AKŞAM | CUMARTESI | 21 KASIM 2009, CUMARTESİ
Oyuncu, oyun yazarı, şarkıcı ve kimya mühendisi Selen Uçer’i bugünlerde ‘Kahve Bahane’ adlı dizide izliyoruz. Kendisi aynı zamanda Hayal Bistro’da sahne alıyor ve film müzikleri seslendiriyor. ‘Bornova Bornova’da konuk oyuncu olan ve Atıl İnanç’ın çektiği ‘Büyük Oyun’ adlı filmde İslamcı, terörist bir kadını oynayan Uçer ile buluştuk.
EKİN TÜRKANTOS
Boğaziçi Üniversitesi’nden kimya mühendisi olarak mezun olan ve aynı zamanda yarı zamanlı İstanbul Devlet Konservatuarı şan bölümünü bitiren Selen Uçer, Chicago Roosevelt Üniversitesi’nde burslu olarak oyunculuk ve tiyatro alanında yüksek lisans yaptı. Orada doğaçlama komedi gruplarıyla çalışıp kendi yazdığı ‘Amerikan Rüyası/ Dream in New York’ adlı oyununun başrolünü de üstlenen oyuncu, Türkiye’ye döndükten sonra da pek çok projenin içinde oldu. ‘Ara’ filmiyle Adana Altın Koza’dan ‘En İyi Kadın Oyuncu’ ödülünü alan Selen Uçer, şu aralar TURKMAX’de yayınlanan ‘Kahve Bahane’ adlı projede yer alıyor. İki haftada bir perşembe günleri Hayal Bistro’da Hollywood’dan Yeşilçam’a film müzikleri seslendiren sanatçı, 26 Kasım Perşembe yine sahnede olacak ve unutulmaz film kareleri ve müzikleriyle izleyicilere harika bir gece yaşatacak. Uçer’le buluştuk, sahneden sinemaya kariyerindeki önemli durakları ve hedeflerini konuştuk.
Şu aralar ‘Kahve Bahane’ adlı projede izliyoruz sizi. Nasıl gidiyor?
Yönetmeni Müge Turalı; Fransız formatından adapte edilip Türkiye’ye uyarlanmış bir iş. Uzun zamandır yaptığım en zevkli iş. İyi bir kadrosu var. Yazılan metin üzerinden doğaçlama yapıyoruz. Bu işte önemli oyuncular ve ileri bir bakış var.
MAÇO BAKIŞ AÇISINI ELEŞTİREN BİR DİZİ
Sizin canlandırdığınız karakter nasıl?
Bu proje herkesin hayatından kesitler sunuyor. Artık insanlar bütün zamanlarını ofislerde geçiriyor, biz de bir ofiste olan olayları anlatıyoruz. Olaylar kahve makinesinin önünde geçiyor. Bir erkek geyiği üzerinden başlayıp o geyiğin eleştirisi yapılıyor. Maço bakış açısını eleştiren bir yapım bu. Dedikodular, çalışanların aralarındaki ilişkiler, hırsları, ev hayatlarını işe taşımaları anlatılıyor. Her şirkette yarı kaçık bir sekreter, hırslı ve terfi peşinde bir kadın var. Bizi insanlara kendilerini anlatıyoruz.Yeni başladı ve ilgi çekeceğini umuyorum. Çünkü herkes 09.00 - 17.00 çalışıp evine gidip televizyon izliyor. Ben ‘Deniz’ diye Almanya’dan dönmüş; özgür ve düşündüğünü söyleyen bir kadını canlandırıyorum. Kadınlığını da isteklerini de özgürce yaşıyor. Patrona laf çakıyor. Kadınlığıyla baş edebilen birisi; hak arayan bir tip; bir yandan da tembel!
Aynı zamanda iki ayrı film projesinde de yer aldınız...
‘Bornova Bornova’ filminde tek sahnelik bir rolüm var. İnan Temelkuran inandığım bir yönetmen. Filme konuk oldum sadece. Bir diğer projede Atıl İnanç’ın çektiği ‘Büyük Oyun’ adlı film, henüz vizyona girmedi. Film, Montreal Film Festivali’ne katıldı. Şu an Berlin Film Festivali’nde ön elemelerde. İslamcı, terörist bir kadını oynuyorum. Anadolulu, çocuğunu kaybetmiş bir toprak anası rolündeyim. Kocası ve ailesi örgütün içinde bir kadın. Urfa ve Irak’ta çekildi. Çok gerçek bir hikaye ve oynarken de çok korktum.
AMERİKA’YA KENDİMİ BÜYÜTMEK İÇİN GİTTİM
Sinemada kadın hikayeleri daha çok mu ilgi görüyor?
