AKŞAM GAZETESİ | Deniz Gökçe | 2009-11-11
İstanbul’da ekim başındaki IMF-DB toplantıları esnasında IMF 18 Eylül 2009 tarihli bir altın raporunu dağıtmıştı. Bu raporda global krizde müşterisi artan IMF’in 403 ton altın satmak için hazırladığı satış planları konusunda bazı açıklamalar yapılmıştı. Çünkü IMF aslında Nisan 2008’de kendi gelir gider dengesini sağlamak için bir mali plan yapmış ve IMF Yönetimi de 18 Eylül 2009’da bu planı kabul etmişti.
Geçtiğimiz günlerde ise IMF Hindistan Merkez Bankası’na 200 ton altını sattı ve 6.7 milyar dolar tahsil etti. Hindistan elinde tuttuğu dolar cinsi ABD kamu borçlanma senetlerini satıp, altını almıştı. Özetle, IMF bu yıl satış için ayırdığı altın tonajının kabaca yarısını elden çıkarmış oldu. IMF bu satıştan evvel toplam 3217 ton altın sahibi idi.
Eylül verileri ile dünyada en çok altını olan ülke 8100 ton altın ile ABD ve bu rakam parası döviz sayılan ABD’nin toplam diğer döviz rezervlerinin yüzde 77 kadarı. Sırası ile Almanya, İtalya, Fransa ABD’den sonra en çok altın rezervi olan ülkeler. Hindistan’ın aldığı altın tonajı ise yıllık maden altın üretiminin yüzde 8 kadarı. IMF’in 3217 ton altını bilançosunda geçmiş alış değerleri ile 9.2 milyar dolar değerde gözükse de, aslında Ağustos 2009 sonu itibarıyla 98.9 milyar dolar değerinde idi.
Peki IMF altını nereden bulmuştu? Birincisi, IMF 1944 yılında kurulduğunda üye ülkelerin katkılarının yüzde 25’i altın olarak yapılmıştı. Ayrıca IMF üyesi ülkeler IMF’den kullandıkları kredilerin faizini de altın olarak ödüyorlardı. Ayrıca üye ülkeler başka bir ülke parasından önemli alışveriş yaptıkları zaman IMF’e altın satarak döviz alıyor ve böylece döviz piyasasının dengesini bozmuyorlardı. Bu özellikle 1970-71 döneminde altın zengini Güney Afrika tarafından kullanılan bir işlem tarzı oldu. Ayrıca eğer bir üye ülke isterse IMF kredi borcunu altın olarak geri ödeyebilirdi. IMF 1978 yılında dünya parasal sisteminde farklı bir yaklaşıma geçince de üyeleri ile altın üzerinden ödeme yapma kuralını değiştirdi. IMF böylece piyasa fiyatlarından altın alıp satan ve kendisi altın piyasasında aktif olmayan bir kurum haline geldi.
Acaba IMF geçmişte altın satmış mı idi? IMF geçmişte 1957-70 arasında elindeki çeşitli dövizlerin azalması üzerine altın satmıştı. 1970-71 arasında da Güney Afrika’dan aldığı altınları üye ülkelere satmıştı. Gene 1956-72 arasında faiz geliri olmayan altınlarını satarak geliri olan ABD kamu borç senetlerine geçmişti. 1976-1980 arasında da dünya para sisteminde altının rolünü azaltmak için altın satmıştı. 1999-2000 arasında ise IMF, Brezilya ve Meksika’nın IMF borçlarını ödeyebilmeleri için onlara altın satmıştı. Bu satışlardan gelen kârları da özel bir fona alarak fakir ülkelere yardım ve kredi faaliyeti için kullanmıştı.
IMF yönetimi Eylül 2009’da IMF’in yeniden altın satışı yapmasına izin verdi. Bu IMF’in global kriz çerçevesinde daha fazla kredi verme sorumluluğu altına girmesinin bir sonucu. Yapılan plana göre IMF 2009 yılında 400 ton ve toplam beş yıl içinde 2000 ton altın satacaktı. Ancak döviz kurları ve piyasaları fazla etkilememek için bu satış resmi kurumlara ve yavaş yavaş yapılacaktı. Tabii ki IMF bu satışları yaparken altını aldığı zamanki değerle şimdiki değer arasından nominal bir kar ve likidite elde edecekti.
Ancak burada hesabın doğru ve reel yapılması gerek. Altının ons başına değeri 1980’li yıllara girilirken 800 dolar civarına çıkmıştı. O günden bugüne olan dolar enflasyonu eklendiği takdirde kabaca ons başına değerinin 2200-2400 dolar civarına yükselmesi gerek ki ABD enflasyonuna göre başa başa gelsin. Bu nedenle uzun vadeli altın tutma yaklaşımı aslında enflasyona karşı reel bir garanti oluşturmuyordu, uzun vadede kârlı bir portföy kalemi değildi. Yani kısa vadede risk algılaması hissedenler veya Çin, Hindistan, Rusya, Meksika, Venezuella, Suudi Arabistan ve Filipinler gibi büyük dolar yüzdesi içeren rezerv portföylerini biraz başka paralar ve varlıklara aktarmak isteyen ülkeler, veya kısa vadede altın fiyatı çerçevesinde spekülasyon yapmak isteyenler altın talebini artırıyordu.
Tabii ki bugün altın piyasasında kısa vadeli spekülasyon yapıldığından ve enflasyon artış riski algılaması da yükseldiğinden, spot piyasasında fiyat 1050 ve vadeli piyasada da 1100 dolar ons başına değerine yaklaşmış ve dalgalanmakta . Altın arttıkça da dolar düşmekte. Hindistan aldığı altınlar için resmi olmayan verilere göre ortalama 1045 dolar ons başına ödemiş, yani oldukça pahalı almış. Eğer aslında 19 Ekim ve 30 Ekim 2009 tarihinde gerçekleştirilen bu satış, birkaç ay evvel yapılsa idi, Hindistan altınları 850 dolardan kapatmış olacaktı.
Dünyadaki döviz rezervlerinin 1989 yılında yüzde 33 kadarı altın iken geçen yıl bu oran yüzde 10 kadarına düşmüş, altın oranı azalmıştı. Şimdi bu oran yeniden artıyor. Geçmişte en çok altın satışı İngiltere Merkez Bankası tarafından yapılmış ve 1999 yılında altının ons fiyatı 250 dolara kadar düşmüştü. Avrupa merkez bankalarının rezervleri içinde altın oranı yüzde 60 civarında. Ama altın satmıyorlar. Çin altın rezervini iki katına çıkardı ama rezervlerinin yüzde 2 kadarı ve Hindistan rezervlerinin ise yüzde 6 kadarı, altın oranına sahipler. Hindistan’ın döviz rezervi kabaca 286 milyar dolar civarında, yani altınları az, dolarları ve ABD kamu kağıtları fazla. Şimdi gözler Çin’in ne yapacağında ve son beş yılda altın satmama kararı almış ve bu kararı bir beş yıl daha yenilemiş olan Avrupa merkez bankalarının (özellikle İngiltere’nin) ne yapacağında.