AKŞAM GAZETESİ | Serdar Turgut | 2009-11-19
Ben yıllardır köşemde bazen Serdar Amca karakterine bürünüp gelen mektuplara cevaplar yazar, tavsiyeler veririm. Bu mektupların çoğu da seks ile ilgilidir ve cevaplarım da bu nedenle hayli seksidir.
Yıllar içinde birçok yazım çıktı bu konuda. Kaçırmış olabilecek talihsizler için bu yazılardan bir derleme yaptım ve bunu (Best of Serdar Amca-Amcanın en iyileri) başlığı altında bugün yayınlıyorum. Serdar Amca'nın bir diğer takma adı da 'Dümensiz Amca'dır, bilmem anlatabiliyor muyum? Aslında haftanın her günü olan pazartesi sendromunuza ilaç olsun diye yazdım bunu. Çocuklar okumasa daha iyi olur, haydi iyi eğlenceler...
***
Soru: Amcacığım erkek arkadaşım biraz tecrübesiz. Sekse başlarken aşırı heyecanlandı ve pantolonumun üstüne boşaldı. Acaba hamile kalır mıyım?
Cevap: Hayır; kalmaman gerekir ama kalırsan da Amerikan Savunma Bakanlığı'nı haberdar et bu gelişmeden. Çünkü onlar artık savaşlarda 'bunker-buster' denilen yeraltındaki beton sığınaklarını bile delip geçen bombalardan kullanıyorlar. Bu hayli masraflı bir bomba. Şimdi eğer sen hamile kalırsan, Amerika artık savaşlarda bu bombaları değil erkek arkadaşını kullanabilir. Onu semalarda uçururlar, adam biraz mastürbasyon yapar, aşağıdaki en sağlam sığınak bile anında darmadağın olur vallahi. Bu yöntemle bombalama çok masrafsız olur. Kilosuyla değil ya. İstediğiniz kadar kullanın...
***
Soru: Amcacığım fotoğrafımı da gönderiyorum, vücut ölçülerim de ekte. Eşim hamile kalabilir mi?
Cevap: Gayet tabii ki kalabilir ama senden kalacağını hiç sanmıyorum.
***
Soru: Amcacığım; sevgilim sabah ben yataktan çıkmadan önce kahvemi yatağa getiriyor. Kahvemi bitirince de beni tutkulu biçimde öpüyor. Ne kadar şanslıyım değil mi?
Cevap: Sen şanslı olabilirsin ama seni öpenin o kadar şanslı olduğunu söyleyebilmek mümkün değil. Tabii seni öperken onun kafasında bir gaz maskesi varsa o da biraz şanslı sayılabilir. Çünkü sabah henüz bakımı yapılmamış bir ağız kanalizasyon gibi kokar. Üstüne bir de kahve içerseniz sokağa taşmış kanalizasyona benzer. Bunu öpmeye kalkışmak her babayiğidin harcı değildir.
***
Soru: Cinsel organımın boyu ..... santim. Ne yapabilirim?
Cevap: Çocuğum o eğer gerçekten de yazdığınız uzunluktaysa sizin probleminiz tıp alanına değil atom altı parçacıkların incelendiği kuantum fiziğinin alanına giriyor. Ben sizin yerinizde olsam İsviçre'deki CERN Araştırma Enstitüsü'nde yapılan atom çarpıştırma deneylerine katılmak için gönüllü olurdum. Böylece karşı taraftan atılan atom parçacıkları kendileriyle aynı boyda olan senin organına çarptığında neler hissettiğini de sonradan bize anlatırsın olur mu?
***
Soru: Cinsel organıma sarımsak sürsem kadınlarla seksime katkıda bulunur mu?
Cevap: Dene bir ama sakın ha oral sekste ısrarlı olma. Bir de şu var; eğer sadece seksine değil de tüm vücuduna toplam iyilik peşindeysen sarımsağı diş diş, tek tek popona sokmayı deneyebilirsin.
Okuyucularıma bir açıklama
Yıllardır abi dediğim tecrübeli arkadaşımın tavsiyesiyle bir süredir internet ortamıyla bağlantımı kopardım. Haber de izlemiyorum. Sadece arada bir kısa süreliğine twitter'a girip arkadaşlarım ne yapıyor diye bakıyorum. Bir mesajda benim 1996'da yazdığım ve geçenlerde tekrar yayınladığım yazının Colin Bowles adlı bir yazarın kitabından alındığı gösteriliyordu.
Bu konuda hemen yazacaktım ama bir süre, ilk defa bugünlerde duyduğum Colin Bowles ve kitabını acaba eski bir dönemde hakikaten okumuş muyumdur diye araştırdım. Kitabın kapağı, yazarının ismi, içeriğinden bakabildiğim bölümler hiçbir çağrışım yapmıyordu. Kitabı alıp okumadığım kesin de belki acaba yurtdışına gittiğimde bir kitapçıda satın almadan okumuş muyumdur diye düşündüm. Çünkü bu mümkün. Ben her yurtdışı gezimde günlerimi içinde kahveci olan kitapçılarda geçiririm. Okuduğum her kitaptan, her makaleden notlar alırım. Eski bir adam olduğumdan hala daha indeks kartlarına alırım notları. Bu notlar aynen kullanılmak için değil, ileride bana fikirler vermesi içindir. Böyle bir süreç yaşayabilmiş olabilir miyim diye düşündüm. Çünkü çocuk yazımda kullanılan fikirler ile Bowles'in kitabındakiler arasında beni şaşırtan ve rahatsız eden benzerlikler vardı.
