AKŞAM | CUMARTESI | 21 KASIM 2009, CUMARTESİ
‘Bornova Bornova’ filmindeki rolüyle bu yılki Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü alan Öner Erkan, ‘7 Kocalı Hürmüz’de de karşımıza çıkıyor. Yıldızı parlayan genç oyuncu, “Benim düşündüğüm sanatçı kavramı ağır, kısık ateşte demlenen ve yavaş yavaş olan bir şey. Benim için daha vakit var” diyor.
EKİN TÜRKANTOS
10 yıldır profesyonel olarak oyunculuk yapan ve pek çok projede yer alan Öner Erkan, bu sezon adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Hali hazırda vizyondaki iki projede yer alan, üstelik ‘Bornova Bornova’ filmiyle ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülüne layık görülen Erkan, bu deneyimin kendisi için heyecan verici olduğunu ancak omuzlarına ağır sorumluluk yüklediğini söylüyor. Ona göre başarılı olmak elbette çok önemli ama esas önemli olan bu ödülün arkasına sığınmayıp istikrarlı davranmak, başarının sürekliliğini korumak. ‘7 Kocalı Hürmüz’ filminde iki karısı olan, çapkın bir karakteri, Hallaç Rüstem’i canlandıran Öner Erkan ile rolünü, oyunculuğu ve hayallerini konuştuk.
29 yaşında bir oyuncu olarak Altın Portakal’dan ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülünü almak, usta oyuncuların sizden övgüyle söz etmeleri ve şu an vizyondaki iki filmde yer almak ne hissettiriyor?
Heyecan verici! Birbirinden çok farklı iki rolde oynamaya çalıştım. Gelecek tepkileri ben de merak ediyorum. Şu ana kadar her iki filmin çekimleri de keyifli geçti. Üstüne ‘Bornova Bornova’ filminin ödül alması da ballı börek oldu. Daha mutlu etti, motive etti. Bir sorumluluk da getirdi tabii ki. Pek çok iyi aktör ve aktrisin aldığı bir ödül. Bundan sonra daha dikkatli, sorumluluk sahibi hareket etmem gerekecek. İstikrar da önemli. Elbette başarı kolay yakalanan bir şey değil. Ama bunu devam ettirmek daha da zor. Umarım üstesinden gelirim.
‘Bornova Bornova’ filmi ‘Her İzmirli’nin izlemesi gereken bir film’ sloganıyla vizyonda. Siz de İzmirlisiniz. Bu anlamda filmin özel bir yeri var mı?
Sadece İzmir’le sınırlandırmak çok doğru olmaz. Sinop’ta yaşayan bir grup gencin de başına gelebilecek şeyler. Yalnızca İzmir’e mâl etmek doğru olmaz bence. Genel bir Türkiye panoraması.
‘Bornova Bornava’daki rolünüzden bahsedelim mi?
Oynadığım karakter İzmir Altayspor’da futbol oynayan ve sakatlanmış, futbol hayatı sona ermiş, askere gitmiş iş tutacak, evlenecek ve çocuk sahibi olma rutinine ayak uyduracak bir genç. Farklı hikayeleri olan başka üç genç de anlatılıyor filmde. Ama benim canlandırdığım karakter, özendiği lümpen hayatın kendi hayatını sonsuza kadar değiştirdiğini gösterecek izleyiciye.
İŞİN SIRRI OYUNCUNUN KENDİNDE
Oyunculuk hangi dönemde mesleğiniz olacak kadar hayatınıza girdi?
10 yıldır profesyonel olarak oyunculuk yapıyorum. Lise döneminde karar verdim. 9 Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okudum sonra İstanbul’a geldim. Şehir Tiyatrosu’nda çalıştım. Haluk Bilginer’in tiyatrosunda bir sınav açıldı, orayı kazandım. Ezel Akay, Demet Akbağ ve Çetin Sarıkartal ile de çalıştım. Sonra çeşitli kapılar açıldı. Biraz da kendi şansımı yarattım ve buradayım.
