizleyerek duyurmuş izleyicilerine.

***
Bu, 'terör örgütünü yüceltmemek için onu görmezden gelme' tavrı yıllar içinde öyle dallı budaklı hale gelmiş ki, öznenin PKK olduğu şu günlerde bile medya neredeyse örgütün adını anmadan habercilik yapacak. Propaganda yapmayayım derken haberi veremeyecek.

***
Bu ülkede Kürtlerin yaşadığını yıllar sonra fark edebildik. Ama geç de olsa fark ettik.
Yoksa aynı farkındalık PKK için geçerli değil mi?
Yoksa hala bir takım çevreler Kürtleri yok sayarak onları yok edemeyeceklerini anladılar ama iş PKK'ya gelince bu mantığın işleyeceğini mi düşünüyorlar?

***
Arkadaşlar, değerli medya mensupları!
İsteyen vatandaş gözlerini kapatabilir ama bizler gerçekleri göstermekle yükümlüyüz. Evet, olmamasını isterdik ama PKK diye bir gerçeğimiz var. Onun adını anmadan, suretini göstermeden onu anlatmaya çalışmak nasıl bir mantıktır?

***
Görmek istemediğimizi göstermemek gibi dogmatik bir tavır sergilemek gazeteciliğe sığar mı?

Schengen-Şamgen
DÜN Aslı Aydıntaşbaş'ın Egemen Bağış ile yaptığı Strasburg seyahatinin izlenimlerini ilgiyle okudum. Sayesinde kafamda yarattığım Bağış resmi tamamlanmış oldu.

***
Geçtiğimiz pazartesi günü Bağış'ın konuşmacı olarak katıldığı bir akşam yemeğindeydim. Yemekte İstanbul Forum'u için gelen, ABD ve Avrupa'nın seçkin Türkiye uzmanları vardı.
Bağış aksansız ve akıcı İngilizcesi ile yarım saati aşkın süre konuştu. Üstelik doğaçlama olarak!

***
O konuşmada konuyu bir ara Suriye ile vizenin kalkmasına getirdi. 'AB'den uzaklaşıp Arap dünyasına yakınlaşıyoruz, eleştirileri var. Oysa biri ötekinin alternatifi değil' dedi  ve şu müthiş espriyi patlattı: 'Bize Schengen mi Şamgen mi diye sordular da biz Şamgen mi dedik? Schengen ayrı, Şamgen ayrı!'

***
İşte özlediğimiz ve genç bir dil!
İşte espri anlayışı!
İşte bir politikacıda hasret kaldığımız güleryüzlü zeka!

Şaka gibi ama gerçek
Egemen Bağış demişken... Bakan'ın AB politikasına yeni bir rüzgar kattığı bir gerçek. Ancak biz rüzgarı kısmen de olsa tekrar yakaladık yakalamasına da  birlik içinden öyle haberler geliyor ki 'pes' dememek imkansız.

***
Örneğin 2004'te AB'ye giren Slovakya'da alınan şu karara bir bakın:
Geçtiğimiz ay Slovak Hükümeti ülkedeki azınlıkların kamusal alanlarda kendi dillerini konuşmalarını yasakladı. Bu kararla birlikte artık Slovakça dışındaki diller sadece evlerde konuşulabiliyor. Yasağı ihlal etmenin cezası 5000 euro. Ülkede başta Macar olmak üzere, sayıları 500 bini bulan azınlıklar (Slovakya'nın nüfusu 5,5 milyon.) karara isyan ediyorlar ama ne fayda!

***
Bu insan hakları ihlaline karşı AB'nin tepkisi ne derseniz... Koskoca bir 0!
Böyle bir başı bozukluk, böyle bir standartsızlık olur mu?