Mizah yazarı olmaya karar verdiğim ilk günden bu yana, mizahçıların yazılarını okumaya ve şovlarını seyretmeye özel önem veririm. Mizahın bu özerk alanı benim için ciddi bir çalışma alanıdır. Klasik mizahçılardan bazılarının (Henny Youngman, Rodney Dangerfield, Woody Allen) mizahlarını ezbere bilmeme rağmen hala daha hemen her gün okurum. Onlar bana zihin açıklığı sağlar, ipuçları verirler.
Bunlar tabii ki meşhur olanlar. Mizahın bir de amatörler tarafından icra edilen alanı var. Orada başka fikirlerden beslenen amatörler, mizah denemeleri yapar. Böylece espriler yayılır, yayılırken de anonimleşir. Ben bu anonim alanda hala daha her gün uğraşıyorum. Okuma mesaimin önemli bölümünü burada yapıyorum. Beni güldüren her malzemeyi not alırım.
Ancak çocuk yazısının yayınlandığı 1996 yılında interneti bugünkü gibi yoğun ve derin kullanamıyordum. O günlerde mizah dünyasından beslenmelerimi daha çok televizyondan ve videolardan yapıyordum. Amerikan mizahının patlama yaptığı 1970'li yıllardan bildiğim bütün komedi şovlarının videolarını o dönemde almıştım. Daha da önemlisi komedi kulüplerindeki şovlardan derlenmiş kasetlerim de vardı. Bu komedi kulüplerinde bazı geceler 'Improvisation night' diye adlandırılır. O geceler amatörler birbiri ardına sahneye çıkıp spontane espriler yapar. Özellikle bu alan, kaynağı aslında belli olan esprilerin anonimleşmesi alanıdır.
Amatörler de orada bir ticari kaygı olmadığından başkalarından aldıkları esprileri diğer amatörlerin önünde yaparlar. Ben o yıllarda bu kaynağı keşfettiğimde çoğunu dikkatle seyretmiş ve üzerine çalışmıştım. Bir ihtimal o yılda o kasetlerden bir tanesinde bahsi geçen kitaptan alınmış bir espriyi dinlemiş olabilirim. Aradan çok zaman geçtiği için kesin bilmiyorum ama olasılık olduğunu inkar etmek mümkün değil.
Komedinin anonimleşmiş alanında dünyadaki her komedyen birbirinden beslenir. Meşhur Jay Leno hala daha her gece komedi kulüplerine gider ve yeni malzeme arar. David Letterman geçen akşam monoloğunda bir espri yaptı. Ben kendi içimden 'Bunu biliyorum' dedim. O da seyirciye 'Ne kadar eski ve bilinen bir espriydi değil mi' diyerek durumu kurtardı. Çünkü o espri Henny Youngman'a aitti.
Dediğim gibi ben o kulüp şovlarından bir tanesinde yazımda kullandığım malzemeyi duymuş olabilirim.
Ancak bunun dahi olduğunu sanmıyorum. Çünkü çocuk yazısındaki, gece ağırlık taşıma esprisini ben bir Amerikan televizyon komedi şovunun içinde gördüm. Carol Burnett şov olabilir, şimdi tam emin değilim. O şovda evin bütün ahalisi yaşayan ölüler gibi gece boyunca ağırlıkla dolaşıyorlardı. Bunu ileride müsait bir yazıda kullanmak için not aldığımı hatırlıyorum.
Keçi esprisi ise o yıllarda Fransız köylülerinin yerel idareleri protesto için yerel toplantılara keçi sokmalarından esinlenmişti. Bunu bir televizyon haberinde mi yoksa bir Fransız filminde mi gördüm, şimdi hatırlamıyorum. Kitabı aynen yanıma koyup yazdığımı düşünelim. Benim oradaki keçi kelimesini kurban olmaktan kaçma duyarlılığındaki mandaya değiştirmem çok mu zor olurdu yani! Ama öyle bir süreç yaşanmadı. Hatta keçi salmayı TBMM'ye keçi salındığında hangi parti hangi tepkiyi verirdi diye bir siyasi mizah malzemesi olarak da not almıştım ama daha sonra çocuk yazısında kullandım.
Ahtapot esprisini ise o dönemde bir çizgi filminde gördüğümü ve çok güldüğümü hatırlıyorum. Bu maddeyi de oradan esinlenmiştim.
Ben 25 yıldır her Allah'ın günü mizah yazıyorum. Meşhur mizahçılar gibi ekibim, araştırmacılarım olmadığından her gün durmadan okumak ve seyretmek zorundayım. Comedy Central favorim şu aralar.
Biliyorsunuz aynı konuda geçenlerde ikinci yazıyı yazdım. Eğer ondaki maddelerde de bahsi geçen kitapta yer alanlar ile benzerlikler bulunursa bu çok ilginç olur. Çünkü o yazı üzerine hiç ön çalışma yapmadım. Sadece çocuk büyütmede kendi deneyimime dayandım. Ancak buna rağmen yine de benzerlikler olabilir. Aslında dünyadaki tüm mizahçılar birbirlerinden ve temelde aynı kaynaklardan besleniyor.
Geçen gün daima çok severek okuduğum Jack Handey'den başlığını aldığım 'Derin düşünceler' yazısında 2012 ile ilgili bir espri yaptım. Yazımın yayınlandığı günkü New York Times'ta espri aynen yer alıyordu.
Yeni yıla kadar bağlantıları koparıyorum. Sadece kitap okuyacağım ve yazı yazacağım. Bir de sadece twitter'daki arkadaşları özledikçe onlara 'Merhaba' diyeceğim o kadar. Bu arada Woody Allen'in 'The Insanity Defense' adlı kitabını tekrardan okuyorum.