AKŞAM GAZETESİ | Tuğçe Tatari Evliyagil | 2009-11-11
Bırakın gazeteciyi bir insana tokat atmak kabul edilemez...
Bırakın gazeteciyi bir insana cinsel tercihinden dolayı hakaret etmek kabul edilemez...
Bırakın gazeteciyi bir insanın saldırıya uğraması kabul edilemez.
Can Tanrıyar yıllarını medyaya vermiş biri. Tartışmasız bir dönemin en güçlü adamlarından biriydi. Televizyonda magazin anlayışını değiştirip yeni bir çağ başlattığı da ortada.
E; elbette başarılı, ses getiren ve izlenen magazin programları yaparken bir sürü insanı kırdı, üzdü, sinirlendirdi yayınladığı haberlerle. Ama kimse de ona tokat atmadı.
İşin en anlaşılması imkansız kısmı da burada gizli zaten.
Bu işin nasıl yapıldığını iyi bilen biri, yazdığı yazılar dolayısıyla genç meslektaşına saldırıyor...
İlk saldırıyı vücut gücü kullanarak gerçekleştiriyor. İkinci saldırıyı tokat atıp içki içmeye devam ederek 'bana kimse dokunamaz' mesajıyla, psikolojik olarak gerçekleştiriyor. Üçüncü saldırıyı genç meslektaşının cinsel tercihini diline dolayarak gerçekleştiriyor.
Bu cinsel tercih, kendi içinde birçok farklı tehdidi de barındırıyor.
'Bak benle uğraşma seni rezil ederim', 'duymayan bilmeyen varsa bu çocuk eşcinsel' ve 'sen bu konuya dokundukça ben seni cinsel kimliğinden vuracağım' diyor.
Resmen ve alenen bunları diyor... Hepimizin gözleri önünde suç işlemeye devam ediyor.
Can Tanrıyar, Onur Baştürk'e tokat attıktan sonra olaya müdahale etmesi için çağrılan polise 'Bana asıldı, abi olarak vurdum. Ne yapsaydım' diyor.
Belki bundan 30 sene önce bu kısıtlı oyunları yutanlar, eski Türk filmi niteliğindeki kötülüklerden etkilenenler vardı ama bu devirde imkansız, üzgünüm...
***
Bu yaşanan çirkin olaya aynayı çevirip diğer taraftan da bakmak istiyorum. Çünkü Onur Baştürk'ün son zamanlarda ciddi bir prestij kaybı yaşadığını düşünüyorum ve ona sesleniyorum:
Onur! Geçen hafta izzet Çapa seni bir daha hiçbir mekanına almayacağını açıkladı. 'Mekanlarım hakkında yalan yazıyor' dedi. Bir yazarın düşmemesi gereken bir pozisyona düştün. Şimdi de bu olayla gündemdesin.
Lütfen kendine çeki düzen ver.
İşindeki başarın bir anda ellerinden kayar gider.
Rahmi Koç'u ağırlamak zor zanaat
Evİnİze siyasi bir kişilik, bir devlet bakanı ya da ABD yetkilisi mi gelecek, işte o zaman ayvayı yediniz.
Hem güvenlik hem de konfor için talan edilirsiniz.
Yemekler, mönü, içecekler liste halinde sunulur ve kontrol edilir.
Ancak misafir ağırlama geleneğindeki bu sınır aşımı sadece istisnai kişilerde yaşanır.
Onun dışında misafir umduğunu değil bulduğunu yer görgüsü bakidir.
Geçenlerde Rahmi Koç'u evine yemeğe davet eden bir genç işadamının ağzından duyduğum 'Chateau Neuf Du Pape 2005 şarabı bulamıyorum. Sadece 2008 bulabildim' sözü üzerine şunu anladım:
Rahmi Koç sadece bu şarabı içmek istermiş. Davet aldığı eve bu bilgiyi iletip şarabı temin etmelerini istemiş!