Önemli isimlerle çalışma imkanı buldunuz. Onlardan öğrendiğiniz en önemli şey neydi mesleğinize dair?
Onlar bize en başından şunu öğretti: Oyunculuk bir başkasının size öğretebileceği bir meslek değil. Tıpkı bisiklete binmek gibi; biri size dört yıl boyunca bisiklete binmek için bir ders versin ama o bisikletin üzerine çıkmadığınız sürece süremezsiniz. Oyunculuk ancak yaparak, kendi kendinize öğrenebileceğiniz bir şey. Psikolojik ve sosyolojik altyapısı farklı. “Bu işin sırrı kendinizde, biz size bir şey öğretemeyiz” dediler.
‘7 Kocalı Hürmüz’ filmine dahil olmanız, çekimler ve rolünüzden konuşalım mı?
Daha önce şehir Tiyatrosu’nda Oya Başar’ın oynadığı ‘7 Kocalı Hürmüz’de rol almıştım. ‘Hacivat Karagöz’de de Ezel Hoca’yla çalışmıştık. Çekimler çok keyifliydi. Zaten Ezel Hoca oyuncuya bir çerçeve çizip içinde oynayabileceği boş bir alan bırakan bir yönetmen. Türkiye’nin önemli oyuncularıyla birlikte çalışmak güzeldi. Hallaç Rüstem oldum bu kez de. Hürmüz’ün kocalarından biri. Trakyalı, iki karısı var. Biraz çapkın bir karakter. Filmde başka iki karısı olan bir karakter yok. Trakya şivesine bir kulak dolgunluğum vardı ama filmden önce bir hafta Keşan’a gittim. Orada çalıştım biraz.
‘7 Kocalı Hürmüz’ için “sinemada görsel bir şölen olacak, masalsı bir tadı var” yorumları yapıldı. Siz bununla ilgili neler düşünüyorsunuz?
Ezel Hoca’nın önceki filmlerine de baktığınızda zaten kendisini masal anlatıcısı olarak ifade ediyor. Güzel bir atmosfer var filmde. Dekor, kostüm, reji, ışık, resimler ve oyunculuk anlamında farklı bir çalışma oldu.
Bir röportajınızda “Duran bir kahve fincanını bile canlandırırım” demişsiniz. Oyunculuk öylesine büyük bir aşk mı sizin için?
Evet. Çok sevdiğiniz, yapmaktan acayip keyif aldığınız bir şey gibi. Mutlu oluyorum, kendimi ifade edebiliyorum. Ayrıca yönetmenin söylemek istediği cümleye ben de katılıyorsam o daha da güzel oluyor benim için. ‘Bornova Bornova’ filmindeki gibi. 80 sonrası kuşağın nerelere yöneldiği ve nerelerde yitip gittiğiyle ilgili bir film. O cümlenin altında adımın olması beni mutlu ediyor. Bundan daha büyük bir motivasyon yok. Yolda yürüyorsunuz ve insanlar güleryüzle davranıyorlar, sizi tanıyorlar. Bu da çok güzel. Bir de üstüne para kazanıyoruz.
Mesleki anlamda kendinizi nerede görüyorsunuz?
Yolun çok başındayım. Doğru adımlar atmak istiyorum. Şu ana kadar yanlış birşeyler yaptığımı düşünmüyorum. Kariyerim adına her şey yolunda. Mutluyum. İstikrar göstermek ve bunu sürdürebilmek önemli. Ben bir şey yaptığımda onun devamı gelebilmeli ki sanatçı olarak anılabileyim. Yoksa bir albüm yapan ya da bir dizide oynayan için de sanatçı deniyor. Bu bizim ülkemizde ne yazık ki çok ucuz. Benim düşündüğüm sanatçı kavramı ağır, kısık ateşte demlenen ve yavaş olan bir şey. Ve benim için vakit var.