AKŞAM

İki üniversite bitirdi ama yaptığı işten memnun mu?

Ehliyetin varsa ve iyi araba kullanmayı biliyorsan, şanslısın! Ayda 300-400 dolar taksitle sıfır model bir otomobil alıp, kendi işini yapabilirsin. Amerika'ya öğrenci vizesiyle giden, sonra da Green Card kazanan Ali Koyurtgan da öyle yapmış

abd

Amerika'ya adım atar atmaz tanıştığım ilk kişi bir Türk! İsmi Ali Koyurtgan. 1975 Adana doğumlu. Ailesi İzmit'te yaşıyor. Marmara Üniversitesi'nde turizm otelcilik okumuş. İrem Tur'da çalışırken, arkadaşlarıyla birlikte New York'a gelmiş. Önce dil kursuna yazılmış, ardından da üniversitede pazarlama okumuş. Şu an yaptığı iş 'Owner Operator'lük. Yani kendi otomobiliyle bir nevi şoförlük yapıyor. Kendine ait bir Mercedes'i var. Bir Türk'ün sahibi olduğu araç kiralama şirketinde çalışıyor. Bizdeki taşeron şirket anlayışından farklı olarak, o maaşlı çalışmıyor. Yapılan işin faturası üzerinden yüzde alıyor. Söylediğine göre üniversitede okuduğu işi yapmasa da, kafası rahat ve mutlu. Yaklaşık 10 yıldır Amerika'da yaşıyor.

Arkadaşı başvurdu o kazandı Mercedes'iyle 'Owner operator'
KOYURTGAN Green Card sahibi olup olmadığını soruyorum. Amerika'ya ilk başta öğrenci vizesiyle gelmiş. İnternetten başvuraların başladığı ilk yıl, tarayıcısı sayesinde Green Card sahibi olmuş. Nasıl mı? Koyurtgan anlatıyor: 'O yıl ilk kez Green Card için internet üzerinden başvurular başlamıştı. Arkadaşlarım benim evdeki tarayıcıdan fotoğraflarını tarayıp, formlarını göndermek için gelmişti. Baktım, hepsi harıl harıl bir şeyle uğraşıyor. 'Bir fotoğrafını ver senin için de form dolduralım' dediler. Gidip bir fotoğrafımı verdim, benim için de başvuru formu doldurdular.' Bilin bakalım sonuç ne olmuş? O ekipten, Green Card'ı ilk seferinde kazanan Ali Koyurtgan olmuş! Başkasının doldurduğu form üzerinden Green Card kazanan tek talihlinin kendimin olduğunu düşünüyordum ki, aslında o da benim gibi aynı şanslı gruba dahilmiş!

'Çıplak Kovboy'la tek fotoğrafın bedeli 1 dolar
HANİ burası 'Fırsatlar ülkesiydi? Hani yeni bir dünyanın kapıları açılıyordu? Moralim bozuldukça bozuluyor. Manhattan'da geziniyorum, etrafta 'Hoş geldin Aylin Löle' pankartları beklerken, tek gördüğüm, (Oraya giden bütün turistlerin gördüğü üzere!) üzerine sadece beyaz bir slip giyen kovboy oluyor! Bu da ne diye böyle diye bakıyorum. Turistler beraber fotoğraf çektiriyor. Bir fotoğraf 1 dolar! Üstelik isterseniz poposunu da tutabiliyorsunuz! (Niye isteyeyim ki!!!) Beni bekleyen şahane bir hayata dair hiçbir ipucu göremeden New Jersey'deki otelime geri dönüyorum. Ertesi gün New Jersey State Garden alışveriş merkezinde bolca vakit öldürüyorum. Kime baksam, üçte biri kadarım! Türkiye ölçülerine göre tombulken, orada kendimi Victoria Secret mankeni gibi hissediyorum! Geldiğimden beri Amerika'nın bana hissettirdiği tek güzel duygu bu! Ama bunun için o kadar zaman ve para harcamak gerekir mi işte o tartışılır! Ancak en başında da dediğim gibi bu tamamen kişisel deneyim ve beklentiler ışığında yazılmış bir dizi. Kalifiye ve dil bilenler için sözüm yok. Onlar için dünyanın her yerinde olduğu gibi Amerika'da da fırsatlar çok. Eğer geride bırakacağınız çoluğunuz çocuğunuz yoksa, gençseniz ve daha önemlisi 'Türkiye'de sürüneceğime burada sürünürüm' diyorsanız, o halde şansınızı deneyin.

Sınırsız suşi 35 dolar burada bolluk var!
ALİ Koyurtgan, yemeklerini kendi pişiriyor. Bu yüzden kendi alışverişini kendi yapıyor. Amerika'nın devasa marketlerinden bıkmış durumda. Benim ayıla bayıla gezdiğim marketler onun için eziyet. Haftanın belli günleri dışarıda yiyor. Özellikle pazar günlerini suşi'ye ayırıyor. New York'ta sürekli gittiği bir suşi restoranı var. Sınırsız suşi, yengeç bacağı ve karides ve ıstakozdan oluşan mönünün fiyatının kişi başı 35 dolar olduğunu söylüyor ve ekliyor: 'Burada bolluk var. Her şey bol. O yüzden rahat' diyor. İçimden, 'Tabii parası olana' diyorum. Türkiye'ye arada gidiyor, ama giderken siparişleri taşımaktan bıktığı için gidiş tarihlerini söylemiyor. Ne zaman vatandaş olacağını soruyorum. Bekleme süresi dolmak üzereymiş. Bu arada önemli bir hatırlatma! Bir Green Card talihlisinin (eğer evlilikle kazanmadıysa) Amerikan vatandaşı olabilmek için, orada beş yıl yaşaması gerekiyor. Şimdilik çok uzak bir ihtimal de olsa, günün birinde Türkiye'ye dönmek onunda aklının bir köşesinde. 'Evli değilim, çocuğum yok, bugün Japonya'da kafama uyan bir iş fırsatı çıksa oraya da giderim' diyor. Böyle tesadüf sonucu Green Card kazanan çok arkadaşı olup olmadığını soruyorum. Arkadaşlarının sayısı sınırlıymış. İşte bu da başka bir Amerika gerçeği! Eğer 'sosyal kelebek'seniz, orada yalnızlığa alışmanız biraz zaman alacak...

