AKŞAM GAZETESİ | DUNYA | 21 KASIM 2009, CUMARTESİ
AB uzmanları ve birliği yakından izleyen diplomatlar Bağış'ın, 'inanıyorum ki üyelik sürecini ilerletecek' görüşünün iyi niyetli bir temmeni olduğunu, ancak sürecin bu temenninin aksine gelişeceği yönünde değerlendirmelerde bulundular. Uzmanların Rompuy'un seçimiyle ilgili görüşleri şöyle:
Takdir haklarını aleyhte kullanacaktır
Emekli Büyükelçi İnal Batu: Rompuy, AB'yi Hıristiyan kulübü olarak görüyor. O makama gelmesi tesadüf değildir. Merkel-Sarkozy'nin de onu desteklemesi tesadüf değildir. Seçim sonrası yaptığı açıklamalarda durumu idare ettiğini düşünüyorum. Rompuy görüşünü ilerleyen süreçte açıkça deklare etmeyecektir ama, kritik dönemlerde takdir haklarını Türkiye'nin üyeliği aleyhine kullanacaktır.
Ankara istemiyordu'
Ankara Üniversitesi Ataum AB Uzmanı Erhan Akdemir: Türkiye aslında Rompuy'un seçilmesini istemiyordu. İngiltere'den olmasını istiyordu. Yeni başkan Türkiye'nin üye olmasını istemiyor, bunun yanı sıra 'Türkiye başka bir değerler ülkesidir, AB'nin değerlerini Hristiyanlık oluşturur' diyor. Rompuy, Türkiye'nin AB üyeliğini engeller diyemem ama, Fransa ve Almanya'nın uyguladığı politikanın yani müzakerelerin yavaşlığının aynı şekilde devam etmesini isteyebilir.
Artık söylemlerine dikkat edecektir
Emekli Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Nüzhet Kandemir: Rompuy'un bu göreve getirilmesi onun söylemlerinin ötesine giden ve birlik dengelerini gözetecek bir durumu benimsemesini de beraberinde getirmek zorunda. Rompuy'un önceki görüşleri belli. Türkiye artık AB'nin tam üyeliğinin kolay kolay kabul edilmeyeceğinin biraz da olsa farkına varmalı.
AB Sarkozy-Merkel çizgisine kaydı
Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal: Rompuy, dindar kimliği önde olan, AB'nin Hıristiyan yapısına özel önem veren, Türkiye'nin üyeliğine karşı çıkan bir kişi. Sarkozy ve Merkel'in tercihi olduğu için, Avrupa Komisyonu'nu doğrudan etkileyecektir. Rompuy'un seçilmesiyle, AB'nin tamamen Sarkozy-Merkel çizgisine girdiğini söyleyebiliriz.
Olumsuz dönemde olumsuz gelişme
Emekli Büyükelçi Turhan Fırat: Türkiye'nin müzakereleri çok parlak değildi. Bu kişinin gelmesi nasıl etkiler kestirmek zor. Kendi görüşlerini biliyoruz ama, sonuçta başkanlık kişisel olarak hareket edebilecek bir görev değil. Birliğin tüm ülkelerinin adına konuşulacak. Yine de bu seçimi olumlu gitmeyen süreçte, olumlu olmayan bir gelişme olarak düşünmek gerekiyor.