AKŞAM | DUNYA | 21 KASIM 2009, CUMARTESİ
Başmüzakerecİ Egemen Bağış AB'nin tepe noktasına yönelik secimin ardından yaptığı yazılı açıklamada, 'İnanıyorum ki, yeni başkan ve yüksek temsilci Türkiye'nin kararlılığını ve AB'ye yapacağı katkıları takdir ederek, hem ülkemiz hem AB için kazanç sağlayacak Türkiye'nin tam üyelik sürecini ilerletecektir' dedi.
Bağış, bir taraftan küçük ülke büyük ülke dengesinin göz önünde bulundurulduğunu, diğer yandan da muhafazakar ve sosyalist dengesinin kollandığını belirtti. Bağış, buna federal Avrupa ile işbirliğine dayalı Avrupa modellerini savunan görüşler arasındaki denge arayışının da eklenebileceğini ifade etti.
Belçika'nın, AB bütünleşme tarihinde lokomotif rol oynamış kurucu AB ülkelerinden biri olduğunu kaydeden Bağış, İngiltere'nin AB'ye ilk genişleme dalgasında katıldığını anımsattı. Bağış, her iki ülkenin de genel olarak genişleme ve özel olarak da Türkiye'nin AB üyelik süreci konusunda bugüne değin olumlu bir yaklaşım sergilediğine işaret etti. Van Rompuy'un ilk açıklamasında bir soruya yanıt olarak Türkiye'nin üyeliği konusunda tarafsız olacağı ve 27'lerin tutumunu benimseyeceğini belirtmesinin 'önemli ve ahde vefa ilkesine uygun' olduğunu kaydeden Bağış, 'Esasen Türkiye'nin beklentisi de, AB'nin ülkemizle ilgili olarak oy birliğiyle aldığı (1999'da tam üyelik için resmen aday ilan edilmesi ve 2005'de katılım müzakerelerine başlanması) kararlarına sadık kalmasıdır' ifadesini kullandı.
Daha önce Türkiye'nin AB'de asla yeri olmadığını savunan Van Rompuy atama kararı sonrasındaki ilk açıklamada, 1 Ocak'ta üstleneceği yeni görevinde Türkiye'nin üyeliği konusundaki kişisel görüşlerinin önem taşımadığını söyledi.
'Öyle ağırlar ki trafiği bile durduramazlar'
AVRUPA basını, Lizbon Anlaşması gereği iki pozisyona düşük profilli kişilerin atanması kararını topa tuttu.
- Guardian: 'Hem Van Rompuy'un, hem de Ashton'un bırakın Pekin'i, Brüksel'de bile ağırlıklarıyla trafiğin durmasına neden olabilecek isimler olmadığını' yazdı.
- El Pais: 'İki tanınmamış isim AB'yi yönetecek' başlıklı haberde, '27 ülke, liderlik özelliği olmayan bir başkan seçti ve İngiltere'ye dış politikayı hediye etti' yorumu yapıldı.
- El Mundo: 'Karizmatik olmayan bir Belçikalı ve kadın kontenjanından giren bir barones AB'yi yönetecekler' ifadesini başlığına çıkarırken, 'Büyük hedefler için zayıf isimler' yorumunda bulundu.
- Liberation: Ashton'un kötü bir tercih olduğu ve bu seçimin AB dış politikası için sorun yaratacağı yolundaki yorumları ön plana çıkarttı.