En kolay iş benzin istasyonunda saati 2-3 dolara pompacılık
KÜRESEL kriz mağduru Amerika'da iş olanakları sınırlı. Eğer bir şirkete transfer olup gelmiyorsanız, üstelik dil bilginiz de yeterli değilse, iş bulmanız çok kolay değil. Doktor, avukat veya eczacıysanız hiç sevinmeyin, sizin de şansınız yok. Çünkü ülkedeki sistem farklı olduğu için, ona göre 'denklik' almanız gerekiyor. Kalifiye olmayan Türklerin en çok yaptığı işler arasında bartender'lık, garsonluk ve benzin istasyonlarında pompacılık geliyor. Özellikle hizmet sektöründe her zaman iş olanakları var. Bir hamburgecide çalışabilir veya bir restoranda garsonluk yapabilirsiniz. Green Card'la oy kullanmak dışında bir Amerikan vatandaşının sahip olduğu her şeye sahipsiniz. Ama saati 2-3 dolara çalışma izni olmayan veya öğrenci vizelerinden dolayı sınırlı olan Türkleri çalıştırmak varken, sırf Green Card'ınız var diye bir benzin istasyonunda saati 15 dolara iş bulabileceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ev kiraları yüksek. Değil Manhattan'da New Jersey'de bile 1+1 dairelerin kirası 1250 dolardan başlıyor. Ev arkadaşınız olmadan sadece kira bile belinizi bükebilir.

'Bir yabancının ayrımcılığa uğramadan en rahat çalışacağı ülke Amerika'
AMERİKA'DA özellikle finans ve yazılım sektöründe çok sayıda başarılı Türk var. Başarısıyla parmak ısırtan bir başka Türk ise Barsan Global Lojistik'in Amerika Direktörü Uğur Aksu. 1981 Zonguldak doğumlu Aksu, İstanbul Üniversitesi Lojistik Bölümü mezunu. Okulun ilk mezunlarından olan ve 2004 yılından beri Amerika'da çalışan Aksu, New Jersey merkez ofis de dahil olmak üzere Miami ve Houston ofislerini de yönetiyor. 300 milyonluk nüfusuyla Amerika'nın çok önemli fırsatlar barındırdığını belirten Aksu'ya göre, sadece Türklerin değil, bütün yabancıların ayrımcılığa uğramadan en rahat çalışacağı ülkelerin başında Amerika geliyor. Dilinizin, dininizin, ırkınızın hiçbir önemi yok. Zaten Barsan'ın New Jersey ofisi de Birleşmiş Milletler gibi! Çinli, Alman, Güney Amerikalı, Türk fark etmiyor, herkes büyük bir uyum içerisinde çalışıyor. Bu aslında Amerika'nın da kendi gerçeği. Daha önce Barsan'ın Almanya ofisinde çalışan Aksu, Avrupa'da 'yabancılara' bakışı çok yakından tecrübe ettiği için, 2004 yılında ona sunulan 'İngiltere mi Hong Kong mu?' kariyer planına şıkların dışına çıkarak 'Amerika' olarak cevap vermiş. Bu kararından hiç pişman değil. Aksine en doğrusunu yaptığını biliyor. Aksu'nun Green Card'ı yok ama çalışma vizesi var. Green Card için resmi başvurusu yapılmış. Süreç işliyor. Eğer Aksu gibi parlak bir kariyere sahipseniz, zaten Green Card'a ihtiyacınız yok.

ABD'li devlerle rekabet ediyor
BARSAN Global Lojistik'in Amerika cirosu şimdiden 30 milyon $'ın üzerinde. New Jersey'de tam da krizde 5 bin metrekarelik dev bir lojistik üssü kuran Barsan'ın bu stratejilerini belirleyen isim ise Aksu. Ama onun durmaya niyeti yok. Amerika'da Barsan'ın ağırlığını artırmak için 15 yeni ofis daha hedefliyor. Barsan'ın agresif büyüme politikası Aksu için de geçerli. Mesaisi bir türlü bitmiyor. Eve gittiğinde bile sırasıyla Türkiye, Hindistan, Çin pazarları için görüşme trafiğine başlıyor. Telefonu elinden düşmüyor.

BİTTİ

 

İletişim |  Künye | 
Copyright Türkmedya A.Ş. Akşam Gazetesi Güneş Gazetesi Tercüman Gazetesi Autocar Dergisi Alem Dergisi FourFourTwo Dergisi Eve Dergisi Platin Dergisi Stuff Dergisi Maxim Dergisi Alem FM 89.2 Lig Radyo 92.3