Aslında kadın rolleri az; kadınlar hayatın içinde daha aktif. Herhangi bir hikayenin içinde de karakter olarak var, etkisiz değil.
Hemen her oyuncunun hayali Amerika. Siz bu hayali gerçekleştirip orada da ‘Amerikan Rüyası’ adıyla kendi projenizi sahnelediniz. Amerika’nın oyunculuğunuza katkıları ne oldu?
Amerika’ya kendimi büyütmek için gittim. Master yaptım. Önce kendi dilimde ve ülkemde bir şeyler yapmayı istediğim için de döndüm. Orada genç işi bir oyun sahneledim. İnsanların oyunculuk anlamında kendilerini zorladıklarını gördüm orada ve elbette yaptığın iş daha ciddiye alınıyor. Ben Türk sinemasına inanıyorum; en gerçek şeyleri anlatıyor. Benim için dönüm noktası Amerika falan değil, Ümit Ünal’ın ‘Ara’sıdır. Bağımsız, küçük yapım bir filmdi ve yeterince lanse edilmedi ama özel bir hikayeydi. Elbette Amerika’da öğrendiğim şeylerin bana kattığı şeyler var ama önemli olan ne iş yaptığın, ne rolü canlandırdığın, hangi projelerde yer aldığın çünkü onlar kalıyor. Diziler bile çok önemli. Eskiden tiyatrolar gündem oluştururken şimdi diziler gündem oluşturuyor. Seviyesi başka, anlatımı başka ama çok önemli! Herkes onlarla yaşıyor. Onlarla iletişim kuruyorsun. Sinema müthiş bir şey ve kalıcı. Ancak; Türkiye’de daha oyuncu birlikleri, oyuncuların telif hakları yasası bile çıkmadı. Bazı şeylerin sisteme oturtulması lazım; oyuncu da insan 80 saat setlerde geberecek değil, iş yapıyor sonuçta.
Şan eğitiminiz de var, Hayal Bistro’da film müzikleri seslendiriyorsunuz...
Oyuncuyum; tek işim bu. Yurtdışında yaşadığım yıllarda da burada da hep şarkı söyledim. Bazen para kazanmak için iyi bir araç oldu, bazen de kendimi ifade etmek için... Hem yabancı, hem Yeşilçam filmlerinden parçaları alıp pop soundu’yla yorumluyoruz. Arkada görüntüler de kullanıyoruz. İleride kendi parçalarımı da söyleyeceğim. Şimdi demolarını hazırlıyoruz.
OYUNCU KENDİNİ TÜKETMEMELİ
Bir oyuncu ya da şarkıcının çok ortada olduğunda yüzü eskir mi sizce?
Oyuncu kendini tüketmemeli. Kendi öğrenimine, gelişimine dikkat etmezse seviye düşer. Bu insanın bir süre kendisini nadasa çekmesi anlamına gelmez. Özellikle sinemadaki roller için insanın kendisiyle kalması gerekiyor. Çünkü karakter çalışıyorsun. Tiyatroda da böyle.
Oyuncu olmaya küçük yaşlarda kafaya takmış biri olarak neden kimya mühendisliği okudunuz?
Ailem mühendis. Benim ne olmak istediğim belliydi ama böyle oldu. Okunması gerekiyordu bu mesleğin. Yurtdışına burslu gitme şansını yarattım. Benim ne işim varmış kimya mühendisliğiyle diyorum ama okul da bambaşka şeyler kattı. Ama okula girmişken bitireyim dedim. Okulu bitirip dışarıdan oyunculuğa başladım.
İKİ FİLM DAHA VE ÇOCUK İSTİYORUM
İstanbul’un en sevdiğiniz yeri?
Karaköy’de salaş bir balıkçı var sahilde; Hisar’ı, Beyoğlu ve Galata’yı severim.
En sevdiğin özelliğiniz?
Yanlışımı kabul edip öğrenebiliyor olmam.
İnsanların sizde sevdiği özelliğiniz?
Kendime gülebilmem.
Şu aralar sıkça söylediğiniz bir parça var mı?
Kendi şarkım var.
Uğurunuz var mı?
Şu aralar nazar boncuğuna taktım ama yakın bir dostumun verdiği bir taş var, hep yanımdadır.
Beş yıl sonra neler yapmış olmak istersiniz?
İki tane daha sinema filminde oynamak ve çocuk sahibi olmak isterim. Televizyonda yapmak istediğim projeyi hayata geçirmiş olmak ve şarkılarımı insanlarla paylaşmak ve daha sakin olmak isterim.