AKŞAM GAZETESİ | Utku Çakırözer | 2009-11-11

kategori2

Bahçeli’nin stratejisi: Açılıma karşı yeni milliyetçilik

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile AKP Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın birer ay arayla yaptıkları parti kurultay konuşmalarında iki konu birbirine benzerdi: İkisi de liderliğini yürüttükleri hareketin yaşadığı zorlukları ve çektikleri çileyi Necip Fazıl’ın dizeleriyle aktarmayı seviyor. Ve her iki lider de savundukları siyaset için, yani Erdoğan ‘açılım’ projesi için, Bahçeli ise tam da buna karşı sunduğu ‘milliyetçi’ siyaset için, Anadolu’dan aynı kahramanları kullanıyor: Mevlana, Hacı Bektaş, Aşık Veysel, Hacı Bayram, Mehmet Akif, Pir Sultan.
Siyasi parti lideri olarak çok doğal bir ortak yanları da var: İkisi de partilerini ilk seçimden iktidar çıkarmak istiyor. Başbakan Erdoğan bunu başta Kürtler olmak üzere toplumdaki etnik ve dini toplulukların kimliklerini ön plana çıkarmalarına imkan sağlayan bir siyasi model oluşturarak yapmak istiyor.
Dün partisinin dokuzuncu genel kurultayında yaptığı konuşmadan anlaşıldığı üzere MHP lideri Bahçeli de stratejisini tamamen Başbakan’ın bu projesine karşı duruş üzerine kurgulamış gözüküyor. Parti tabanını ‘diri’ tutan temel unsur da bu. Nitekim Bahçeli, iki saati aşan uzun konuşmasında Atatürk Spor Salonu’ndan dışarıya taşan partililerinden en coşkulu desteği, Başbakan Erdoğan’ın açılım projesine bugüne kadarki en sert ifadelerle yüklendiği bölümlerde aldı.
Bahçeli’nin konuşmasının en önemli bölümü partisinin savunduğu ‘Türk milleti’ kavramını tarif ettiği satırlardı. Cumhuriyet’in kuruluşundaki ‘Türk milleti’ tanımını kendi siyasetlerinin merkezine aldıklarını belirten Bahçeli, bunun da etnik köken, dil ve din farklılıklarına bakmayan, birleştirici bir millet kavramı olduğunu vurguladı. Bahçeli’nin anlatımıyla, ‘hepimizin adı olan Türk milleti olma hali’, onu oluşturan alt kültür, lehçe ve kimliklerin inkarı anlamını taşımamaktadır. Bu çerçevede partisinin ‘ırkçı’ ya da ‘kafatasçı’ olmadığını bir kez daha kayda geçiren Bahçeli, millet anlayışlarının diğer etnik köken ya da mezhepleri ötekileştirici ve uzaklaştırıcı olmadığının da altını çizdi.
Bahçeli, Başbakan Erdoğan’ın açılım projesinin “kimlik talepleri” doğurarak, bu birleştirici ‘Türk milleti’ tanımına itirazları çoğaltacağı ve bölünme tehlikesi yaratabileceğini savunuyor. Bundan ötürü Kongre sonrasına yönelik temel stratejisi de, kitleleri, tanımı geniş tutulan bir ‘milliyetçilik’ şemsiyesi altında bir araya getirmek. Nitekim MHP lideri konuşmasında birkaç kez “kim olursa olsun, nerede yaşıyorsa yaşasın vatanını seven ve milli kimlik altında yaşamayı arzu eden herkesle kucaklaşma” çağrısı yaptı. Öncelikle de MHP’nin 40 yıllık geçmişi sırasında partiden kopanlara ‘Ülküdaşlarım geçmişe değil geleceğe bakalım’ diyerek el uzattı.
Bahçeli’nin üç yıl önceki kurultaydaki konuşmasında hiç yer almayan ‘Türk-İslam sentezine’ bu kez önemli vurgu yapmış olması da iktidar mücadelesinde geniş cephe kurma arayışının bir başka göstergesiydi. Nitekim salonu dolduran MHP’lilerden en yüksek alkışı alan misafirler, liderlerini kısa süre önce kaybeden BBP yöneticileri oldu.
MHP liderinin 2006 konuşmasında önemle üzerinde durduğu, ancak dün hiç kullanmadığı yegane kelime ise ‘laiklik’ idi. Bu da, Erdoğan’a karşı MHP liderinin toplumsal muhalefeti, geniş, kapsayıcı bir yeni ‘milliyetçilik’ çatısı altında buluşturma stratejisinin bir parçası olsa gerek.